GELİNCİK APARTMANI
Bir insan görünce insan oluyorum
Bir ağaç görünce ağaç
Bir çiçek görünce çiçek
Bir çocuk görünce çocuk
Can YÜCEL
Otuz yıldır bir apartmanda yaşıyorum. Bizim apartmandaki yaşam başka apartmanlara benzemiyor. İnsanlardaki dostluk, sıcaklık, ilgi ve cana yakınlık hemen hissediliyor. İnsanların kaynaşması, birbirleriyle ilgilenmesi, birbirlerini gördüklerinde selamsız geçmemeleri, güler yüz, burada önemli bir etken. Apartmanların çoğunda bu sıcaklığı göremezsiniz; çevrenizdeki insanlarla biraz konuştuğunuzda, bunu anlamakta zorlanmazsınız. Düğünlerde, bayramlarda birbirlerini görürler, komşuluk ilişkilerini sürdürürler. Zaten olması gereken, doğal olan da bu.
İNSAN İNSANLA MUTLU OLUR
Birbirlerinden soyutlanmış gibi yaşamak, kimsenin kimseyle ilgilenmemesi, sevgisizlik, içine kapanma çağımızın bir hastalığı; bundan kurtulmak lâzım. İnsan insanla mutlu olur, insan ağrısını başka insanlarla temas ederek giderir. İnsansızlık, yalnızlık, içine kapanma, başkalarının acıları ve sevinçlerine kayıtsız kalmak, tehlikeli bir yönelim. İstenirse apartman yaşamı daha canlı, daha güzel, insanın huzur bulduğu bir yer, hâline getirilebilir. Bunun için biraz çaba, biraz uğraş, biraz güven, biraz içtenlik yeterli. Bunlar insana küçük sorunlar gibi gelir; küçük sorunları çözmeden, insan iç huzuru bulamaz.
YABANCILAŞMA
Bir apartmanda, 21-22 aile yaşar. Yaşadıkları yerde yönetici seçmekte zorlanırlar bazan, işler sürüncemede kalır. Bazan yönetici adayı bulmakta zorlanılıyor, bu nedenle dışardan, maaşlı yönetici tutanlar bile oluyor. Hiçbir sorumluluk almayan, almak istemeyen insanların, bireysel çevrelerinde olduğu kadar, toplumsal çevrelerine de, hiçbir etkilerinin olmadığını bilir görürsünüz. Yaşadıkları mekânın sorunlarına kayıtsız kalan, sadece lâf eden insanların, özel yaşamlarında da silik ve etkisiz oldukları görülür. Bunlar toplu yerlerde yaşayan insanların karşılaştıkları sorunlar, açmazlar. Bu, insanın insana yabancılaşmasıyla ilgili, bir durumdur. Önündeki sorunları çözmek istemeyen, sorumluluk almayan, sorunları sürekli öteleyen, " herkese ne olursa bize de o olur " diyen insanlardan bir şey olmaz. Yaşananlar ve yaşanmakta olanlar, kent insanlarının bencilliği, başkalarının da en az kendisi kadar mutluluğu hak ettiğinin bilincine varılmaması, görülmek istenmemesinin sonucudur.
KÜÇÜK SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELMEK
İstenirse her yerde, her ortamda yapmacıksız, içten ve sıcak ilişkiler geliştirilebilir. Bunu gerçekleştirmek için, biraz çaba yeter de artar bile. Önce küçük gibi görünen sorunları, görüp gidermeye çalışacağız. Küçük sorunların üstesinden gelemeyenler, herkesi ilgilendiren toplumsal sorunların, hiç içinden çıkamazlar. Toplu yaşanılan yerlerde, iyi ve sağlıklı ilişkilerin kurulması için, birkaç iyi niyetli insanın çabası yeterli. Bu olumlu girişimleri gördüğünüz zaman, kendinize geliyorsunuz; yoluyla yöntemiyle gidilirse, bu iş yapılabilirmiş diyorsunuz. İnsanın özünden uzaklaşması, her şeyi berbat edip, içinden çıkılmaz hâle getiriyor. İnsanlar arasındaki güvensizlik duvarlarını yıkmak, iyi niyetli olmak, "bunlar adam olmaz " türünden ön yargılardan uzak durmak, birlikte olunursa, güzel ve örnek işler yapılabileceğini göstermek, insanlar arası güveni pekiştirmek için yeterli.
YÖNETİCİNİN ÖNEMİ
Aparman yöneticimiz Halil abi, yanılmıyorsam beş dönemdir, yönetim işlerini pürüzsüz götürüyor. Arkadaşımız planlı, programlı, işlerin nasıl yapılacağını bilen, iş disiplini olan, emekli bir öğretmen. Gelir-gideri yazar, olup biten her şeyi, apartman panosuna asar. Herkes ne olup bittiğini, işlerin nasıl yürüdüğünü, panodan apaçık görür. Her şey görünür olduğundan, kimse diyecek bir şey bulamaz. Bahçenin ağaçlarını sular, budama zamanı gelince budaması yapılır, her şey bir plan dahilindedir.

Halil abi apartmanın her işine koşturur, meydana gelen arızaları elinden gelirse kendi giderir; apartmanda yaşayanların gözü kulağı gibidir. Titizliğine diyecek yoktur; ilkelerinden ödün vermez, yüksünmeden işleri yürütür, "ben şunu yaptım, bunu yaptım" deyip böbürlenmez. Neredeyse 24 saat, apartmanın işlerinin aksamaması için uğraşır. Bu görev aşkı, herkesi derecesiyle memnun ediyor.
Yöneticimiz gözlem gücü olan, belleği sağlam bir insan. Aparmandaki küçük çocukları bile tek tek adlarıyla çağırır. Onun bu özellikleri, apartmandakilerle ne kadar ilgili olduğunun, açık bir göstergesidir. Herkesle selâmlaşır, hâl hatır sorar, yüzünden hiç gülümseme eksik olamaz; davranışlarıyla, herkesin gönlünü kazanır. Apartmanın temiz ve yaşanılır olması için, elinden ne gelirse yapar. Aparmandaki çocuklar da, onu amca, dede diye çağırırlar. Komşu apartmanda yaşayanlar, "Bizim de sizdeki gibi bir yöneticimiz olsa, ne iyi olurdu" diyorlar. Bütün bu işleri yöneticimiz gösteriş olsun diye değil, içinden geldiği, başka türlü davranamadığı için yapıyor.
ÇİÇEKLERİN DİLİ
Yöneticimiz çocukları çok seven, onlarla ilgilenen hoş sohbet biri. Yaptıklarıyla, davranışlarıyla, uğraşıyla, hemen dikkatleri üzerinde topluyor. Yöneticimiz yeşili seven, doğa tutkunu bir insan. Onun çabalarıyla, apartmanın bahçesi, çiçek tarlasına döndü. Sarı, kırmızı, mor her renkten çiçeği, apartmanın bahçesinde görürsünüz. Çiçekleri eken, bakan, çapalayan, sulayan odur. Çiçeklerin dilinden, yalnız o anlıyor. Apartmanın giriş kapısından adımınızı attığınız zaman, rengarenk çiçeklerin, baygın kokusuyla karşılaşırsınız.
Asıl olması gereken, olağan durum görenleri şaşkınlığa uğratıyor. Demek ki uğraşınca, emek verince, birazcık çaba gösterince, güzellikler yanımızdan, yöremizden uzaklaşmıyor. Bu öğretmen arkadaş gittiği, el attığı her yeri güzelleştirmeyi, kendine görev bilmiş. Kocaman kocaman lâflar etmeden, güzel güzel konuşarak, insanların güvenini kazanıyor.
Arkadaşımızın apartmanda bulunuşu, bizim için bir şans. Onun sayesinde, apartmandakiler yeşili, hayvanları korumayı ve onlara zarar vermemeyi öğrendiler. Sokak kedilerini baktığını, onlara yiyecek verdiğini de gördüm. Ufacık bir toprak parçasının, nasıl cennete çevrilebileceğini gösterdi; herkesin bu soylu çabaya katılmasını, seyirci kalmamasını sağladı. Şimdi akşamları, apartmanda yaşayanlar, ağaçların altında oturup sohbet ediyorlar, çaylarını içiyorlar ve hoşça vakit geçiriyorlar. Apartman yöneticisi insanları birleştirir de, ayrıştırır da. Yöneticimiz birleştirenlerden.
UMUT İNSANDA
Bulundukları yerde kendi sorunlarına kayıtsız kalmayan, çözmek için uğraşan, adım atmaktan çekinmeyen insanlar değerlidir, önemlidir. Nerede olursa olsun, istenirse çözülmeyecek, giderilmeyecek, hiçbir sorun yoktur. Burun kıvıran, sorunlara omuz silkip geçen, insanlardan olmayalım. Yaşadığımız her yerde, insanın insana yabancılaşması, giderilmeye çalışılmalıdır. Görüldüğü gibi, bu yabancılaşmayı gidermek, yine insanın elinde. Yaşadığımız yeri güzelleştirmek, sorunlarını azaltmak, tek tek herkesin katkısına bağlı. Herkes, bende bir şeyler yapabilirim derse, bulunduğumuz yer güzelleşir, yaşanası bir yer hâline gelir. Bulunduğu yeri güzelleştirmeye çalışan insanlar, başka sorunların üstesinden, daha rahat gelebilir. İnsanı insandan koparan bencil, çıkarcı ve ilgisiz davranışlarıdır. Umutsuz olmayalım, insana güvenelim, umut insanda!...
Diğer Yazılar




