“CAN GÜVENLİĞİ SAĞLANINCAYA KADAR SUSMAYACAĞIZ”

İstanbul’da görevi başındakatledilen biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik başta olmak üzere öğretmenlere yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla Eğitim-İş Denizli Şubeleri tarafından “Öğretmene Yönelik Şiddeti Lanetliyoruz” yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşe öğretmenlerin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrenci tarafından bıçaklanan iki öğretmenden Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesine eğitim camiasında tepkiler dinmiyor. Eğitim-iş Denizli şubeleri, görevi başında katledilen biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik başta olmak üzere öğretmenlere yönelik şiddeti protesto etmek, öğretmenlik mesleğinin onuruna sahip çıkmak için bugün iş bırakma kararı alırken, “Öğretmene Yönelik Şiddeti Lanetliyoruz” adıyla yürüyüş düzenledi.

Gazi İlkokulu önünde toplanan sendika üyeleri öğretmenler, Delikliçınar Meydanı’na kadar yürüyerek katliamı kınadı.  “Susma haykır, şiddete hayır” “Okullarda ölmek istemiyoruz”,  “Atatürk’ün öğretmenleriyiz” şeklinde sloganlarla dövizlerin taşındığı ve düdüklerin çalındığı yürüyüşe Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, CHP Merkezefendi İlçe Başkanı Müjdat İlhan ile çok sayıda sivil toplum kuruluşları da katılarak destek verdi.

Gazi Bulvarı’dan Delikliçınar Meydanı’na kadar gerçekleşen yürüyüşün ardından Eğitim-İş Denizli 1 No’lu Şube Başkanı İlker Zengin ile Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube Başkanı Gökhan Okulu basın açıklamasını okudu. 2 No’lu Şube Başkanı Okulu, üzücü bir olay dolayısıyla bir arada olduklarını belirterek, artık sıradanlaşan bu tür olaylar nedeniyle öğretmenlerin can güvenliklerinin tehlikede olduğunu vurguladı, sorumluların hesap vermesi gerektiğini kaydetti.

Eğitim-İş Denizli 1 No’lu Şube Başkanı Birleşik Kamu-iş Konfederasyonu Denizli İl Başkanı ve İlker Zengin da okulda yine bir öğretmenin öldürüldüğüne işaret ederek, “Eğitim yuvasında. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde. 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir. Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur.” dedi.

“CAN GÜVENLİĞİ SAĞLANINCAYA KADAR SUSMAYACAĞIZ”

Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılıp tutanakların tutulduğunu, hatta psikiyatrik tedavi süreci olduğunun bilindiğini ifade eden Zengin, “Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz. Buradan açıkça söylüyoruz. Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez. Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?” açıklamasında bulundu.

Bu cinayetin arkasındaki zihniyetin; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayış olduğunu savunan Zengin, “Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır: “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır.” ifadelerine yer verdi.

Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebildiğine işaret eden Zengin, “Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.  Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.” dedi.

Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmaları gerektiğinin altını çizen Zengin, “Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor. Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz. Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz. Artık yeter. Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz.” ifadelerini kullandı.