AYANA: SUYU KORUMAK, YAŞAMI VE BARIŞI KORUMAKTIR
Gıda Mühendisleri Odası Denizli İl Temsilciliği, 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının bin 342 metreküpe düştüğüne dikkat çekip, suyu korumanın yaşamı ve barışı korumak anlamına geldiğini belirtti.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Denizli İl Temsilcisi Umut Ayana, 1993 yılında BM Genel Kurulu’nda alınan kararla, 22 Mart gününün Dünya Su Günü olarak kabul edildiğini, su ve su sorunlarına dikkat çekmek amacı ile belirlenen temalar çerçevesinde yirmi yıldır çeşitli etkinliklerle kutlandığını söyledi. 2024 yılı için temanın “Barış için Sudan Faydalanmak” olarak belirlendiğini belirten Ayana, “Ülkeler ve topluluklar, bu değerli kaynak için işbirliği yaptığı takdirde barışın sağlanması konusunda fayda sağlanabilir düşüncesinden yola çıkılarak, suyun insan ve diğer canlıların varlığı için öneminin vurgulanması, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi, temiz suya erişimin temel insan hakkı olduğunun hatırlatılması hedeflenmekte, hükümetler, organizasyonlar ve bireyler su kaynaklarının korunması, kirletilmemesi ve adil paylaşımı gibi konularda harekete geçirilmeye çalışılmaktadır. Yıllardır kutlanan bu günde esas amaç, su krizinin önümüzdeki yıllarda insanlık için en temel sorun olacağına dikkat çekmektir” dedi.
İçilebilir Su Kaynaklarımız Sınırlı
Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının kaynakların kirlenmesi ve nüfus artışı ile birlikte yıldan yıla azalış gösterdiğine dikkat çeken Ayana, “Bu miktar 2000 yılında bin 652 metreküp iken, 2021 yılında yüzde 19 azalışla bin 342 metreküp olmuştur. 2040 yılı tahminlerine göre bin 120 metreküp ile su baskısı yaşayan ülkeler arasında yer alacağımız öngörülmektedir. Su kaynaklarımız ev, sanayi ve maden atıklarının arıtılmaması, tarımda kontrolsüz pestisit ve hatalı gübre kullanımı, tarım arazilerinin azalması, sanayi işletmelerinin çevreyi ve suyu koruma konusunda duyarsız olmaları gibi pek çok etken sonucunda hızla kirlenmektedir. Bu durumdan gelişmekte ve az gelişmiş ülke nüfusları olumsuz etkilenmekte ve zarar görmektedir. Artan dünya nüfusu ve iklim değişikliğinin son yıllarda iklim krizine dönüşmesi de, su kaynaklarımızın korunmasının önemini artırmaktadır” diye konuştu.
Su Adil Dağılmıyor
İçilebilir su kaynaklarının dünyanın her yerine eşit dağılmadığını belirten Ayana, “Su doğal bir kaynak olmanın ötesinde sağlık, hijyen, tarım, ekonomi ve ekosistemler için hayati önem taşımaktadır. Su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi, arıtma teknolojileri ile evsel ve endüstriyel atık suyun geri kazanılması, yağmur suyunun toplanması ve depolanması, suyun verimli kullanımı gibi uygulamalar su kaynaklarının korunmasına katkıda bulunmaktadır. Bu amaçla sanayi şirketleri, belediyeler ve kamu kuruluşları yeterli bütçe ayırmalı, denetlemeler etkin şekilde gerçekleştirilmelidir. Ülkemizde belediyeler içme ve kullanma suları ile atık sular için şebeke sisteminin oluşturulması, yer altı ve yer üstü sularının tüketicilere sağlıklı şekilde ulaştırılması ve arıtma sistemlerinin kurulmasından sorumlu iken, Sağlık Bakanlığı da kontrolünden sorumludur. Kurumların görev ve denetimlerini etkin biçimde yapması, tüketicilerin güvenli suya ulaşmasının temel anahtarıdır. Sorumlu kurumlar bünyesinde başta Gıda Mühendisi olmak üzere yeterli sayıda mühendis istihdamı önem arz etmektedir. Suyu korumak, yaşamı korumaktır, barışı korumaktır” açıklamasını yaptı.