BİR ŞEY OLSA DA BİRİNE ÇATSAM!

Gazeteler, televizyonlar, internet haber siteleri şiddet içerikli haberlerden geçilmiyor. Kimi boşanma aşamasında olduğu karısını öldürüyor, kimi alacak verecek yüzünden cinayet işliyor, kimileri trafikte yol verme kavgasına tutuşup birbirlerini bıçaklıyor, kimileri bir işyerini kundaklıyor, bütün bunlara son günlerde bir de çocuk cinayetleri eklenmeye başladı. Bir şiddet sarmalı almış başını gidiyor. Bu hafta kaç tane şiddet içerikli haber okudunuz, izlediniz veya duydunuz? 8-10-20-25-35 mutlaka çok daha fazlası.

Eminim herkes farkındadır ki; son zamanlarda sokaktaki, işteki, okullardaki, evlerdeki herkes, tüm insanlar, yetişkinler ve çocuklar bile bir öfke topu gibi etrafta dolanıp duruyorlar. Ve sanki herkes, “bir şey olsa da birine çatsam!” der gibi…

ÖFKE BİRİKMESİ

Herkes içindeki birikmiş öfkeyi fırsat bulduğu bir yerde, bir zamanda ve birinin üzerine boca etme arzusu ile bir radar gibi etrafını tarar halde geziyor. Zira, yol vermeme, sıkıştırma, kural ihlali gibi sebeplerle trafikte, yan baktın, omuz attın gibi sebeplerle yollarda ya da aklınıza gelmeyecek, kimi zaman incir çekirdeğini bile doldurmayacak kadar önemsiz sebeplerle gerçekleşen pek çok tartışma, kavga ve zaman zaman sonu ölümle biten ya da adli vakaya dönüşen, aşırı sayılabilecek tepki ve eylemler…

“Biz eskiden beri hep böyle öfke dolu muyduk, herkes her zaman bu kadar gergin miydi, hep böyle kavgalar, tartışmalar, atışmalar oluyor muydu?” diye düşündüğümde kendi kendime “hayır” cevabını veriyorum.

En azından kendi yaşamım boyunca gördüklerim üzerinden bu yanıtı verebiliyorum. Elbette ülkenin gündeminde farklı dönemlerde farklı grupların karşı karşıya gelip tartıştığı, kavga ettiği ve çatıştığı, birbirine zarar verdiği zamanlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak, bu kez öyle bir zaman dilimindeyiz ki; neredeyse istisnasız olarak, sanki herkesin bardağı sonuna kadar dolu ve herkes bardağı taşıracak olan o son damlayı sabırsızlıkla bekliyor gibi. Sanki herkes içindeki birikmiş öfkeyi dışarıya çıkarmak için can atıyor gibi. Kimse de aman kimseye bulaşmayayım demiyor gibi.

HEPİMİZ NEDEN BU KADAR GERGİNİZ?

Bu dünyada gerçekleşen her şey muhakkak ki bir neden-sonuç ilişkisi içerisindedir. Hiçbir şey kendi kendine olmadığı gibi hiçbir insan da durduk yere öfkeli bir bireye dönüşmez. İlla ki, onu bu kişiye dönüştüren sebepler vardır. Peki, bizi bu kadar gergin ve öfkeli bireylere dönüştüren şey ya da şeyler nedir? Ne oldu da her birimiz pimi çekilmiş birer el bombasına dönüştük? Biz bu hale nasıl geldik?

Bu sorulara cevap vermemiz gerekirse ortaya hepimizin bildiği nedenler çıkıyor. Her yeni güne, “acaba bugün ne olacak?” diyerek uyanmak, başka seçeneğinin olmadığını düşünmek, ekonomik güçlükler, sosyal çevre, işsizlik, çalışma hayatında yaşanan olumsuzluklar, eğitim sistemindeki eşitsizlik bütün bunlara bağlı olarak aile içerisindeki huzursuzluklar ve buna benzer daha birçok neden bu öfkeyi beslemeye devam eder. Çocuktur anlamaz denilen yaşlardan beri her şeyi anlayan tüm çocukların içinde yavaş yavaş birikir ve onunla birlikte gelişerek büyür ve o çocukla beraber bir yetişkin olur. Ve bu döngü böyle, nesilden nesile sürer gider…

Unutmamak gerekir ki; her gecenin bir sabahı, her yokuşun bir inişi vardır. Bunun aksi gerçekleşene kadar, her şeyin bugün olduğundan daha iyi olabilmesi için hep bir umut var demektir. Tek şart, bugün alacağımız karar, eylem ve seçimlerimizin öncekilerden daha iyi ve olumlu sonuçlar doğuracak şekilde farklı olmasıdır. O halde şimdi, hepimiz üzerimize düşeni yapmaya daha da geç kalmadan başlayalım.

Şimdiden sonraki her anın yaşama dair umutlarınızı yükseltmesi ve büyütmesi dileklerimle…

Diğer Yazılar