HER OKULA KADROLU GÜVENLİK
Okullarda güvenliğin sağlanması amacıyla bir dizi tedbir öneren Hürriyetçi Eğitim Sen; her okulda kadrolu bir güvenlik görevlisi ve sağlık çalışanlarında olduğu gibi mobil imdat uygulaması talep etti. Denizli Şube Başkanı Ersin Dede; “Öğrencilerin can güvenliği sorununu öğretmenlere yıkmak olmaz” dedi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırılarının ardından gündeme gelen okul güvenliğine ilişkin Hürriyetçi Eğitim Sen’den bir dizi tavsiye geldi.
KADROLU GÜVENLİK, MOBİL İMDAT SİSTEMİ
Sendikanın Denizli Şubesi Başkanı Ersin Dede okullarda şiddeti öğretmenin iletişim becerisine indirgemenin sorumluluktan kaçmak olduğunu belirterek; “Öğrencilerin can güvenliğinin sorumluluğunu öğretmenlere yıkmak doğru bir yaklaşım değildir” dedi.
Her okula kadrolu bir güvenlik görevlisi tahsis edilmesi gerektiğini kaydeden Başkan Dede, tüm liselerde ve riskli bölgelerdeki okullarda X-Ray cihazları bulunması gerektiğini kaydetti.
Sağlık çalışanlarında olduğu gibi eğitim çalışanlarında da acil durumlarda güvenlik güçlerine anında ulaşabilecek bir mobil imdat uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğinin de altını çizen Dede şu tavsiyelerde bulundu:
* Veli randevu sistemi etkinleştirilmeli; veliler okul koridorlarında, sınıflarda değil, bina girişinde ayrılan özel odalarda ağırlanmalıdır.
* Öğretmenin İtibarı korunmalı ve Hukuki Koruma getirilmelidir.
* Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun 33. maddesi kağıt üzerinde kalmamalıdır. “Eğitim çalışanlarına karşı işlenen suçlarda cezaların yarı oranında artırılması ve ertelenmemesi” hükmü, tavizsiz uygulanmalıdır.
* CİMER üzerinden yapılan asılsız şikayetlere karşı "haksız çıkma durumunda yaptırım" uyarısı eklenmelidir.

ÖĞRETMENİN SAYGINLIĞI EROZYONA UĞRATILDI
Denizli’de gerçekleştirilen Güvenli Okul İklimi Paneli’ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hürriyetçi Eğitim Sen Başkanı Dede öğretmenin asli görevinin eğitim olduğunun altını çizerek; “Eğitimde şiddet probleminin temeli zaten öğretmenin yıllardır sistematik bir şekilde erozyona uğratılan itibarı ve saygınlığıdır. Toplum gözünde öğretmenin değeri hak ettiği noktaya ulaşmadıkça ne öğrenci davranışlarındaki sorunlar ne eğitim kalitesi ne de diğer problemler çözüme kavuşabilir. Son dönemde mülki idareciler tarafından gerçekleştirilen toplantılarda, yaşanan güvenlik sorunlarının faturası öğretmene kesilmeye çalışılıyor, öğretmenin asli görevi eğitimdir. Bizler; evrak yüküyle boğulmuş, angaryalarla enerjisi sönümlenmiş bir öğretmen kitlesi değil, sadece asli görevi olan eğitim-öğretime odaklanmış bir kadro istiyoruz. Talebimiz nettir; öğretmen üzerindeki her türlü bürokratik baskı ve eğitim dışı iş yükü derhal kaldırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
YAPISAL DÜZENLEME ÇAĞRISI
Dede öğretmen itibarının sistemin başarısının ön koşulu olduğunu kaydederek, eğitim sistemindeki disiplinsizliklerin yapısal sorunlardan beslendiğine işaret etti. Pedagojik ve yapısal düzenlemelere ihtiyaç olduğunun altını çizen Dede; “Sınıf tekrarı kararı veli rızasına bırakılmamalı, öğretmenin takdirine sunulmalıdır. Disiplin kurulları kağıt üzerinde değil, etkin bir şekilde çalıştırılmalıdır. Ortaokul ve liselerin aynı binada bulunması çatışmaları tetiklemektedir. Binalar kesin olarak ayrılmalı, 5. sınıflar yeniden ilkokul bünyesine alınmalıdır. Kazanımlar sadeleştirilmeli; öğrenciler öfke kontrolü ve iletişim becerileri dersleriyle donatılmalıdır. Okullarda tek tip kıyafet uygulamasına geri dönülerek disiplin stabilize edilmelidir” diye konuştu.
Dede sendika olarak gerçekleştirilecek geniş çaplı çalıştaylarda ortak aklın işletilmesi tavsiyesinde bulunduklarını belirterek; "Ben yaptım oldu" mantığıyla, sorumluluğu öğretmene yıkan anlayışla bir yere varılamaz. Eğitimde şiddeti önlemek; polisle, yasayla, psikolojik destekle ve her şeyden önemlisi öğretmene verilen değerle mümkündür. Bilimsel ve liyakatli bir eğitim düzeni kurulana dek mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.




