MESLEK LİSELERİ MEMLEKET ÜRETİM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ
Denizli Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Nuri Turgut, 2 yıldır yürüttükleri meslek liseleri projesi hakkında bilgi verdi, yılın ilk 6 ayındaki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Küresel gelişmelerden Türkiye ekonomisine, Denizli’nin ihracat performansından reel sektörün yaşadığı sorunlara kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulunan Turgut, üretim, teknoloji ve katma değer odaklı yeni bir kalkınma modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.
Denizli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut, Yönetim Kurulu ile birlikte düzenlediği basın toplantısında 2026 yılının ilk yarısını ekonomi açısından değerlendirdi. DESİAD olarak mesleki eğitimi memleket meselesi olarak gördüklerini belirten Turgut, 2 yıldır yürüttükleri Meslek Liseleri Projesi kapsamında yapılan çalışmaları anlattı.
MESLEK LİSELERİ MEMLEKET MESELESİ
Denizli'deki tüm meslek liselerini ziyaret ederek öğretmen, müdür ve öğrencilerle bir araya geldiklerini, hazırladıkları somut yasa önerisi metnini Denizli milletvekillerine teslim ettiklerini, GESİFED, TÜRKONFED ile TÜSİAD vasıtasıyla konuyu Türkiye gündemine taşıdıklarını söyleyen Turgut, “Meslek liselerinin tercih edilen okullar olması için ücretsiz öğle yemeği, servis, yerel yönetimlerle ortaklaşa şehir içi ulaşım kolaylığı ve başarı kriterli burs imkanları sağlanması, mezunların kendi işlerini kurabilmeleri için kamu bankaları aracılığıyla çok cazip iş yeri açma kredisi verilmesi, işletmelere belli oranda meslek liseli çalıştırma ve stajyer bulundurma mecburiyeti getirilmesi, iş dünyasına SGK prim avantajı tanınması, üniversite sınavında kendi alanlarında fark yaratacak katkı puanları verilmesi, ilgili fakültelerde kontenjan ayrılması ve askerlikte avantaj sağlanması gibi tekliflerimizi içeren çalışmanın TBMM gündemine getirileceğine inanıyoruz” dedi.
DÜNYA HER SABAH YENİ BİR KRİZLE UYANIYOR
Ekonomik gelişmelerle ilgili geniş bir değerlendirme yapan Turgut, küresel belirsizliklerin giderek derinleştiğini söyledi.Turgut; “Ocak ayında yaptığımız basın toplantısında 2025 yılını değerlendirirken, dünyada dengelerin el değiştirdiği, kaynak paylaşımında kuralsızlıkların yaşandığı, askeri ve ekonomik savaşların öne çıktığı çok zor bir dönemden geçtiğimizi ifade etmiştik. Aradan geçen altı ayda bu tablo daha da ağırlaştı. Bugün her sabah ülkemizi, bölgemizi ve dünyayı etkileyen yeni bir problemle uyanıyoruz. İstikrar ve güven kavramlarının neredeyse unutulduğu bir süreç yaşıyoruz” dedi.

“EKONOMİNİN GÜNDEMİ ÜRETİM OLMALI”
Türkiye’nin zaten kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olduğunu ifade eden Turgut, ülke gündeminin üretim yerine siyasi tartışmalarla meşgul edildiğini belirterek; “Zaten hassas dengeler üzerinde yürüyen ekonomimiz bu süreçten en fazla etkilenen ülkelerden biri oldu. Yurt içinde odağımızda siyasi çekişmeler, mutlak butlan tartışmaları, cumhurbaşkanlığı seçimi ve belediyeler gibi başlıklar yer aldı. Oysa DESİAD’a göre ülkenin gerçek gündemi üretim, ihracat, yatırım, teknoloji, hız, kalite ve katma değer olmalıydı. Bu konuların geri plana itilmesi hepimiz adına önemli bir kayıptır” dedi.
Üç yıldır uygulanan ekonomik programını değerlendiren Turgut, enflasyonla mücadelede istenilen seviyeye ulaşılamadığını vurgulayarak; “Üç yıldır enflasyonla mücadele amacıyla uygulanan sıkı para politikaları ve finansal araçlarla faizi ve enflasyonu aşağı çekme çabası, yaşanan küresel ve bölgesel gelişmeler nedeniyle beklenen ivmeyi yakalayamadı” dedi.
“DENİZLİ İHRACATTA GÜCÜNÜ KORUYOR”
Denizli’nin ihracat performansına da değinen Turgut, kentin üretim gücünü koruduğunu ancak rakamların doğru okunması gerektiğini belirterek; “Denizli yılın ilk altı ayında 2 milyar 450 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye’de 8’inci sırada yer aldı. Türkiye genelinde ise ilk altı aylık ihracat yüzde 3,6 artışla 136,1 milyar dolara, son 12 aylık ihracat ise 277,9 milyar dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak bu rakamları sadece artış olarak değerlendirmek doğru olmaz” şeklinde konuştu.
ENFLASYON DÜŞÜYOR AMA HEDEFE HÂLÂ UZAĞIZ
Haziran ayı enflasyon verilerini değerlendiren Turgut, mücadelenin süreceğini ifade ederek; “Haziran ayında aylık enflasyon yüzde 0,99 gerçekleşti. Yıllık TÜFE ise yüzde 32,11 seviyesinde kaldı. Bu tablo enflasyonla mücadelenin devam edeceğini ve hedeflenen sonuçlardan hâlâ uzak olduğumuzu gösteriyor” açıklamasını yaptı.
İstihdam verilerinin yüzeysel değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Turgut, sanayi istihdamındaki gerilemeye dikkat çekti.Sanayide istihdam kaybının inşaat ve hizmet sektöründen kapandığını vurgulayan Turgut; “Toplam istihdam rakamlarımız korunuyor, hatta sınırlı artışlar görüyoruz. Ancak detaylara baktığımızda sanayideki istihdam kaybının inşaat ve hizmet sektöründeki artışla telafi edildiğini görüyoruz. Özellikle bilişim, yazılım, eğitim ve sağlık gibi nitelikli alanlar dışındaki hizmet sektörlerinde, kafe çalışanı ya da market kasiyerliği gibi işlerde görülen artışın geleceğe taşıdığı anlam maalesef olumsuzdur” dedi.

“RAKAMLARIN GÖRÜNMEYEN TARAFINA BAKMALIYIZ”
Ekonomik göstergelerin yalnızca açıklanan verilerden ibaret olmadığını belirten Turgut, “Bu rakamları ilgili kurumlar zaten açıklıyor. Bizim bakmamız gereken bunların görünen ve görünmeyen tarafıdır. İhracattaki artışı, büyüme rakamlarını ve istihdam verilerini doğru okumalıyız. ISO 500 şirketlerinin finansman giderlerinin kârlılığı eritmesi, konkordato sayıları, icra takipleri, sanayinin milli gelir içindeki payı, sektörlerin kârlılık oranları ve ihracatın büyümeye negatif katkısı birlikte değerlendirilmelidir” diye konuştu.
ÜRETİM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR
Ekonomide kalıcı çözümün üretimden geçtiğini vurgulayan Turgut, mevcut yöntemlerin tek başına yeterli olmayacağını ifade ederek; “Yüksek ateşle mücadele eden bir hastaya yapılan tedavi nasıl sadece belirtileri ortadan kaldırıyorsa, bugün uygulanan yöntemler de ekonominin temel sorunlarını çözmüyor. Kök nedenleri çözmeden aynı tabloyu yeniden yaşarız. Belirsizliğin kalıcı hale geldiği bir dünyada sadece ekonomik verileri değil, ülkemizin bağımsızlığını ve geleceğini de düşünmek zorundayız. Güçlü olmak için üretmek zorundayız. Üretmek özgürlüktür. Bize göre üretim milli güvenlik meselesidir” dedi.
“TEKNOLOJİ DEVRİMİNİ KAÇIRMAMALIYIZ
Türkiye’nin yeni bir kalkınma hikâyesine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Turgut, “Bu ülke sanayi devrimini kaçırdı. Teknoloji devrimini kaçırırsak geleceğimizi kaçırırız. Günlük siyasi tartışmalar yerine bütün enerjimizi bilimin ve aklın ışığında çalışmaya ayırmalıyız. Kendi aramızda al-sat yaparak geleceğimizi güvence altına alamayız. Konuşmamız ve yapmamız gereken yatırım, teknolojiye dayalı üretim, katma değer, inovasyon ve marka yolculuğudur. Mevcut yöntemlerle enflasyonla mücadelede gelinen nokta budur. Bundan sonra yalnızca faiz ve kur politikalarıyla ilerlemek olumlu sonuç vermeyecektir. Kalıcı çözüm yatırım yapmak, üretimi artırmak, arzı güçlendirmek ve maliyetleri düşürmektir. Tarımda ve turizmde sahip olduğumuz potansiyeli sonuna kadar değerlendirmeliyiz. Finansal hedeflere ulaşmaya çalışırken reel sektörü ihmal etmek, uzun vadede ülke ekonomisinin temelini zayıflatır. Artık yeni bir kalkınma hikâyesini yazmanın ve bunu hayata geçirmenin zamanı gelmiştir” değerlendirmesini yaptı.




