DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Clara Zetkin, 1910 yılında İkinci Sosyalist Enternasyonel Kadın Konferansı'nda, Kadınların Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü olmasını önerdi ve oy çokluğuyla kabul edildi. O günden bugüne, dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Yüzbinlerce kadın ve erkek çeşitli etkinliklerle, bugünü canlı tutmaya çalışıyor. Kadınlar, bu etkinliklerde oy verme, seçme ve seçilme haklarının yanı sıra, meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını gündeme çıkardı. Yine bu yıllarda Amerika'da, bir işyerinde çıkan yangında, 129 kadın işçi yanarak öldü. Bu olay, Amerikan çalışma yaşamını büyük ölçüde etkileyen, bir konuma sahiptir.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER 1977'DE KABUL ETTİ

1917 yılında Rus işçi kadınlar ekmek ve barış için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü dile getirdiler. Kadın eylemleri ve gösterileri 8 Mart'ta, yaygınlaşarak sürdü. Bu yaygın eylemler sonucunda, bütün Avrupa ülkeleri emekçileri tarafından Kadınlar Günü olarak kabul görmüştür. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1977'de 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etti. O günden bugüne bütün dünyada, emekçi kadınlar tarafından, yığınsal olarak kutlanmaktadır.

DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

KADIN SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ MÜCADELEYLE MÜMKÜN

Başka ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de çalışan kadınlar arasında 8 Mart, önemli bir gündem oluşturmaktadır. Kadınlar kendi özgül sorunlarını, böyle günlerde dile getiriyorlar. Emekçilerin başka sorunları yanında kadın sorunlarının çözümü, hayata geçmesi, ancak sürekli gündeme getirilmeleriyle ve mücadeleyle mümkün. Emekçi kadınlar bu bilinçle hareket ederek, bir uyanış dönemi yaşamakta; gündemlerindeki konular, toplumun değişik katmanlarında yankı bulmaktadır. Kadınlar sorunlarının çözümünün bireysel gelişme, haklarının ve özgürlüklerinin bilincine varma ile mümkün olduğunu, her fırsatta dile getiriyorlar.

İnsanlığın yarısını kadınlar oluşturduğuna göre, kendi sorunlarına sahip çıkmalarından, bunların çözümü için mücadele etmelerinden daha doğal bir şey olamaz. Kadınların özgürleşmesi, dünyadaki toplumsal ilerlemeye bir ivme kazandıracaktır.

KADIN ÖZGÜR DEĞİLSE TOPLUM ÖZGÜR DEĞİLDİR

Kadın özgür değilse, dört duvar arasına kapatılmışsa, orada nitelikli insan ilişkilerinden söz edilemez. Orada ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen çok açık bir şekilde gözlerimizin önündedir. Kadın bir yandan ekonomik bağımlılık içinde, bir yandan da erkek egemen toplumun baskısı altındadır. Biraz dikkat edersek, bunu çok yakınlarımız arasında da gözlemleyebiliriz. Ancak okumuş, bir meslek sahibi olmuş, ekonomik özgürlüğü olan kadınlar daha rahat kendilerini ifade edebilmektedir. Onlar, “senin benden üstünlüğün ne?” diyebilmektedir. Onun için kadının ekonomik yaşama katılması, çalıştığı birimde erkek kardeşleriyle birlikte ekonomik, sosyal ve kültürel mücadeleye atılması, yaşamsal bir değer taşımaktadır. Kadının özgürleşmesi erkeği de özgürleştirecek, sosyal yaşamı daha da katlanılır ve yaşanılır hâle getirecektir.

EŞİTLİK BİLİNCİ YERLEŞMELİ

Ülkemiz özelinde de milyonlarca kadın ve erkek ekonomik, sosyal ve kültürel sıkıntılar içinde yaşam sürmektedir. Herkesin gözleri önünde töre cinayetleri işlenmekte, cinsel şiddet, taciz ve öldürülme ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu yaygın şiddet, ancak kadınların örgütlenmesiyle sona erdirilecektir. Zaman zaman bu tür olaylar, gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyor. Bilinçsiz, bilimsel eğitimden, kültürden yoksun insanlar, kadınlara karşı olumsuz, insanlık dışı tutumlarını sürdürmektedir. Kadın ve erkek birlikte sorunlarını değerlendirmeli ve ortak çözümler üretmelidir. İnsanların kafalarına, kadın ve erkeğin haklarda ve özgürlüklerde eşit oldukları bilincini yerleştirmek gerek. Kadın erkek eşitliği ancak böyle sağlanır.

DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

TEHLİKELİ GİDİŞE “DUR” DEMEK LAZIM

Büyük medya, kadının kişiliksizleşmesine, geri konumlarda durmasına, yaptığı kadın programlarıyla hızlandırmaktadır. Bu tehlikeli gidişe dur demek lâzım. Televizyon kanallarının büyük çoğunluğu aile kavgaları, anlaşmazlıkları, birbirleriyle didişmeleri ve programları izleyenlerin çene yarıştırmalarıyla, kadınların bilincine etki etmeye devam etmektedir. Buna benzer programlar hemen hemen her kanalda bulunuyor. Kadınlara olduğu kadar bu ve benzeri programlar, tüm toplumu uyuşturucu etkisi yapmaktadır. Bu programlar çok geniş bir kesim tarafından sürekli izleniyor.

Çalışan emekçi kadınların daha özgür, daha mutlu, daha insanca ve "başka bir dünya" için, mücadeleleri tüm emekçi insanlığın özlemi olmalıdır. Özgürleşen kadınlar, özgürleşen erkeklerle insanın insanı sömürmediği, yaşanası bir dünyanın kapılarını aralayabilirler.

Yurdumuz ve tüm dünya emekçi kadınlarının bu anlamlı günü kutlu olsun...

Diğer Yazılar