İKLİM KRİZİ SÜT ÇİFTLİKLERİNİ TEHDİT EDİYOR
Avrupa Birliği Ufuk Avrupa Programı Clımaax Programı kapsamında Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından yürütülen Süt Çiftliklerinde İklim Direncinin Artırılması: CliRes Dairy Projesi’nin çıktılarına göre sıcaklık, tarımsal kuraklık, aşırı yağış ve taşkınların süt hayvancılığı işletmelerini ve süt üretimini olumsuz etkiliyor.
Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör proje ile ilgili olarak şu bilgileri verdi: “ CliResDairy Projesi, Avrupa Birliği Ufuk Avrupa Programı kapsamında desteklenen CLIMAAX projesi çerçevesinde yürütülen ve Aydın ilinde süt sığırcılığı sektörünün iklim değişikliğine karşı kırılganlığını analiz etmeyi, ortaya çıkan riskleri bilimsel yöntemlerle değerlendirmeyi ve bu risklere karşı uygulanabilir uyum stratejileri geliştirmeyi amaçlayan kapsamlı bir iklim riski değerlendirme çalışmasıdır.
CLIMAAX, konsorsiyumu l9 kurum ve kuruluştan oluşan Ufuk Avrupa projesidir. CLIMAAX Projesi tarafından, 2 çağrı ile 15 ülkeden, toplamda 68 alt projeye hibe desteği sağlamıştır. Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (ADSYB) tarafından yürütülen CliResDairy Projesi, programın ilk çağrısında desteklenmeye hak kazanan 33 projeden biridir. Desteklenen tüm projeler arasında, proje yürütücüsü tarımsal örgüt olan tek projedir.”
Aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve uzun süreli kuraklık tehdit ediyor
Aydın’ın artan sıcaklıklar, düzensiz yağış rejimleri, uzun süreli kuraklıklar ve aşırı hava olayları gibi iklim değişikliği etkilerine giderek daha fazla maruz kaldığını belirten Güngör şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu durum özellikle süt sığırcılığı işletmelerinin sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit etmektedir. Proje kapsamında, süt sığırcılığını etkileyen başlıca iklim riskleri olan aşırı sıcaklık, tarımsal kuraklık, şiddetli yağış ve taşkınlar bütüncül bir yaklaşımla ele alınmakta; bu risklerin hayvan sağlığı, süt verimi, döl verimi, üretim maliyetleri ve süt sığırcılığı işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliği üzerindeki etkileri detaylı şekilde analiz edilmektedir.
Proje yalnızca mevcut riskleri ortaya koymakla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda süt sığırcılığı işletmelerinin iklim değişikliğine uyum kapasitesini artırmaya yönelik veri temelli çözüm önerileri geliştirmekte; modern soğutma sistemleri, verimli sulama uygulamaları, dijital izleme araçları ve sürdürülebilir kaynak yönetimi gibi uygulamaların yaygınlaştırılmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.”
İklim dirençli süt sığırcılığı geliştirilecek
Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, projenin, kamu kurumlan, üniversiteler, yetiştirici birlikleri, tarımsal örgütler ve özel sektör arasında iş birliğini güçlendirmeyi hedeflediğini belirterek: “Elde edilen bulguların bölgesel ve ulusal tarım politikalarına entegre edilmesine katkı sağlayarak, Aydın ilinde iklim dirençli ve sürdürülebilir bir süt sığırcılığının geliştirilmesini amaçlamaktadır. Proje ana çıktıları, iklim projeksiyon raporlarıdır. Bu kapsamda çoklu risk iklim değerlendirmesi ve bölgesel analiz raporları tamamlandı. Adaptasyon stratejileri ve geliştirilmiş risk yönetim planlarını içeren üçüncü raporun hazırlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir” dedi.
Aydın, iklimsel tehditlerle karşı karşıya
Türkiye’nin önde gelen bitkisel ve hayvansal üretim merkezlerinden biri olan Aydın’ın, artan sıcaklıklar, düzensiz yağışlar, kuraklık ve taşkınlar gibi iklimsel tehditlerle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Güngör şunları söyledi: “Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak sürdürdüğümüz bu proje ile, süt sığırcılığında iklim değişikliğine bağlı oluşabilecek riskleri tespit ederek, bilimsel temellere dayalı uyum stratejileri geliştirmek ve Aydın ilindeki süt işletmelerinin iklim değişikliğine karşı dirençlerini artırmak amaçlanmaktadır. Proje kapsamında, iklim değişikliklerinden kaynaklanan riskleri azaltmak ve süt üretim sistemlerini daha sürdürülebilir hale getirmek hedeflemektedir. Bu kapsamda; iklim değişikliğinin süt işletmelerine etkilerinin analiz edilmesi için 4 risk çalışılmaktadır. Bunlar; sıcaklık, tarımsal kuraklık, aşırı yağış ve taşkın riskleridir. Proje kapsamında yürütülen faaliyetler, iklim riski değerlendirme sürecinin planlı ve aşamalı bir şekilde ilerlemesini sağlayacak biçimde yapılandırılmıştır. Proje süresince hem teknik analizler hem de paydaş katılımını güçlendiren uygulamalar eşzamanlı olarak gerçekleştirilmiştir.
Projenin ilk aşamalarında, çoklu riskli iklim değerlendirmesi tamamlanmış ve süt sığırcılığını etkileyen temel iklim riskleri sistematik olarak analiz edilmiştir. Bu süreçte elde edilen bulguların daha güçlü hale getirilmesi amacıyla yerel veri setleri iklim değerlendirme sürecine entegre edilerek analizlerin bölgesel doğruluğu artırılmıştır.
Proje faaliyetleri kapsamında paydaş katılımını güçlendirmeye yönelik çalışmalar da yürütülmüştür. Önder yetiştiriciler ve çiftçiler, politika yapıcıları, tarım örgütleri, sektör paydaşları ve yerel yönetim temsilcilerinin katılımıyla çalıştay düzenlenmiş; iklim riski farkındalığının artırılması ve proje çıktılarının sahaya aktarılması sağlanmıştır.
Bununla birlikte, yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde geliştirilen politika notları aracılığıyla, iklim dayanıklılığının bölgesel planlama süreçlerine entegrasyonu desteklenmiş; proje bulgularının karar alma mekanizmalarına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Aynı zamanda proje sonuçlarının akademik alana aktarılması amacıyla bilimsel yayınlar hazırlanmış ve kamuoyunun bilgilendirilmesi için basın bültenleri yayınlanmıştır. Proje bulguların uygulamaya geçirilmesi hedeflenmekte olup, bu kapsamda iklim adaptasyon stratejilerinin geliştirilmesi planlanmaktadır.”
İklim değişikliği süt işletmelerinde kronik riskler oluşturuyor
Proje bulgularını değerlendiren Güngör şöyle devam etti: “Bulgular, iklim değişikliğinin Aydın genelindeki süt işletmeleri için hem kronik hem de birbirini pekiştiren riskler oluşturduğunu açıkça göstermektedir. Artan sıklık ve şiddetteki sıcak hava dalgaları, uzayan tarımsal kuraklık dönemleri ve daha aşırı hale gelen yağış olayları ile bunlara bağlı taşkınlar artık yalnızca geleceğe yönelik projeksiyonlar değil, işletme faaliyetlerini hâlihazırda etkileyen gözlemlenebilir eğilimlerdir.
Risk analizinde hayvan varlığı dağılımı, soğutma altyapısı ve yem bitkisi üretiminin mekansal dağılımı gibi temel maruziyet ve kırılganlık faktörleri dikkate alınmıştır. Çiftlik düzeyindeki verilere gizlilik nedeniyle erişimde yaşanan zorluklara rağmen, ilçe düzeyinde yapılan toplulaştırma anlamlı ve politika açısından kullanılabilir sonuçlar üretmiştir.”
Projenin temel bulguları
1- Isı stresi, en kaçınılmaz ve en yaygın tehlike olarak ön plana çıkmaktadır. RCP8.5 senaryosu (sera gazı emisyonlarının kontrolsüzce artmaya devam ettiği, iklim politikalarının uygulanmadığı en kötü senaryo veya yüksek emisyon senaryosu altında yüzyıl ortasına kadar tüm ilçelerde ısı stresi yaşanan gün sayısı değerlerinin iki ila üç katına çıkması beklenmektedir. Bu durum süt veriminde önemli düşüşlere, döl veriminde bozulmaya ve soğutma sistemlerine bağlı enerji maliyetlerinde artışa yol açacaktır.
2- Sıcak hava dalgalarına bağlı üretkenlik kayıpları nicel olarak hesaplanmıştır. Didim ve Söke gibi yüksek riskli ilçelerde inek başına yıllık ortalama süt verimi kaybının 250 litreye kadar ulaşabileceği tahmin edilmektedir. Bu etkilerin, daha önce görece düşük kırılganlığa sahip kabul edilen ilçelere de yayılması beklenmektedir.
3- İşletme düzeyindeki soğutma maliyetlerinin belirgin biçimde artacağı öngörülmektedir. Çine ve Efeler gibi merkez ilçelerde havalandırma fanlarına bağlı yıllık elektrik giderlerinin 200 bin euroyu aşabileceği ve bunun üreticiler üzerindeki mali baskıyı artıracağı ön görülmektedir.
4- Tarımsal kuraklık, özellikle sulama yapılmayan koşullarda, yem bitkisi üretimini giderek daha fazla tehdit edecektir. Merkezi ve batı ilçelerde model sonuçlarına göre verim kayıpları yüzde 60’a kadar ulaşabilmektedir. Gelir kaybı açısından değerlendirildiğinde, bazı ilçelerde yıllık ekonomik etkinin 1,5 milyon euroya ulaşabileceği öngörülmektedir.
5- Aşırı yağış olaylarının sıklık ve şiddetinde artış beklenmektedir. Geçmişte nadir fırtınalarla ilişkilendirilen 100 mm/24 saat eşiğinin daha sık görülmesi, hayvan barınakları, yem depoları ve işletme ulaşım yollarında su baskınlarına yol açabilecektir.
6- Büyük Menderes Havzası’nda nehir taşkınlarının iklim değişikliğiyle birlikte daha derin ve yaygın hale gelmesi beklenmektedir. Birçok alanda su baskını derinliklerinin yüzde 20-30 oranında artacağı; buna bağlı olarak altyapı, hayvancılık tesisleri ve girdi tedarik zincirlerinde hasarın büyüyeceği öngörülmektedir.
Diğer Yazılar




