FAİZ İNDİRİMİNİ TEMENNİ EDİYORUZ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Kararın ardından değerlendirmede bulunan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, yılın geri kalanında faiz indirim sürecinin başlamasını temenni ettiklerini belirtti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun haziran ayı toplantısı gerçekleştirildi. Ekonomistlerin bir bölümünün politika faizinde 300 baz puanlık artış beklentisine rağmen piyasanın genel beklentisi faiz oranlarının mevcut seviyesinde korunması yönündeydi. Merkez Bankası da beklentilere paralel bir karar alarak politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Kararın ardından değerlendirmelerde bulunan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, enflasyonla mücadele sürecinde para politikasındaki sıkı duruşun korunmasının önem taşıdığını belirtti.

“FAİZ İNDİRİM SÜRECİNİN BAŞLAMASINI TEMENNİ EDİYORUZ”

Uğurlu, yılın geri kalanında gerçekleştirilecek dört Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirim sürecinin başlamasını temenni ettiklerini ifade etti. Enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcı hale gelmesiyle birlikte para politikasında daha dengeli bir görünüm oluşmasının üretim, yatırım ve ihracat açısından olumlu katkılar sağlayacağını düşündüklerini kaydeden Uğurlu, ekonomik dengelerin güçlenmesinin reel sektör üzerindeki baskıyı azaltacağını belirtti.

ORTA DOĞU’DAKİ GERİLİM ENERJİ FİYATLARINI ETKİLİYOR

Son dönemde Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimlerin başta petrol olmak üzere enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu vurgulayan Uğurlu, petrol fiyatlarındaki yükselişin yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını ifade etti. Enerji maliyetlerindeki artışın tedarik zincirleri ve üretim süreçleri üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirten Uğurlu, birçok ülkenin merkez bankasının da bu gelişmeler karşısında temkinli ve sıkı para politikası duruşunu koruduğunu dile getirdi.

İHRACATÇILAR ARTAN MALİYETLERLE MÜCADELE EDİYOR

Küresel ölçekte güçlenen enflasyonist baskıların ihracatçılar açısından önemli riskler oluşturduğunu ifade eden Uğurlu, enerji, lojistik, hammadde ve iş gücü maliyetlerindeki artışların üretim maliyetlerini yükselttiğini söyledi. Bu durumun firmaların uluslararası pazarlardaki fiyatlama kabiliyetini sınırladığını ve rekabet avantajını baskı altında tuttuğunu belirten Uğurlu, ihracatçıların bir yandan artan maliyet yükünü yönetmeye çalışırken diğer yandan küresel pazarlardaki paylarını korumak ve yeni müşterilere ulaşmak için yoğun mücadele verdiğini kaydetti.

FİNANSMANA ERİŞİMDE DESTEK ÇAĞRISI

Yüksek faiz ortamının reel sektörün finansmana erişimini sınırlandırmaya devam ettiğini belirten Uğurlu, kredi maliyetlerinin yüksek seyretmesinin işletmelerin nakit akışını yönetmesini zorlaştırdığını ve yeni yatırım kararlarının ertelenmesine neden olduğunu ifade etti. Üretim kapasitesinin geliştirilmesi, teknolojik dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması ve yeni pazarlara açılımın desteklenmesi için ihracatçılara yönelik daha erişilebilir, sürdürülebilir ve uygun maliyetli finansman imkânlarının artırılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.