Anne Carson - Kocanın Güzelliği / Okurun Şiirle İmtihanı
Anne Carson - Kocanın Güzelliği
Okurun Şiirle İmtihanı
Kanadalı Anne Patricia Carson akademisyen olarak klasik filoloji, karşılaştırmalı edebiyat ve yaratıcı yazarlık dersleri vermiştir. Akademik kariyeri yanında şiir ve makale dalında birçok eser vermiş ve Yunan trajedilerini çevirmiştir. “Klasik gelenekle oyunbaz bir diyalog içinde çağdaş edebiyat için yeni biçimler yaratan cesur ve yaratıcı eserleri nedeniyle” 2026 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.

Yazar, eserlerinde düzyazı yerine şiirsel biçimleri tercih eder. Bu şekilde kalıpları yıktığını, sınırları aştığını ve daha özgürce kalem oynattığını düşünür ama ne yazık ki okuyucuyu hiç düşünmez. Yazarın biçimsel özgürlüğü, okura aynı özgürlüğü tanımıyor; anlamın izini sürmek, yer yer metnin kendisinden daha fazla çaba gerektiriyor. Okuyucu cümlenin başını sonunu, yüklemini öznesini ararken oldukça vakit harcar. Hâlbuki düzyazı biçiminde çok daha anlaşılır olurdu bence. Yazarın şiir biçimini tercih etmesinde klasik Yunan edebiyatına öykünmesinin de yeri olduğunu düşünüyorum.
Denizli Kitap Kulübümüzün Ekim ayı seçimi olan Kocanın Güzelliği: 29 Tangoda Kurgusal Bir Deneme adlı esere gelirsek, eser 2001 yılında yayınlanmıştır. Yazarın önceki evliliğinin şiirsel, kısmen erotik ve daha çok masalsı bir özetidir. Yazar Tango adını verdiği 29 bölümde evliliğin sorunlarını anlatır okuyucuya. Yazara göre evlilik genelde bir dans, özelde ise çatışma ve mücadeledir.
Yazarımız annesinin uyarmasına ve karşı çıkmasına rağmen erken yaşta evlenmiştir:
“Baktığında bir kitabın birinci sayfasına yazılmış adına
şöyle dedi kendine
X diyen birine güvenmezdim.”“Ayartmayı imha etmektir bir annenin görevi.
Yerine gerçekleri koyar: ürünleri.”
Hatta kocanın dedesi bile uyarmıştır kadını:
“İdeal şarap üzümü kolayca ezileni.
Bunları dededen öğrenmiştim gece geç vakit mutfakta oturmuş kestane soyarken.
Bir de torunuyla asla evlenmemem gerektiğini”
Evlilikte sorunlar çok erken başlamış, daha ilk aylarda. Ama aşkın gözü her dönem kördür:
“Sebebi sorulacak olsa yalan söyleyeceğine emindim. Başkaca bir şeyinden emin olunamazdı.
Aramızda bu derin keder var ve öyle bir alışkanlıkla heceleniyor ki ayırt edemiyorum aşktan.”
Kocanın çekiciliği ve karizması bu sorunları görmezden gelmeye neden olur bir süre:
“Ray o güzel hain sırıtışıyla güldü havalanan bir etek gibi.”
“Şairler gerçeği bir mizah katmanı altına saklamayı tercih eder
çünkü hakikatin görünümü böyledir: katmanlı ve kaçamak.”
Diğer kadın ve yalan dolan üstün gelir evliliğe, aşka, şehvete…
Yazar ünlü İngiliz şair John Keats’e saygısı nedeniyle her bölüme onun bir dizesiyle başlamayı uygun görmüştür. Eserin tamamında yazarın uzmanlık alanı olan mitolojinin ve klasik Yunan edebiyatının etkisi yoğun biçimde hissedilir.
Aşağıda örneğini vereceğim İngilizce ve Türkçe dizelerden de görülebileceği gibi, şiirlerin dili çok akıcı ve kafiyeli gelmedi bana.
You used to say “Desire doubled is love
and love doubled is madness.”
Madness doubled is marriage i added when the caustic was cool,
not intending to produce a golden rule.
Derdin eskiden "Arzu çarpı iki eşittir aşk ve aşk çarpı iki eşittir delilik."
Delilik çarpı iki eşittir evlilik diye eklemiştim asidin acısı geçtiğinde,
hiç niyetim olmadığı halde bir altın kural üretmeye.
Okurken başını sonunu kaçırdığım, defalarca dön başa dön dön oynamak zorunda kaldığım bu eğlenceli esere puanım 7.
Akılda Kalanlar
Bilirsin güzellik seksi mümkün kılar. Seksi seks yapan güzelliktir.
Memnun görünüyordu. Venedik gibisin dedi güzel güzel.
Masumiyet güzelliğin büründüğü kılıklardan biri midir sadece?
Koca tehdit yapılarını doldurabilirdi sızma zeytinyağı gibi bir ışıkla.
İnsan kalmak bir sınırı aşmaktır. Beğen beğenebilirsen. Beğen cüret edebilirsen.
Efsane dediğin zenginleştirilmiş bir kalıptır, iki-taraflı bir önerme, kullanıcısının bir şey söyleyip başka bir şey kastetmesine, ikili bir hayat sürmesine imkan tanır.
Demeter'in Hades'e karşı kazandığı zafer kızının yukarı gelmesinden ibaret değildir, çiçeğe duran dünyadır (Mitoloji ile hayatı arasında benzerlik kuruyor yazar)
Kim bilir kimi geceler zaman zaman bilememişti merhamet mi yoksa acı mı düşeceğini payına.
Tanrının savaşta ve onun manasızlığında yeri yoktur.
Şafak gece göğünü yukarı itiyordu panjur gibi ve mavi dosdoğru dünyaya boşalıyordu bir yerden.
Ne de olsa küçük bir taş değildir kalp
şuraya buraya yuvarlanacak.
Zihin bir sandık değildir
sımsıkı kapatılacak.




