SINAV SÜRECİNDE DESTEKLEYEN AİLE OLMAK

Karacan Eğitim Kurumları Rehberlik Bölüm Başkanı Uzm.Klnk.Psk. Tuğrul TULUK sınav sürecinde ailelerin neler yapması gerektiği ile ilgili bir açıklama yaptı.

Tuğrul TULUK açıklamasında  şu ifadelere yer verdi :'' Ebeveynin bu süreçteki en önemli sorumluluğu, öğrenciye sağlıklı öğrenme ortamını hazırlamaktır. Ders çalışma ortamının hazırlanması, verimli ders çalışma için gerekli koşulların oluşturulması bu sorumluluğun en önemli bileşenleridir. Bu koşullar sağlandıktan sonra öğrenciyi başarıya ulaştıracak bir diğer önemli etken kendi çabasının devreye girmesidir. Bazı durumlarda ebeveynlerin: ''Biz artık çocuğun derslerinden, ödevlerinden anlamıyoruz; çocuğum desteksiz kalıyor.''  gibi ifadeleri yetersizlik hissi uyandırmaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi ebeveynin görevi öğrencinin yanına oturup ona ders çalıştırmak değil gerekli koşulları sağlamaktır.

Araştırmalar yeterli beslenemeyen öğrencilerde kansızlık, halsizlik, sürekli uyuma isteği, dikkat dağınıklığı gibi sorunlar ortaya çıktığını vurguluyor. Ortaya çıkan bu sorunlar öğrencinin ders dinlerken ve çalışırken beklenen performansı göstermesini engellemektedir.Bu nedenle doğru beslenmenin önemi ortaya çıkmaktadır.Özellikle kahvaltı yapmak,fast food tarzı yeme alışkanlığından korunmak çok önem arz ederken gereğinden fazla şeker yüklemesinden de kaçınılması gerektiği özellikle vurgulanmalıdır.

İyi bir uyku, dikkat ve motivasyonun en önemli ilaçlarından biridir. Verimli ders çalışma programının içerisinde, düzenli uyku programına da mutlaka yer verilmelidir. İyi uyuyamayan öğrencinin dikkatini toplayamaması ve zamanla başarısız olması kaçınılmazdır.

Teknolojik unsurlar da uygun ve yeterli kullanılmalıdır.Öğrencilerin bu dönemde kontrolsüz bir şekilde kullandığı telefon, bilgisayar, tablet gibi araçlar öğrenmeyi olumsuz yönde etkiler; uyku kalitesini bozar, odaklanma süresini azaltır.

Ebeveynler genellikle öğrencilerin ders dışında bir faaliyetle ilgilenmesinden korkarlar ve onu bu konularda engellemeye çalışırlar. Oysaki kontrollü zaman dilimlerinde yapılan ve fiziksel olarak öğrenciyi çok zorlamayacak hafif sporlar yapmak sınava hazırlık sürecinde öğrenciyi hem mental olarak hem de fiziksel olarak rahatlatacak ve olumlu olarak  destekleyecektir.Yürüyüş yapmak,  yüzmek  bunlara   örnek olarak verilebilir.

Doğru iletişim kanalları kullanıldığında okul - aile - çocuk üçgeninde bilgi akışının sağlanması, öğrencinin başarısına olumlu katkı sağlayacaktır.

Sınavın bilgi yerine kendi kişiliğini değerlendirdiğine inanan çocuklar daha fazla kaygılanır. Ortaya çıkan kaygı, akıl yürütme ve soyut düşünme yönündeki zihinsel faaliyetleri bozar. Bu etkileri nedeniyle sınava yüklenen anlam, performansın düşmesine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Kendini sınav sonucuna göre “yetersiz” ve “değersiz” gören bir çocuğun mutsuz olacağı ve özgüveninin düşeceği, buna bağlı olarak da gireceği sınavlara yönelik korkusunun artacağı açıktır. Çocuklara, girdikleri sınavın sonucu ne olursa olsun değerli olduklarını hissettirmek sanıldığı kadar zor olmayacaktır. Ona olan sevginizin belli koşullara bağlı olmadığını, onu her durum ve koşulda sevip destekleyeceğinizi davranışlarınızla ve sözlerinizle belli etmelisiniz.

Çaba adını verdiğimiz etmen, zekâ ve yetenek gibi değişim sağlanması mümkün olmayan özelliklerden farklıdır. Çünkü çaba artırılabilir ya da azaltılabilir. Sınava hazırlanmak için elinden geleni yapan, buna rağmen sınavdan beklentisinin altında sonuç alan bir çocuk, ailesinden ya da öğretmeninden sadece eleştiri alırsa kendini çaresiz hissedecektir. Bu nedenle öncelikle gösterdiği çaba için takdir edilmeli ve sonrasında yaşanan soruna odaklanılmalıdır.

Yıl içinde nasıl bir yöntemle çalışılması gerektiği konusunda çocuğunuzla birlikte bir plan yapmanız yararlı olacaktır. Yapılan planlamanın belli aralıklarla bir değerlendirilmesi yapılarak plan gözden geçirilmeli, revize edilmelidir. Bu  yaşam planında derslerin yanında, dinlenme, spor, sanat vb. faaliyetler mutlaka yer almalıdır.

Sık görülen bir davranış da belki motivasyon amaçlı başvurulan ama asla motivasyon sağlamayan, çocuğunun başarısını yakın çevredeki diğer çocukların başarısıyla karşılaştırma eğilimidir. “Komşunun kızı gece ikiye kadar çalışıyormuş. Onların ekonomik durumları iyi değil ama çocuk zehir gibi, nasıl da çalışıyor, sen neden çalışmıyorsun anlamıyorum!” türünde bir konuşma genellikle tartışmayla sonuçlanır. Çocuğunuzu sadece kendisiyle karşılaştırmalısınız. Yani önceki başarısı, önceki davranış biçimleriyle şimdiki durumu karşılaştırmak daha olumlu sonuç verecektir. Üstelik çocuğunuzu başkalarıyla karşılaştırdığınız zaman onların da sizi başka anne babalarla karşılaştırma hakkı doğmuş olur.

Her insanın yeteneklerinin sınırı ve ölçüsü vardır. Öğrenciyi sınırlarının üstünde zorlamak, ulaşamayacağı hedefler konusunda ısrarcı olmak; gerginlik, kaygı, başarısızlık, güvensizlik ve mutsuzluk sonuçlarını doğurur. Gerçekçi beklenti için çocuğunuzu iyi tanımalı neyi başarıp neyi başaramayacağını bilmeli, onu özgün kişiliği içinde değerlendirmelisiniz.

Onun için yapılan masrafların hatırlatılması, ailenin okul masrafları yüzünden zora girdiğinin her seferinde hatırlatılması, çocuğa daha fazla yardımcı olabilmek için işlerinden fedakârlık yapıldığının söylenmesi çocuk üzerinde olumlu motivasyon oluşturmaktan ziyade kaygıyı ve güvensizliği büyütecektir. Öğrencinin kendisi için değil ailesi için ders çalışması gerektiğini düşünmeye başlaması motivasyonu değil kaygıyı arttıracaktır.

Birçok ebeveyn, bu mesajı çocuğuna hissettirmekten korkar. Çünkü, bu mesajın öğrenciyi dersten ve çalışmaktan uzaklaştıracağını düşünür. Oysaki ders çalışmak korkutmakla değil içsel motivasyonla olabilecek bir iştir. Ders çalışma sorumluluğuna sahip olan ve sınava hazırlanan öğrenciler için ailelerin uyarılarına ve tehditlerine ihtiyaç yoktur. Ve en önemlisi gerçekten de dünyanın sonu değildir. Önce aile bunun farkına varmalıdır. Ebeveynler çocuklarına, bunun değerlendirilmesi gereken bir fırsat olduğunu, bu fırsatın kaçırılması durumunda hayatta başka fırsatların da var olduğunu belirtmelidir. Bunları duymak öğrenciyi dersten uzaklaştırmayacak, daha fazla motive edecektir.'' dedi.