GÜNEY KÖYÜ'NDE TİYATRO
Bugün 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü. Tiyatro tarihi çok gerilere kadar gider; insanlık tarihi kadar eskidir. Köylerdeki meşale (köyde maşıla derler ) oyunları da, gösteri sanatlarının bir parçasıdır.
Halk Evleri, tiyatronun geniş kesimlere ulaştırılmasında, önemli bir işlev görmüştür. Bizim köylüler (Güney), Halk Evi kavramına hiç uzak değiller. Halk Evi, köyün orta yerindedir. Bu yapının içine gösteri ve temsiller için, bir düzenek de hazırlanmış. Halk Evleri'nin tarihi 1932'lere kadar uzanır. Köydeki Halk Evi, kültürel bilinçlenmeden çok, kahvehane olarak kullanıldı uzun yıllar.
Halk Evi'nde kitaplık da olduğu söyleniyor. Oradan kitap alıp okuduğunu söyleyen büyüklerimiz var. Biz bunları bilmiyoruz, yaşımız elvermiyor, büyüklerimiz anlatırdı. Rahmetli İsmet öğretmen, bu konularda zengin bir birikime sahipti. Geçmiş kültürel konuları, geçmişte yaşananları, kahvehane söyleşilerinde anlatırdı. Halk Evi konusunda, İsmet öğretmenin sağlam bir belleği vardı. Kahvehane söyleşilerinde, bunlar konuşma konularımız arasında olurdu. Bu zengin bilgisini İsmet öğretmen, bizlere anlatmada hiç çekince göstermedi.
KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
Tiyatro sanatını ben 1978'lerde öğrendim. Gençlerin gidip geldiği, kültürel çalışmaların etkin olduğu Kültür ve Dayanışma Derneği'ndeki ağabeyler, köye bir tiyatro getirilmesine öncülük etti. Kültür ve Dayanışma Derneği o zaman bilinçlendirme, doğru düşünme, spor, düğünlerde oynanan halk oyunları ve okuma çalışmalarıyla etkili bir yapıya sahipti. Güzel roman, öykü, deneme, şiir...türündeki kitapları oradan alıp okuyorduk. Biz gençler için, bilimsel bilginin de konuşulduğu yerdi, aynı zamanda. Birçok tanınmış yazarı (başta Fakir Baykurt olmak üzere) ve sanat insanlarını oradaki kitaplıktan öğrendik.
Ben tiyatro sanatını ve tiyatro kavramını toplumsal bilinçlenmenin hızlandığı 1978'lerde öğrendim. Gençliğin kültürel bilinçlenmesinde etkin olan Kültür ve Dayanışma Derneği, köye bir tiyatro oyununu getirilmesine öncülük etti. Bu dayanışma derneği, gençliği sadece kötü alışkanlıklardan korumuyor, bilgili gençlerin yetişmesine yardımcı oluyordu. Oraya giden gençler, mutlaka kültürel kitaplardan, geri getirmek üzere alır okurdu.
ZENGİN MUTFAĞI
Bilinçli ve kültürel düzeyi yüksek ağabeylerimiz konuşmalarıyla, öğretici çalışmalarıyla etkili olurlardı. Folklordan (halkbilim) iyi anlayan ağabeyler, yörenin halk oyunlarını da öğretirdi gençlere. Biz onlardan çok şey öğrendik. Ders kitaplarının dışında kültürel ağırlıklı kitaplar okumayı, bunun gerekliliğini, oradaki bilinç düzeyi yüksek ağabeylerimizden öğrendik. Onlar köy ortalamasının çok üzerinde bir kültürel birikime sahiptiler. Okudukları kitapları tartışır ve değerlendirirlerdi. Biz de onları hayranlıkla dinlerdik. Kültür ve Dayanışma Derneği sayesinde günlük gazete okuma alışkanlığı kazandık.
1978'lerde köye bir tiyatro eseri getirdiler. Ağabeylerimiz köyde bir tiyatro gösterisinin yapılmasında öncü bir rol üstlendiler. Bu gelen tiyatro, Oktay Arayıcı'nın Zengin Mutfağı adlı bir oyunuydu. Bir tiyatro izleyeceğimiz için, çok heyecanlı ve sabırsızlık içindeydik.

KÖYE TİYATRO GELDİ
Gösterim, Halk Evi'nde gerçekleşti. Tiyatronun konusu işçi sınıfı ve çalışan halk kesimiydi. Oyunda, 15-16 Haziran işçi direnişleri anlatılıyordu. Sahnede hakları ve özgürlükleri için mücadele eden, onların önüne engeller çıkartılan, işçi sınıfı anlatılıyordu. İşçi sınıfı örgütlü bir şekilde bir araya gelerek, önlerine çıkartılan engelleri yıkıp geçiyor.
1970'lerdeki işçi direnişleri ve işçilerin mücadelesi anlatılırken, izleyiciler pür dikkat kesilmişlerdi. Köye, tarihinde ilk kez tiyatro oyunu geliyor; nasırlı elleriyle yürüyen insanlar anlatılıyordu. Halk Evi'nin çok kalabalık olduğunu, oturacak yer bulunmadığını söyleyebilirim. O zaman köyümüzün nüfusu bayağı kalabalık, 3 bin 200. Köylüler hakları ve özgürlükleri için yürüyen insanları ilgiyle izlemişti. İzlerken kendi yaşamlarıyla ilgili özdeşlik kuruyorlardı mutlaka.
Zengin Mutfağı adlı oyuna salt gençlik değil, orta yaşlılar ve yaşlılar da ilgi göstermişti. On yıllar sonra o tiyatronun ne anlattığını kavrayabildim. Okudukça, bilgi sahibi oldukça konu kafamızda netleşti. İşçi sınıfının birleşik gücü, örgütlü yürüyüşü çalıştıranları (patronları) tedirgin etmişti. Tiyatronun konusunda, anlatılanlarda, sınıfsal aidiyet duygusu vardı. Biz de emekçi köylüler olarak, bu mücadelenin dışında kalamazdık. Tiyatro sahnesinde anlatılan, bizim de hikâyemizdi.
Köy gençleri, kendi bağımsız örgütlenmelerini, Kültür ve Dayanışma Derneği'nde ortaya koydu. Kültür ve Dayanışma Derneği'nin, köyümüz gençlerinin bilinçlenmesindeki yararı yadsınamaz.
DÖNEMİN GENÇLİĞİ ÇOK HAREKETLİYDİ
Köye tiyatro getirmeleri, bu sanatı tanıtmaları, köy yoksullarını izletmeleri önemli bir etkinlik. O dönemlerde gençlik çok etkiliydi ve hareketliydi; büyükler onlardan hep bir şeyler öğrenmeye çalışırdı. Okumuş, bilinçli gençlere çok büyük saygı vardı, o zamanlar; halk onların konuşmalarını ilgiyle dinlerdi. Kahvehanelerdeki gazeteler, didik didik okunurdu. Okudukça konuşurlar, daha iyi, daha güzel, başka bir dünya düşünü, kafamızda canlandırırdık. Bilinç düzeyi o kadar yükselmişti ki, bilinçli olmayan, okumayan gençlere kız bile vermezlerdi.
Köyde ben ve birçok genç arkadaş, tiyatro sanatını ve tiyatro kavramını Kültür ve Dayanışma Derneği'nin etkinliklerinden öğrendik. Kültür ve Dayanışma Derneği bizim için bilinçlenme, düşünme, kültür düzeyimizi yükseltme ve güzel soru sorabilme yeriydi. Orada iyi insan nasıl olunur, köy yaşamı, ülke ve toplum sorunları konuşulurdu. Nerden nereye geldik? Sonuç; tiyatro, köylülerin gelen tiyatroyu ilgiyle izlemeleri ve gülümseyerek, mutlu bir şekilde tiyatrodan çıkmaları.
Dünya Tiyatrolar Günü kutlu olsun!...
Diğer Yazılar




