İHTİYARLIK ÜZERİNE…

Yıllar önce ihtiyarlık konulu bir video izlemiştim. Toplumda yaşanan bir başka acıya parmak basmış. İnsan elden ayaktan düştü mü, ne kadar yalnız olduğunu anlar. Köylerde dedeler, nineler kapı önlerinde yol beklerler. Oğulları kızları gelsin onlarla iki lâf etsin diye. Çoğu zaman boşuna bir bekleyiştir bu. Yakınınızda kızınız ve oğlunuz oturuyorsa biraz rahat eder, gün yüzü görürsünüz. Ya gurbettelerse, işiniz Allah'a kalmıştır.
Yakınlarda olanlarda, kavga ederler kendi aralarında. O sen bakacaksın, o sen bakacaksın diye. Çocuklar bazen sıraya bindirirler; sırası gelen bir eşya gibi istemeye istemeye alır götürür. Çocuklar artık yalnız başlarına karar veremeyecek durumdadır. Biri kocasından çekinir, diğeri de karısından. Çocuklar arasında bir çekişmedir sürer gider. İhtiyarlar, dünyalıkları yoksa büsbütün rezil olur. Bazı uyanık evlatlar da el çabukluğuyla ananın babanın neyi var, neyi yoksa üstlerine geçiriverir. Onların gözleri önünde bir itişip kakışma sürer gider. İhtiyarlar buna çok üzülürler ama ses edemezler. Çoğunun sosyal güvencesi de yoktur. Ömürlerinin sonuna kadar, evlâtlar arasında bir mülkiyet davasıdır sürer gider. Hani derler ya, "Baba bir bağ bağışlamış, oğul bir salkım üzüm vermemiş."

BÜYÜKLERİMİZİ ELE GÜNE MUHTAÇ ETMEYELİM

İnsan hayatında sağlık çok önemlidir. Sağlığın değeri bilinmelidir. Hiç olmazsa ufak tefek şeyleri kendimiz yapmaya çalışmalıyız. Atomlara ayrılmış bir toplum; kimse kimseye güvenmiyor. İnsanlar arasında saygı, sevgi, dayanışma kalmamış. Gözümüzün bir adım ötesini göremiyoruz. Hâlbuki bir düşünsek, o ihtiyar ana baba ne şartlarda büyüttü, bu günlere getirdi bizleri.

Hep bireysel düşünüyoruz ya, gemimizi kurtarmanın derdindeyiz. Ananın babanın emeğini hiçe sayanlar, hiçbir şekilde düzgün yürüyemez. Yürürken tökezler, hep bir yerlere çarpar; emeksiz bir yerlere varılamayacağı kafamıza dank etmelidir. Büyüklerimizi ele güne muhtaç ediyorsak, yaşlandığımızda, bizim de başımıza bir şeylerin gelmeyeceğinin güvencesi yok. Videoda gerçek bir, yaşanan insanlık manzarası çizilmiş.

SOSYAL DEVLET

Bunların yaşanmaması, herkesin iyi bir gelire ve sosyal güvenceye kavuştuğu ülkelerde mümkündür. Sosyal devlet uygulamalarının olduğu ülkelerde, ihtiyarlar ortada kalmaz. Tüm ihtiyarların ihtiyaçlarının giderildiği, ihtiyar bakımevlerinde kaygısız yaşayabilirler.

Neoliberalizmin günümüzdeki uygulamalarında, en temel insan hakkı olan yaşama hakkı bile görünmüyor. Sel baskınları, iş kazaları, kurallara uyulmadan yapılan binalar ve depremlerde yok olan canlar, ülke işgalleri...  Yaşayanlar ve geride kalanlar üzerinde de büyük bir travma yaratıyor gördüklerimiz. Sorunları tek tek değil de, toplu baktığımızda, çözümün toplumsal olduğunu fark edebiliriz.

Yalnız ihtiyarların değil, tüm çalışan namuslu insanların, insanca yaşadığı ve yaşayabileceği toplum özlemini, hep içimizde saklı tutalım. İstersek mutlu, gülümseyen, hayattan tat alan bir ihtiyarlık geçirebiliriz. Bunun için bireysel bilinçle birlikte, toplumsal bilinç de gerekiyor.
 

Diğer Yazılar