ÜRETİM KASLARIMIZI KAYBEDİYORUZ

BASİAD Başkanı Doğan Değirmenci üretimin daraldığını, sanayinin zayıfladığını, iş dünyasında yatırım iştahının gerilediğine dikkat çekti; “Bu tabloyu yalnızca para politikasıyla düzeltmek mümkün değildir” dedi.

Babadağlı Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Doğan Değirmenci ekonomilerin gerçek gücünü üretimden aldığını söyledi, mevcut tablonun endişe verici olduğunu kaydetti.

İSO Türkiye İmalat PMI endeksi Haziran verilerini değerlendiren Değirmenci; “Ekonomilerin gerçek gücü; tüketimle değil üretimle, ithalatla değil ihracatla, kısa vadeli sermaye hareketleriyle değil katma değer üreten sanayiyle ölçülür. Bugün açıklanan veriler ise Türkiye’nin üretim kaslarının her geçen ay biraz daha zayıfladığına işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

TABLOYU DEĞERLENDİRDİ

Bugünkü tabloda; üretimin daraldığını, sanayide zayıflama yaşandığını, yatırım iştahının gerilediğini, finansman maliyetlerinin zorlayıcı olduğunu, fiyat baskısının sürdüğünü ve hane halkı alım gücünün eridiğini söyleyen Değirmenci; “Bu tabloyu yalnızca para politikasıyla düzeltmek mümkün değildir. Enflasyonla mücadele elbette vazgeçilmezdir. Ancak fiyat istikrarını sağlarken üretim kapasitesini zayıflatmayan, sanayinin rekabet gücünü koruyan ve yatırım ortamını güçlendiren bütüncül politikalara ihtiyaç vardır.

Sanayicinin uygun maliyetli finansmana erişebildiği, ihracatçının kur ve maliyet baskısı altında rekabet gücünü kaybetmediği, teknoloji yatırımlarının teşvik edildiği ve yüksek katma değerli üretimin desteklendiği bir ekonomik iklim oluşturulmalıdır. Çünkü üretim kasları bir ülkenin en stratejik sermayesidir” değerlendirmesinde bulundu.

GÜÇLÜ ÜRETİM VURGUSU

Desteklenmeyen üretimin küçüleceği uyarısında bulunan BASİAD Başkanı Değirmenci; “Destek olmazsa fabrikalar kapasite kaybeder, yatırımlar ertelenir, nitelikli iş gücü azalır ve küresel rekabet gücü geriler. Kaybedilen üretim kapasitesini yeniden inşa etmek ise aylar değil, yıllar alır.

Bugün kaybettiğimiz her üretim kası; yarının ihracatından, istihdamından, teknolojik dönüşümünden ve ekonomik bağımsızlığından eksilen bir parçadır. Türkiye’nin önünde önemli bir tercih bulunuyor. Ekonomiyi yalnızca tüketim üzerinden büyüten bir model mi, yoksa üretimi, yatırımı ve yüksek katma değeri merkeze alan sürdürülebilir bir kalkınma modeli mi? Çünkü güçlü ekonomiler güçlü sanayiyle; güçlü sanayi ise güçlü üretim kaslarıyla ayakta kalır” ifadelerini kullandı.