İHRACATTAN DÖNEN GIDALARI BİZE Mİ YEDİRİYORLAR? 2

 

Avrupa Birliğinde belli ülkeler işte bu ürünü imha eder belli ülkeler geri gönderir gibi bir klişe yok. Avrupa Birliği kuralları hepsinde geçerli. Şunu söyleyebiliriz, alıcılar tabi Türkiye’yi de ürkütmek istemiyor. Çünkü Alman, İsveç, Belçika çikolata fabrikalarının Türkiye’deki hammaddeye ihtiyacı var. Bu nedenle Türkiye’yi küstürmek istemezler. Ürün bazında bakıldığında özellikle fındığı diğer ürünlerden farklı bakmak lazım. Çünkü en az sorun fındıkta yaşanıyor. Hem buradaki ihracatçıların büyük çaplı olması hem de alıcıların da buna özen gösteriyor olması fındık da en az sıkıntı yaşanan ürün oluyor. Ürün bazında bakıldığında kuru kayısı da genelde kükürt fazla olunca problem oluyor. İncirde aflatoksin nedeniyle çok büyük sıkıntılar yaşanıyor. Kuru üzümde ciddi olarak pestisit sıkıntısı var.

DOMATES, ÇİLEK, BİBER, KİRAZ GERİ GELMEZ

Kuru meyve ve baharatlar geri getirilirken yaş meyve ve sebze ürünleri genellikle geri getirilmez gönderilen ülkede imha edilir. Çünkü fiyatı ve ürünün dayanıklılığı nedeniyle geri getirilmesi büyük zarar olur. İhraç edilirken de geri gelmeyeceği bilinerek gönderilir. Fiyatı da buna göre verilir.

Yaş meyve ve sebze de ilaç kalıntısı, böcek ve benzeri nedenlerle ürün red edilebiliyor. Ama bu ürünler ülkeye geri getirilmiyor. Bu mallar genellikle imha oluyor. Zaten seracılarla alıcı arasında bir anlaşma var. Genellikle buradaki seracı ile Avrupa veya Rusya’daki alıcı aynı aileden veya uzun yıllardır birlikte iş yapanlardır. Dolayısıyla ürünle ilgili problem çıktığında orada imha edilir, geri getirilmez. Hem ekonomik olarak hem de domates, kiraz, çilek, biber gibi ürünler uzun süre dayanamadığı için orada beklerken su kaybı nedeniyle pörsümeye başlar, çöp olur. Kullanılamaz.

ASMA YAPRAĞINDA CİDDİ SORUN VAR

Türkiye’de gündeme çok fazla gelmese de asma yaprağı ihracatında çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Genel bir söz var; “bir bağın ya üzümü ya da yaprağı para eder.” Fakat, Türkiye’de hem üzümü ham yaprağı para etsin diye bakılıyor. Birçok ülkede üzümü satacaksanız kullanılan ilacı ona göre atarsınız. Yaprağı satacaksanız ilacı ona göre kullanırsınız. Hem yaprak hem üzüm için ilaç kullanırsanız ihracatta da iç piyasada da üründe ilaç kalıntısı ciddi sorun oluyor. Asma yaprağı birçok mutfakta yaygın kullanılıyor. Avrupa’ya da, Suudi Arabistan’a da satıyoruz. Her kültürün mutfağında var.

Avrupa’ya yaprak ihracatında yüzde 100 analiz zorunluluğu var. Sarma olarak ihraç ettiğinizde yüzde 20 analiz yapılıyor. Bilinçsiz ilaç kullanımı nedeniyle ciddi sorunlar yaşanıyor.

TARIM BAKANLIĞI FABRİKADA, LİMANDA DEĞİL TARLADA KONTROL YAPMALI

Denetimle ilgili de ciddi bir sıkıntı var. Tarım ve Orman Bakanlığı limana 5 metre kala kontrol, denetim yapıyor. Yani işin asıl kaynağı olan tarlada yapmıyor. Bir ihracatçı ürünü ihraç ederken bazen ürünü hiç görmez, göremez, ellemez, dokunmaz o ürünü alır ihraç eder. Fabrikalar açısından da böyledir. Bazen bir ürünü alır işler ihraç eder. Asıl denetleme yapılması gereken yer tarladır. Köylünün ürettiği üründe denetim yapmak lazım. Üzüm örneğinde olduğu gibi üretici hem yaprak hem üzüm satmak için ikisinin de ilacını atıyor. İhracatçı bunu bilemez ki. Bakanlığın o denetimi yapması gerekir. Üretici de kendi açısından haklı. Sadece üzüm veya sadece yaprak sattığında para kazanamaz. Ama bakanlık kuru üzüm üreticisinin yaprak satışını engelleyebilir. Ona göre bir destek sağlayabilir.

Türkiye eğer bu sorunu çözmek istiyorsa Tarım Bakanlığı mutlaka tarlada analiz yapmalı, denetim yapmalı. Özellikle yaz döneminde denetimler yapılırsa bu sorunlar büyük ölçüde azalır. Bakanlığın en önemli sorunu sahadaki elemanlarının az olması. Elemanlar daha çok İl, İlçe müdürlüklerinde tutuluyor. Masa başı iş yaptırılıyor. O elemanların sahaya inip, mühendislerin denetim yapması lazım. O zaman ihracatta da içerde de daha sağlıklı ürünler tüketmiş oluruz.

BAŞKA ÜLKELER DE AYNI SORUNU YAŞIYOR

İhracattan ürünü dönen tek ülke Türkiye değil. Başka ülkeler de ürünlerde sorun çıkıyor ve geri dönüyor. Avrupa Birliği Frucom alarm sisteminde diğer ülkelerin de hepsini tek tek görebiliyorsunuz. Hangi ülkeden hangi ürün dönmüş, sıkıntı olmuş. Hepsi var. Türkiye’den daha fazla olan ülkelerde var. Amerika’nın badem, ceviz, pikan cevizi, kaliforniya fıstığında ciddi dönüşler var. Şili’den, İtalya’dan fındığın döndüğünü görüyoruz. Yani bir ürünün dönmesi dünyanın sonu değil.

GERİ DÖNEN ÜRÜN KAYITLARA İTHALAT OLARAK GEÇİYOR

İhraç edildikten sonra Türkiye’ye geri getirilen ürünlere ithalat prosedürü uygulanıyor ve kayıtlara da ithalat olarak geçiyor. Bu nedenle Türkiye, Almanya’dan kuru üzüm, kuru incir, fındık ithalatı yapmış görünüyor. Bunu “Türkiye dışarıdan fındık, üzüm, incir alıyor. Ne hala geldik diye yorumlayanlar da oluyor. Ama bu bizim ihraç edip sonra geri getirdiğimiz ürünler. Yani ithalat denilen o ürünler Türkiye’de üretilen ürünler.

Özetle, Türkiye’den ihraç edilen tarım ürünleri özellikle yaş meyve ve sebze ile kuru meyve ve baharatlar ürünleri zirai ilaç kalıntısı, pestisit, aflatoksin, Akdeniz meyve sineği vb. nedenlerle gittiği ülkede red edildiğinde kuru meyve ve baharatlar ülkeye geri getiriliyor. Yaş meyve ve sebze ürünleri ise çoğunlukla gittiği ülkede imha ediliyor. Ülkeye geri gelen ürünler elden geçirildikten sonra ya yeniden ihraç ediliyor ya da iç piyasada tüketiliyor.” İhracattan dönen ürünleri bize mi yediriyorlar?” sorusunun yanıtı bu. Ama ihraç edilmeden iç piyasada bize yedirilen ürünlerin de temizliğini sorgulamak gerekir. Bizim içeride yediğimiz ürünler ne kadar temiz? Tarım Bakanlığı bu konuda ne kadar denetim yapıyor? Gıda denetimini bakkalda, markette, lokantada yaparken tarlada daha fazla yapması gerekmiyor mu? Bu sorulara da yanıt verilmesi şart.

Diğer Yazılar