SORUN SOSYAL MEDYA DEĞİL KURALSIZLIK
Bir zamanlar emlakçılık yapmak için bir dükkân açılırdı.
Şimdi ise bazen iyi bir telefon kamerası, birkaç filtre ve etkileyici bir fon müziği yeterli olabiliyor.
Hatta bazen düşünüyorum; biz yıllarca yetki belgesi almak, eğitim görmek, vergi vermek, ofis işletmek için mi uğraştık, yoksa sadece algoritmayı geç keşfettiğimiz için mi geride kaldık?
İşin mizahı bir yana…
Ortada görmezden gelemeyeceğimiz ciddi bir sorun var.
Bugün sosyal medya üzerinden yapılan taşınmaz pazarlamasının önemli bir bölümü hiçbir doğrulama mekanizmasına tabi değil.
Taşınmazı paylaşan kişinin yetkisi var mı?
Mülk sahibinin onayı bulunuyor mu?
Yetki belgesi mevcut mu?
Vergi mükellefi mi?
Tüketiciyi yanıltacak bir bilgi mi paylaşıyor?
Çoğu zaman bunları bilmiyoruz.
Ama paylaşım binlerce, hatta milyonlarca kişiye ulaşıyor.
Diğer tarafta ise mesleğini hakkıyla yapan binlerce işletme var.
Vergisini ödeyen…
Personel çalıştıran…
Kira ödeyen…
Mesleki eğitimlerini tamamlayan…
Yetki belgesiyle faaliyet gösteren…
Denetlenen…
Kısacası bu mesleğin tüm yükünü omuzlayan insanlar.
Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor:
Kurallara uyan ile hiçbir kurala uymayan aynı zeminde rekabet ediyorsa, burada gerçekten adil bir yarıştan söz edebilir miyiz?
Bence artık tartışmamız gereken konu sosyal medya değil, sosyal medyada yapılan ticaretin kurallarıdır.
Çünkü sosyal medya bir araçtır.
Aracın kendisi sorun değildir.
Sorun, o aracın kuralsız kullanılmasıdır.
Peki çözüm ne olmalı?
Çözüm; yasaklamak değil, doğrulamaktır.
Çözüm; özgürlükleri kısıtlamak değil, güveni artırmaktır.
Çözüm; dürüst çalışanı cezalandırmak değil, kayıt dışı çalışanı sistemin içine almaktır.
Bu nedenle;
-Sosyal medya üzerinden yapılan taşınmaz ilanlarında doğrulama sistemi uygulanmalıdır.
-Yetki belgesi bulunan işletmeler dijital ortamda da doğrulanabilir hale getirilmelidir.
-Mülk sahibinin onayı olmadan yapılan ilan paylaşımlarına yaptırım uygulanmalıdır.
-Dijital platformlar, kamu kurumlarıyla iş birliği içinde sahte ve yetkisiz ilanların önüne geçmelidir.
-Vatandaşın karşısına çıkan her ilanın kaynağı ve yetkisi şeffaf şekilde görülebilmelidir.
Bunlar sektörü daraltacak uygulamalar değil, aksine sektörü güçlendirecek adımlardır.
Çünkü güvenin olmadığı yerde ticaret büyümez.
Son olarak küçük bir önerim var…
Sosyal medyada doğrulama rozeti (mavi tik) elbette güzel bir şey.
Ama keşke taşınmaz ilanlarında da “Yetkili Emlak İşletmesi” rozeti, mavi tikten daha değerli hale gelse.
İşte o gün hem tüketici kazanır, hem dürüst çalışan meslektaşlarımız kazanır, hem de sektörümüz hak ettiği itibara kavuşur.
Bizim mücadelemiz sosyal medyayla değil.
Bizim mücadelemiz kuralsızlıkla olmalı.
Çünkü güçlü sektörler, kuralsızlıkla değil; güven, etik ve adil rekabetle büyür.




