EKONOMİYİ ANLAMAK İÇİN DİPLOMAYA İHTİYACIMIZ YOK
Televizyon ekranlarında, gazetelerde, ya da sosyal medyada her gün çeşitli grafikler ve birçoğunu anlayamadığımız ekonomik terimler görüyoruz, duyuyoruz.
Enflasyon oranları, büyüme endeksleri, faiz kararları, döviz kurları, her biri uzmanlar tarafından uzun uzun anlatılıyor, analiz ediliyor, rengarenk tablolarla önümüze konuyor. Ancak ekonominin gerçek resmi, o ekranlarda veya stüdyolarda ya da devasa plazalarda değil; her sabah adımladığımız sokaklarda, mahalle bakkalında, pazar yerlerinde ve otobüs duraklarındaki insanların yüzlerinde çiziliyor. Çünkü ekonominin sokaktaki karşılığı çok daha farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor.
Çınar Meydanından başlayarak İstiklal Caddesi üzerinde YSE Kavşağına kadar en az 50 işyeri kapanmış, dükkanlar boş. Değirmenönü, Çaybaşı ve Saltak caddelerinde de durum aynı. Gazi Bulvarından Bayramyeri Meydanına doğru ilerlediğimizde de iç açıcı bir durum söz konusu değil.
SOKAĞIN ENFLASYONU
Sokağa çıktığınızda ekonomiyi anlamak için herhangi bir diplomaya ihtiyacınız yoktur. Ekonomiyi, pazarcı esnafının akşama doğru fiyatları indirmesine rağmen boş kalan tezgahına bakışlarında görürsünüz.
Market raflarındaki bir ürünün fiyat etiketini görüp elindekini sessizce yerine bırakan bir annenin iç çekişinde görürsünüz.
Eskiden kilolarla yapılan alışverişlerin şimdilerde taneye, grama düşmesi; ocakta çorbanın artık kaynamadığı, çocuğunun cebine yeterli harçlığı koyamayan babanın, annenin gözlerinde ekonominin en yalın halini görürsünüz. Rakamlar ne söylerse söylesin, sokağın enflasyonu her zaman cüzdanın hissettiği kadardır.
MADALYONUN DİĞER YÜZÜ
Bir de madalyonun öbür tarafı var. Sabahın ilk ışıklarıyla kepengini açan, "Bismillah" diyerek çayını demleyen mahalle esnafı, sokağın nabzını en iyi tutan yerdir. Müşterisinin halinden anlayan, gerektiğinde veresiye defterini açan o eski dayanışma ruhu bile maliyetlerin ağırlığı altında artık yok oldu. Esnaf satarken yerine ne koyacağını bilemiyor, vatandaş ise alırken yarınını düşünüyor.
Ekonominin sokaktaki karşılığı, sadece bir şeyleri satın alıp alamamakla da sınırlı değil. Gelecek kaygısı ve had safhaya ulaşan maddi sıkıntılar yoğunlaştıkça insanlar adeta pimi çekilmiş bombaya dönüşmüş, serseri mayın gibi dolaşıyorlar. Sokaklarımızdaki o eski hoşgörü yerini muazzam bir gerginliğe bırakmış. Herkes ne kadar gergin fark ediyor musunuz? İnsanlar artık daha az gülümsüyor, trafikte daha çabuk öfkeleniyor, kahvehanelerdeki sohbetler bile geçim derdi. İnsanların alım gücü azaldıkça, sanki insanların birbirine olan tahammülü de azalıyor.
Sonuç olarak gerçek ekonomi; emeklinin maaşını ay sonuna yetiştirme mücadelesi, asgari ücretlinin ay sonu hesabı, gençlerin geleceğe dair kuramadığı hayalleridir. Sokaktaki insanın mutfağında tencere rahat kaynamıyorsa, yüzündeki o kaygılı ifade dağılmıyorsa, Maliye Bakanı’nın açıkladığı hiçbir büyüme rakamı sokağın gerçeğini değiştirmeye yetmez. Çünkü hayat sokakta yaşanır ve ekonominin asıl başarısı, o sokaklardaki insanların huzurlu ve mutlu bir yaşam geçirebilmesinde saklıdır.
Diğer Yazılar




