ÖNCENİN BİLİM KURGUSU ŞİMDİNİN GERÇEĞİ
Yazar Harry Harrison edebiyat kariyerine başlamadan önce çizgi roman çizerliği yapmış, ilk kısa hikayesini 1951 yılında yayınlamıştır. 1957 yılında yayınlanmaya başlayan The Stainless Steel Rat serisi ile başarıyı yakalamıştır. En önemli eseri olarak kabul edilen ve Türkçeye Yer Açın! Yer Açın! adı ile çevrilen 1966 tarihli romanı Make Room! Make Room! bilim kurgu klasikleri arasında sayılır.

Yazar kitabın başında dertlendiği konu ile ilgili okuyucuya kısa bir bilgi verir. Yayınlandığı tarihte henüz yeni bir kavram olan nüfus kontrolü üzerine yazılmış erken tarihli bir uyarıdır aynı zamanda bu eser. Savaş sonrası dönemde aşırı nüfus artışının yaratacağı sorunlar henüz kimsenin gündeminde değildir. Her ne kadar antik dönemlerden Malthus’a kadar dönem dönem nüfus planlaması ile ilgili erken denilebilecek çalışmalar yapılmışsa da modern dönemde 1950’lere kadar kayda değer politikalar üretilmemiştir. Tüm dünyada 1 milyar nüfustan 2 milyar nüfusa ulaşmak 100 yıldan usun sürmesine rağmen, günümüzde yaklaşık her 10 yıllık dönemde fazladan 1 milyar kişi dünya nüfusuna eklenmektedir. Kıt kaynaklar, değişen ilkim ve çevre kirliliği ile birlikte denetimsiz artan nüfüs gezegenimizin en büyük sorunu olarak karşımızda durmaktadır.
Yer Açın! Yer Açın! yayınlandığı tarihten 33 yıl sonra distopik bir gelecekte geçmektedir. Milenyum arifesinde aşırı nüfus artışının hüküm sürdüğü Amerika Birleşik Devletleri topraklarında devam eden gıda ve konut sorununa baş edilemez durumdadır. Ortam her türlü polisiye tipolojisine uygundur. Su ve yiyecek kıttır. Sağlık hizmetleri yetersizdir. Çoğunluk yardım karneleri ile bunlara ulaşabilmektedir. Manhattan bölgesinde kesilmedik ağaç, gökdelen dikilmedik park kalmamış olmasına rağmen konut ve barınma sorunu en üst noktadadır. Bir çok kişi sokaklarda yaşamakta ve ölmekte, şanslılar otoparklardaki terk edilmiş araçlarda, metro duraklarında yada terk edilmiş binalarda barınmaya çalışmaktadır. Kısaca nüfus çok, kaynaklar sınırlıdır.
Üst kademe kamu görevlileri ile yolsuzluk ve suça bulaşmış zengin ve mutlu azınlık ise bu durumdan bir zerre dahi etkilenmemektedir. Bu kesim istediği eti yiyebilmekte, istediği içkiyi içebilmektedir. Bu doyumsuz, azgın sınıfa dâhil bir kişinin cinayete kurban gitmesi ile macera başlar. Yaklaşan milenyum ile bu çark kırılacak mı? Bu düzen sona erecek mi? Okuyunuz dostlar…
Eser ilk olarak İrma Dolanoğlu Çimen’in harika çevirisi ile 1996 yılında Metis tarafından yayınlanmıştır. Ben 2021 yılı İthaki baskısını okudum. İthaki’nin kapak tasarımını daha çok beğendim. 256 sayfalık eser 1973 yılında Soylent Green (https://www.imdb.com/title/tt0070723/?ref_=mv_close) ismiyle beyaz perdeye de aktarılmıştır. (Türkçe adı Açlık) IMDB puanı 7 olan filmin başrolünde Ben-Hur ile Oscar ödüü alan Charlton Heston yer almaktadır.
Bir bilim kurgu hayranı olarak pek beğendiğim esere puanım 7,5 bilemedin 8.

AKILDA KALANLAR
Yerde sere serpe yatan yaşlı adamın ayak bileğine bağlanmış bir ipin diğer ucu kaldırımda oturan bir bebeğe bağlıydı. Yaşlı adam ölmüş müydü? Önemli olduğundan değil ya; dünyada yaptığı tek iş bebeğe çapa vazifesi görmekti. Bunu sağken de yapabilirdi, ölüyken de.
Bütün lombarlar ve pencereler açıktı, paslı duvarlarda kör kara gözler gibi.
Ölüm kontrolü geldi. Yaşlı insanlar daha uzun yaşamaya başladı. … Ölüm kontrolümüz var – bunu doğum kontrolüyle dengelememiz lazım.
Bak, bugün berbat bir dünyada yaşıyoruz ve sıkıntılarımızın tek bir sebebi var: çok fazla insan.
Diğer Yazılar




