OKULU: ENFLASYON FARKI CEBE YANSIMIYOR!

Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube Başkanı Gökhan Okulu, kamu emekçisinin toplu sözleşme ve zammı ve enflasyon farkı ile getirilen maaş artışlarının kağıt üzerinde artışlar olduğunu, cebe yansımadığını ileri sürdü. Okulu, “Bu durum gerçek bir kazanım değil, hesaplama yönteminin yarattığı geçici bir görüntüdür” dedi.

Toplu sözleşme artışları ve enflasyon farklarının kamuoyunda çoğu zaman yüksek oranlar üzerinden tartışıldığını, asıl sorunun bu oranların nasıl hesaplandığı ve ne zaman uygulandığı olduğunu söyleyen Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube Başkanı Gökhan Okulu, “2025 yılının ikinci altı ayına ilişkin enflasyon %12,19 olarak gerçekleşti. Emekliler bu oranı doğrudan alırken, memurlar ve memur emeklileri için ise farklı bir hesaplama yapıldı. 2025’in ikinci dönemi için verilen %5’lik toplu sözleşme zammı, enflasyon farkından düşüldü; kalan farkın üzerine yaklaşık %11’lik bir artış eklendi. Bu nedenle memurlar, %12,19’un üzerinde %18,6 oranında artış almış gibi göründü. Oysa enflasyon farkı zam değildir. Sonuçta bu durum gerçek bir kazanım değil, hesaplama yönteminin yarattığı geçici bir görüntüdür” diye konuştu.

TEMMUZ AYINDA KAYBA DÖNÜŞECEK

Yaptığı yazılı açıklamada asıl belirleyici oranın temmuz ayında ortaya çıkacağını vurgulayan Okulu, “ 2026’nın ilk yarısı için verilen %11’lik toplu sözleşme zammı, temmuz ayında yapılacak enflasyon farkı hesabında önce düşülecek, kalan farkın üzerine yaklaşık %7 eklenecektir. Bu yapı nedeniyle memurlar, temmuz ayında enflasyonun altında bir artış almak zorunda kalacaktır. Yani ocak ayında avantaj gibi görünen durum, 2026 Temmuz ayında açık bir reel kayba dönüşecektir” dedi.

YÜZDE 15 VERGİ DİLİMİ SABİTLENMELİ

Kamu emekçileri açısından ücretler, vergilendirme, enflasyon telafisi, çalışma güvencesi ve emeklilik sisteminin birbirinden bağımsız alanlar olmaktan çıktığını ifade eden Okulu, “ Bu başlıklar artık birlikte çalışan, birbirini etkileyen ve çoğu zaman aynı sonucu üreten politika alanlarıdır. Bu nedenle alanların bir arada değerlendirilmesi önemlidir. Vergi dilimleri, oranlar sabit, yük gün geçtikçe büyüyor. Gelir vergisi tarifesi artan oranlıdır. Ancak ücretlilerin yaşadığı temel sorun, vergi oranlarından çok tarifenin ilk basamağının dar tutulmasıdır.  %15 vergi diliminde yılın ilk aylarında net ücreti belirlenmekte, daha üst oranlara geçişin hızı tayin edilmekte ve ücret artışlarının ne kadarının çalışanın cebinde kalacağı fiilen ortaya çıkmaktadır. 2025 yılında %15’lik ilk dilim 158 bin TL iken, 2026 yılında bu tutar 190 bin TL’ye çıkarılmıştır. Bu artış ilk bakışta anlamlı görünse de aynı yıl için açıklanan %25,49’luk yeniden değerleme oranının gerisinde kalmaktadır. Sonuçta; ücretliler, yılın üçüncü ayında %20 ve yılın altıncı ayında %27’lik dilimlere geçmekte; aldıkları ücret artışlarının bir bölümü aynı yıl içinde vergi yoluyla geri alınmaktadır. Bu durum teknik bir aksaklık değil, uzun süredir devam eden yapısal bir tercihtir. Bu hatanın düzeltilmesi için vergi dilimi uygulamasının %15’te sabitlenmesi gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

Okulu, Eğitim-İş olarak emekçilere dayatılan yoksulluk ve güvencesizlik düzenine karşı; insan onuruna yaraşır yaşam ve çalışma koşulları için mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.