78 CAN İÇİN GÖKYÜZÜNE FENER BIRAKTILAR

Bolu Kartalkaya’da geçen yıl çıkan ve 34’ü çocuk 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasının birinci yıldönümünde, otel önünde bir araya gelen aileler, facianın yaşandığı saat 03.17’de gökyüzüne dilek fenerleri bırakarak kaybettikleri yakınlarını gözyaşlarıyla andı.

Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de geçen yıl çıkan ve 34’ü çocuk 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasının üzerinden tam 1 yıl geçti. Türkiye’yi yasa boğan facianın birinci yıldönümünde, gece yarısı hava sıcaklığının sıfırın altına düştüğü Kartalkaya’da, acılı aileler otel önünde saat 03.17’de bir araya geldi. Acıların dinmediği facianın yıldönümünde, geride kalanlar bir kez daha olay yerindeydi.

Duygusal anların yaşandığı anmada, hayatını kaybedenlerin isimleri ve onları temsilen kanatlarıyla uçan melek sembolleri projeksiyonla otelin duvarına yansıtıldı. Yakınlarını gözyaşlarıyla anan aileler, kaybettikleri çocukları, eşleri ve kardeşleri için gökyüzüne dilek fenerleri bıraktı. Acıların dinmediği faciada sağ kurtulan, Denizli’nin yakından tanıdığı eski Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Altın’ın oğlu Hilmi Altın da kaybettiği eşi ve kızını acıyla paylaştı.

Hilmi Altın, en uzun gecenin üzerinden bir yıl geçtiğini ama acının hiç geçmediğini belirterek, sosla medya hesabının durumlarında eşi Kübra ve kızı Alya’nın fotoğrafları ile kızının odasını paylaştı. Yaşadığı tarifsiz acıyı şiirlere döken Altın, “Bir ateş aldı geceyi; nefes sustu, keder kustu. Çığlıklar duman üstünde kaldı, göğe tutundu. Güzel ruhlar vedasız yükseldi karanlıkta, Benim yüreğim o gece karda dondu/ Bir yıl geçti sanıldı; oysa aylar uğramadı. Bir gün bile akmadı, zaman orada sustu. Aynı gecedeyim hâlâ, aynı yerde, aynı anda, Zamansız bir emanet indi gökten omuzlarıma...” dizeleriyle duygularına yer verdi.

Altın, kızı ve eşinin otel duvarına yansıtılan isimleri ile gökyüzüne bırakılan dilek fenerlerini de paylaştı. Kartalkaya'da 78 kişinin öldüğü otel yangınında eşini ve kızını kaybeden Hilmi Altın, facianın birinci yılında yaşadığı büyük acıyı ilk günkü tazeliğiyle yüreğinde taşıyor, Soma’da her gün eşi ve kızını mezarı başında ziyaret ediyor.