EL SALLIYORDU KÜÇÜK KIZ…
Bugün sizlerle kısa bir öykü paylaşmak istiyorum…
Diyarbakır'da yaşanıyor hikâye. Mutlu bir aile; anne, baba ve üç çocukları. Baba, devlet memuru asker, Jandarma Astsubay. Anne ev hanımı. Diyarbakır'ın Ofis semtinde oturuyorlar. Üç katlı bir evin ikinci katı.
Baba ailesini çok seviyor; eşinin, çocuklarının üzerine adeta titriyor. Anne daha fazla; o da çocuklarına ve eşine toz kondurmuyor. Çocukların en büyüğü 10 yaşında. Ortanca olan 8, küçük kız ise henüz 2 yaşında, hayata yeni tutunuyor.
Anne dördüncü çocuğuna hamile, gün sayıyor. Baba heyecanlı, çocuklar da öyle. Kardeşleri gelecek; kardeşlerinin nasıl, nereden geleceği hakkında bir fikirleri yok ama öyle söylüyor anneleri. Çocuklardan büyük olanı durumun biraz farkında. Küçük kız kendi halinde, çok neşeli.
O gece bütün aile evde. Babanın nöbeti yok. Hep beraber yemeklerini yiyorlar, anne çocuklarını doyuruyor; Diyarbakır'ın Ofis semtindeki evlerinde mutlu bir akşam geçiyor.
Şimdiki gibi televizyon falan yok. Anne, baba sohbet ediyor; çocuklar ise kendi aralarında eğleniyorlar. Saat biraz ilerliyor, yarın mesai günü. Baba işe gidecek, küçük kız hariç diğer iki çocuk okula. Yatma vakti geldi.
Evleri üç oda; misafir odası denilen yer diğerlerinden biraz daha büyükçe, iki tane de küçük oda var. Birinde anne baba yatıyor, diğer odada çocuklar.
Anne iki erkek çocuğunu yatırıyor yataklarına, örtüyor üzerlerini; her zaman yaptığı gibi öpüyor, kokluyor çocuklarını. Küçük kızını yanına alıyor, kendi yatağında koynunda yatırıyor. Yer yatağı; anne daha rahat ediyor yer yatağında. Eşiyle kendi arasında, küçük kızını alıyor koynuna. Annesinin koynunda, annesinin kokusunu son defa koklayarak uyuyor küçük kız. Ne yazık ki o güzel kokuyu ömrü boyunca bir daha koklayamayacak.
Sabah oluyor, erken uyanıyor baba. Küçük kızıyla eşine bakıyor, uyuyorlar; "Eşim hamile, uyusunlar biraz daha," diye düşünüyor. Mutfağa geçip çay demliyor, kahvaltılık bir şeyler hazırlıyor çocukları için.
Bir müddet sonra eşini uyandırmak için odaya geri geliyor. Usulca dokunuyor eşine, küçük kızı uyanmasın diye. Uyanmıyor eşi; bir daha, bir daha dokunuyor eşine ama uyanmıyor YILDIZ.
YILDIZ, annenin adı.
Ellerini tutuyor eşinin, buz kesmiş. İşte o an kurşun tam alnının ortasına saplanıyor, çöküp kalıyor yere. Yıllar sonra bana anlattığına göre çok kötü şeyler geçiyor aklından. Alıyor beylik tabancasını, dayıyor kafasına; yalnız göndermek istemiyor sevgili eşini. Ama bakıyor küçük kızına, dönüyor diğer odada yatan çocuklarının yanına, onlara bakıyor. "Tam hatırlamıyorum ama iki oda arasında beş altı sefer gittim geldim," demişti.
Sonra aklını başına topluyor, usulca kucaklıyor küçük kızını. Alt katta oturan komşuları Canan teyze var, oraya indiriyor. Canan teyze, oğluyla birlikte yaşıyor. Eşini kaybetmiş, küçük bir oğlu var: Ercüment.
Canan teyzeye bırakıyor kızını. Sonra diğer çocuklarının yanına gelip onları uyandırıyor. Onları da alt kata Canan teyzenin yanına bırakacak. Baba, çocuklarının üzerine bir şeyler giydirmek için uğraşırken sanki bir şeyler hissediyor büyük olan çocuk. Annesinin yattığı odaya doğru yöneliyor annesinin yanına ama yetişiyor babası; "Annemiz uyuyor, uyandırmayalım," diyerek çekiyor kolundan.
Çocuk, ömrü boyunca bir daha annesine dokunamayacak.
İniyorlar Canan teyzenin yanına. Canan teyze çok seviyor çocukları, çocuklar da ona alışkın ama belli etmek istemese de ağlıyor Canan teyze. Olan biteni tam olarak anlamasa da bir şeyler hissediyor büyük olan çocuk.
Bu arada askerî bir ambulans geliyor evin önüne, telaşlı bir durum var. Alıyorlar anneyi, götürüyorlar.
Ertesi gün bir ambulansla geliyor babaları; hazırlıyor küçük kızın eşyalarını, öpüyor diğer çocuklarını. Küçük kızı kucağında biniyorlar ambulansa. Diğer iki çocuk, Canan teyzenin evinin balkonundan bakıyor babalarına ve küçük kardeşlerine.
Küçük kız hiçbir şeyin farkında değil; öpücükler dağıtarak el sallıyor ambulansın penceresinden ağabeylerine. İşte o an, hayatları dağılıyor.
Hikâyenin bundan sonrasında daha da ilginç olaylar yaşanıyor; belki bir gün gerisini de yazma fırsatı bulursam yazarım.
Bu hikâye 58 yıl önce yaşandı.
Diğer Yazılar




