EHLİYETİ ALINAN ARAÇ SAHİBİ TAZMİNAT İSTEYEBİLİR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, maddi hasarlı trafik kazasında araç malikinin sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmış olmasının tazminat talebine engel teşkil etmeyeceğine hükmetti. Daire, ayrıca araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilebileceğini belirtti.
Edinilen bilgiye göre, Denizli’de 3 Aralık 2023 tarihinde E.K’nın kullandığı davacı H.K’ye ait araç, E.B.T yönetimindeki G.T’ye ait araçla çarpıştı. Bilirkişi raporunda, davacıya ait aracın sürücüsünün kusursuz olduğu, davalı sürücünün ise birinci derecede kusurlu olduğu tespit edildi. Davacı vekili, belirsiz alacak davası açarak; araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti (kullanamama) bedeli talebinde bulundu.
Yargılamayı yapan Denizli 7. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın belirsiz alacak davasına konu olamayacağı ve davacının kaza tarihini kapsayacak şekilde sürücü belgesine el konulmuş olup davacının sürücü belgesinin kaza tarihinde geçerli olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verdi. Kararın kesinleşmesinin ardından Adalet Bakanlığı, kararda hukuka aykırılık bulunduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma istemiyle dosyayı temyiz etti.
TEMYİZ SEBEPLERİ
İlk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan temyiz başvurusunda; davacının alacağını dava açmadan önce belirleyebilme imkânı bulunmadığından belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, kaza anında aracı kullanan kişinin araç maliki olan davacı olmadığı, kaza sırasında aracın davacının eşi tarafından kullanıldığı, kaza sırasında araç davacı tarafından kullanılmadığından davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasının araç maliki olarak uğradığı maddi zararın tazminini talep etmesine engel olmadığı, davacının aracında önceden hasar bulunmasının araçta meydana gelen değer kaybının hesaplanmasına engel olmadığı, aracın önceki hasarlarının dikkate alınarak davacının zararının hesaplanmasının gerektiği vurgulandı.
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca temyiz istemini kabul ederek "sonuca etkili olmamak üzere" kararı kanun yararına bozdu.
KARARIN GEREKÇESİNDEN
Dairenin kararında, 6100 sayılı Kanun'la belirsiz alacak davası açabileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği, kusurlu ve hukuka aykırı fiili nedeniyle başkasına zarar veren kişinin "zararı gidermekle yükümlü olduğu" ifade edildi. Davacının talebinin değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararına ilişkin olduğunun altı çizilen gerekçede; “Araçta meydana gelen değer kaybı, aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibarıyla önceki kazaları araştırılarak ve niteliği ve etkisi göz önüne alınarak aracın ikinci el rayiç değeri ile yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerekir. Araç mahrumiyet zararının ise aracın makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kiralanması için gerekli bedelin ne kadar olduğu belirlendikten sonra hesaplanması gerekir. Tüm bu hususlar özel ve teknik bilgiyi gerektiren konular olup davacının, alacağını dava açmadan önce belirleyebilme imkânı bulunmadığından belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı mevcuttur” denildi.
Kazanın meydana gelmesinde davacıya ait aracın sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığına işaret edilen değerlendirmede, “Bu haliyle kaza sırasında aracı kullanan kişinin araç maliki olan davacı olmaması nedeniyle davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması, uğranılan maddi zararın tazmininin talep edilmesine engel değildir” ifadesine yer verildi.
“Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının mevcut olduğu ve kaza sırasında araç sürücüsü konumunda olmayıp araç maliki olan davacının sürücü belgesinin geçici süreyle geri alınmış olmasının araçta meydana gelen zararın tazminini talep etmeye engel olmadığı gözetilerek ve zarar miktarı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı şekilde hüküm tesis edildiği” belirtilen kararda, yerel mahkeme kararının bu yönüyle doğru görülmediği, bu nedenle kanun yararına bozulmasına oybirliği ile karar verildiği bildirildi.




