DENİZLİ'DE TARİHİ KEŞİF
Denizli'nin Çivril ilçesinde yer alan Beycesultan Höyüğü'nde yürütülen kazı çalışmalarında, çivit mavisiyle boyanmış ve tek iğneli örgü tekniğiyle üretilmiş dört bin yıllık kenevir kumaş parçaları gün yüzüne çıkarıldı. Arkeofili.com'un aktardığı bilgilere göre, Tunç Çağı Anadolu'suna ait bu nadir buluntular bölgedeki tekstil üretiminin bilinenden çok daha gelişmiş olduğunu kanıtlıyor.
Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Maner başkanlığındaki araştırma ekibi, Tunç Çağı zanaatkarlığına dair ezberleri bozan bir keşfe imza attı. Arkeofili.com tarafından detayları paylaşılan ve Antiquity dergisinde yayımlanan bilimsel çalışma, Anadolu'da bugüne kadar bilinmeyen gelişmiş bir tek iğneli örgü tekniğinin varlığını ortaya koydu. Denizli'nin kuzeybatısında, Çivril ilçesindeki Beycesultan Höyüğü'nde 2016 ile 2018 yılları arasındaki kazı sezonlarında gün yüzüne çıkarılan yanmış iki ayrı tekstil parçası, çivit otu kaynaklı indigo ile boyanmış en eski kumaş örnekleri olarak tarihe geçti. Ege Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eşref Abay'ın 2007 yılından bu yana Bakanlar Kurulu kararıyla yürüttüğü kazılarda ulaşılan bu organik buluntuların, bölgenin toprak nemi ve geçmişteki yıkıcı yangınlar göz önüne alındığında günümüze ulaşabilmesi büyük bir bilimsel şans olarak değerlendiriliyor.

TEK İĞNELİ ÖRGÜ TEKNİĞİ
Milattan önce 1915 ile 1745 yılları arasına, yani Orta Tunç Çağı'na tarihlendirilen ilk kumaş parçası, kazı alanında zemine yapışık bir vaziyette tespit edildi. Uzmanlar tarafından gerçekleştirilen gelişmiş mikroskobik ve kromatografik analizler sonucunda, söz konusu eserin "nålbinding" olarak adlandırılan özel bir teknikle üretildiği anlaşıldı. Kumaşın bir dokuma tezgahı yerine ipliğin tek bir iğne yardımıyla ilmek ilmek geçirilmesi suretiyle oluşturulduğu bu yöntem, sadece Anadolu'da değil tüm Yakın Doğu'da saptanan ilk tek iğneli örgü örneği olma özelliğini taşıyor. Ayrıca bu kenevir kumaşın çivit otundan elde edilen indigo ile maviye boyandığının kesinleşmesi, eseri Tunç Çağı Anadolu'sunda keşfedilen en eski mavi boyalı tekstil ürünü yapıyor.

KRALLARA LAYIK LÜKS ÜRETİM
Milattan önce 1700 ile 1595 yılları arasına, Eski Hitit Dönemi'ne denk gelen ikinci parça ise yine kenevir kullanılarak düz bezayağı dokuma tekniğiyle imal edilmiş olarak bulundu. Her iki tarihi kumaşın da etrafında ağırşaklar, tezgah ağırlıkları, çeşitli iğneler ve dokuma araçları barındıran, antik dönemde tekstil atölyesi olarak kullanıldığı anlaşılan mekanlarda ele geçirilmesi dikkat çekti. Mezopotamya ve Hitit İmparatorluğu'na ait çiviyazılı metinlerde krallar ile elit kesim tarafından giyildiği belirtilen mavi yünlü kıyafetlerin, yöneticiler arasında değerli bir hediye olarak el değiştirdiği biliniyor. Mısır firavunu Tutankamon'un mezarında ve Minos saraylarının fresklerinde de rastlanan elit statü sembolü mavi tekstillerin Beycesultan'da üretilmiş olması, bu yerleşimin sadece günlük giysiler değil, aynı zamanda üst düzey yöneticiler için lüks eşyalar tasarlayan önemli bir merkez olduğunu gösteriyor.

ZANAATKARLARIN SOFİSTİKE BİLGİSİ
Bölgedeki önceki kazı dönemlerinde farklı boyutlarda onlarca ağırşak ve tezgah ağırlığının bulunması, yerleşkede farklı iplik kalınlıklarına uygun, uzmanlaşmış ve yoğun bir dokumacılık faaliyetinin yürütüldüğüne işaret ediyor. Çivit mavisi kumaşın hemen üzerinde bulunan disk biçimli taş ağırlık ve yakınındaki dokuma tezgahına ait olduğu düşünülen kazık delikleri, binlerce yıl öncesinin zanaatkarlarının çalışma ortamına dair oldukça net bir tablo sunuyor. Beycesultan Höyüğü'nde gerçekleştirilen bu olağanüstü keşif, dönemin ustalarının bitkisel liflerin işlenmesi, boya kimyası, ileri tekstil teknikleri ve lüks giyim üretimi konularında son derece sofistike bir bilgi birikimine sahip olduklarını kanıtlıyor.




