GAZOZUNA İDDİA...
Bizim kuşaktan olanlar bilirler; Mahallede arkadaşlarımızla kendi aramızda oynadığımız maçlarda veya mahalleler arasında oynanan maçlardan önce bahse girilirdi. Girilen bahis genellikle " GAZOZ" ya da "TOST" olurdu. Mağlup olan takım Gazozları ısmarlardı. Bu nedenle de, "GAZOZUNA MAÇ " denirdi.
Bu bahisler masum bir kumar olarak düşünmek yerine, maçın daha çekişmeli geçmesi adına bir mecburiyet olarak görülürdü. Tıpkı şu anda halı sahalara ödenen haftalık kira parasına karşı girişilen bahis gibi!
Futbolcu olmak için canını dişine takan bizler, sonuçta kazanan ve kaybeden tarafın dostluğu ve samimiyeti tertemiz vicdanımızın bir göstergesi olarak, her iki tarafın da alkışını hak ederdik. Ancak kapitalizmin çarkında dünyanın en büyük endüstrisine dönüşen futbol ne yazık ki, futbolun tüm unsurlarını ve masumiyetlerini bir kenara bırakıp, 90'lı yıllardan sonra değişim adı altında adeta toplumsal ahlakın çöküşünü de birlikte getirdi. Önceleri hatır şikesi, ardından bölge takımları arasında şike, devamında ise alenen şike ile devam etti.
2000'li yıllarda ise kapitalizmin iğrenç yüzünün maskesi de, futbol sahalarını çamura bulaştırmakta gecikmedi. Önce Avrupa'da, sonraki yıllarda ise ülkemizde de giderek yasallaşan iddia oyunu, devletin izin verdiği kapitalin stadyuma dönüşmesi ve yasadışı bahisin de ülke dışına taşınması ile birlikte sektör, milyarlarca doların döndüğü baş döndürücü bir sektör halini aldı.
Bizlerin serçe parmaklarımızı birbirine takarak girdiğimiz "İDDİA" ne yazık ki, yüzyılın en büyük soygununa dönüşmüş oldu. Bu çarkın içine, kimileri davet edildi, kimileri sponsor oldu, kimileri devasa holdingler ile adeta siyasi iktidarın koruyuculuğuna soyunanlar da oldu.
Şimdilik bu oyunun birinci aktörleri futbolcular, başkanlar, yöneticiler, menajerler ve hakemler olarak öne çıkarılıyor. Peki kimliklerini asla bilemeyeceğimiz nüfuslu kişiler yok mu? Herkes öyle ya da böyle bu oyunun içinde. Bence en önemlisi siyasi bir yapının inşa ettiği bu gayri meşru düzenin şimdilik kurbanı olan futbolcuların alınlarına yapıştırılan bu lekenin nasıl silineceğidir. Herkesin kendini masum ilan ettiği bir atmosferde suçlu dediğimiz futbolcuların tek suçlu olmadığıdır. Suç arama yerine suçun kaynağını ne olduğu sorusu bence çok daha önemlidir.
Kimsenin kuşkusu olmasın güçlü bir el bu dosyaları kapatıp soyguna kaldığı yerden devam edilecektir. Pazar büyük, müşteri de var, tezgahtarlar aynı, işleyişi tıkır tıkır. Emeksiz kazanılan milyarlar ve servetler, hesap soran yok, hesap veren yok. "İddia ediyorum", bu temizlik operasyonun bir kaç garibanın dışına çıkmayacaktır. Hırsızın yavuz olması kadar, yiğit olduğu bir dönemin içindeyiz…
Diğer Yazılar




