BU DÜNYADAN BALABAN GEÇTİ
İşte seyreyle gözüm hünerini Balaban'ın.
İşte şafak vakti, Mayıs ayındayız.
İşte aydınlık:
akıllı, cesur, taze, diri, insafsız.
İşte bulut:
kaymak gibi lüle lüle.
İşte dağlar:
hem de mavi, hem de serin.
Nâzım Hikmet
Halkımızın yetiştirdiği en büyük köylü ressamlardan İbrahim Balaban, 9 Haziran 2019'da hayata gözlerini yumdu. Bursa Hapishanesi'nde Nâzım'dan resim dersleri aldı. 1921 yılında Bursa'nın Orhangazi ilçesine bağlı Seç Köyü'nde doğdu. Üç sınıflı ilkokulu bitirdi. Hapishanede Nâzım'la karşılaşması onun için bir şans oldu. İbrahim Balaban, Nâzım için "yeteneklerimi keşfetmemi sağladı" der. Nâzım'ın kendisini dünyaya duyurduğunu söyler.

İKİ BİNE YAKIN TABLO
Bu büyük yetenek, 2 bine yakın tablo yapar; yaptığı tablolar, düzenlediği resim sergilerinde büyük ilgi toplar. Resimlerinde, köyü ve köylüyü üretim içinde gösterir. Öküzlerle çift sürenleri, harman kaldıranları, tarla çapalayanları, toprağı belleyenleri, ekin biçenleri, ilkel yöntemlerle diş çekenleri, köyde doğum olayını, ekmek yapanları...resimlerinde görürsünüz. Köy yaşamını, tüm gerçekliği ve doğallığı içinde yansıtır.

RESİM, HAYATIN İZDÜŞÜMÜ
İbrahim Balaban, resim sanatı için "resim, hayatın izdüşümüdür" der. Gerçekten bu büyük sanatçı, köy yaşamını, tüm çıplaklığıyla yansıtmıştır. Yaptığı resimler, üretim içindeki köylüyü uyanışa çağıran, kendi gerçeğini görmesini isteyen, köylünün belini doğrultup ayağa kalkmasını, doğmakta olan ve doğacak güneşi görmesini önceleyen, köy yoksullarına ışık taşıyan resimlerdir. Renk ahenk ( yaşamla ve doğayla uyumlu ) resimlerdir bunlar, doğanın tüm renklerini yansıtırlar. O ışıklı, ölesiye çalışan insanların gözlerinde, dünyayı değiştirmeye yönelik kıvılcımlar parlar.
Balaban'ın resimlerinde ışıklı yüzler, ileriye dönük bakışlar görürsünüz. Atlar, öküzler zayıftır tıpkı köylü çoğunluğu gibi; doğayla didinen, hareket eden, yaşam mücadelesi veren insanlar, bir bakışta sizi etkisi altına alıverir.
Yaptığı resimlerde kaç göç yoktur, kadın orta yerde memesini çıkarır, çocuğunu emzirir. Kadın erkek omuz omuza, ayrısızgayrısız tarlada çalışırlar, üretim sürecinde yer alırlar. Resimlerde anlatılanlar, 40-50 yıl öncesinin köylü yaşantısıdır. Üreten, çalışan, hasat eden köylü şimdi bitirildi; köylü nüfus çok azaldı, âdeta köyler boşaldı.

RESİMLERİ KENDİ DAMGASINI TAŞIR
İbrahim Balaban, Toplumcu Gerçekçi çizgiden hiç sapmayarak, kendi damgasını taşıyan özgün resimler yaptı. Birçok ressamın resimleri arasından Balaban'ın resimlerini hemen bulur çıkarırsınız. Onlar, "ben, Balaban'ın resimleriyim" der gibi seçilirler; anlayacağınız o kadar ayrıksıdır. Onun resimleri taklit edilemez, kendine özgüdür, orijinaldir. 97 yıllık ömrü umut etmekle ve umudu çoğaltmakla geçti. İbrahim Balaban uzun ömrünü hiç boşa harcamadı; üretti üretti ve hep dolu dolu geçirdi. Sanatıyla, ülkemizi onurla temsil eden, ressamlarımız arasında yer aldı. Resimleri, romanları ve sanat içerikli yazılarıyla yaşıyor. Değerli anısı önünde saygıyla eğiliriz.





