BEYAZ CENNET SESSİZCE KURUYOR

Denizli Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği (DENTUROD) Başkanı Gazi Murat Şen, Pamukkale Travertenleri'ndeki fiziksel aşınma ve su kaybına dikkat çekerek, beyaz mirasın korunması için acil "kontrollü erişim" modeline geçilmesi gerektiğini vurguladı. Şen, termal su debisinin son 30 yılda saniyede 450 litreden 150 litreye gerilediğini belirterek çarpıcı uyarılarda bulundu.

Denizli'nin dünya çapındaki turizm markası Pamukkale, aşırı ziyaretçi yoğunluğu ve azalan su kaynakları nedeniyle kararma tehlikesiyle karşı karşıya. 2025 yılında kent nüfusunun iki katından fazla, toplam 2,3 milyon turisti ağırlayan beyaz cennetin sürdürülebilirliği tartışmaya açıldı. DENTUROD Başkanı Gazi Murat Şen, travertenlerin doğal yenilenme hızının üzerine çıkıldığını ifade ederek, sadece "turist sayısı" odaklı başarının doğaya ağır bir fatura kestiğini belirtti. Şen doğanın faturayı kestiğini işaret etti, “Pamukkale nefes alamıyor” dedi. 

TERMAL SUDA KORKUTAN KAYIP

Devlet Su İşleri (DSİ) verilerini paylaşan Başkan Şen, Pamukkale’yi besleyen can damarlarındaki çekilmenin boyutlarını gözler önüne serdi. 1993 yılında saniyede 450 litre olan termal su debisinin günümüzde 150 litreye kadar düştüğünü vurgulayan Şen; “Pamukkale’yi besleyen termal su debisi son 30 yılda üçte iki oranında azaldı. 1993’te saniyede 450 litre olan can suyu, bugün 150 litreye geriledi. Sessizce kuruyoruz. Bu sadece teknik bir rakam değil; travertenlerin kararması, kristal dokunun bozulması ve beyaz mucizenin griye dönüşmesi demek. Aynı anda binlerce kişinin üzerinde yürüdüğü travertenler, doğal yenilenme hızını aşarak aşınıyor ve rengini kaybediyor. Ayakkabısız yürümek yetmiyor; artık attığımız adımların sayısını da sınırlamak zorundayız” diye konuştu. 

DÜNYA MODELLERİ ÖRNEK ALINMALI

Pamukkale’nin bir "geçiş güzergahı" olmaktan çıkarılıp "deneyim merkezi" haline getirilmesi gerektiğini savunan Gazi Murat Şen, bilet ve zaman kotası uygulamasını önerdi. Machu Picchu ve Galapagos gibi dünya miraslarındaki koruma modellerini örnek gösteren Şen, "Bu yerler halktan koparıldığı için değil, geleceğe kalsın diye korunuyor. Kontrollü erişim bir yasak değil, savunma refleksidir" ifadelerini kullandı. Önerilen modelle ziyaretçilerin Hierapolis, Laodikya ve Karahayıt gibi diğer turistik bölgelere yönlendirilerek turizmin zamana yayılması hedefleniyor.

MİRASI GELECEĞE TAŞIMA SORUMLULUĞU

Başkan Şen, kontrollü erişim modelinde Müze Kart sahipleri ve yerel halk için özel kotalar ayrılarak adaletin sağlanabileceğini belirtti. Elde edilen gelirlerin doğrudan UNESCO mirasının restorasyonu ve bilimsel izleme çalışmalarına aktarılması gerektiğini ifade eden Şen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bugün alacağımız kararlar, yarın çocuklarımızın hâlâ parlayan bir mirası mı yoksa 'eskiden beyazdı' diye başlayan hüzünlü hikâyeleri mi anlatacağını belirleyecek."