MAYIS ACISI…
Mayıs ayı bizim için, çok üzüntülü ve acılı geçti. Eniştemiz Hamza abi, korkunç bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Onun için trafik kazası, hiç aklımıza gelmeyen bir şeydi. Köylülerimiz onun için, 50 yıllık araç sürücüsü diyorlar. Yaşadığı sürece eş, dost, akraba ve tanıdıkların yardımına koştu. Onun için varlıklı, varlıksız herkes insandı; saygıyı hak ediyordu.
Akrabalar ve bütün Güney köyü, yasa boğuldu. Köydeki herkes, bu feci trafik kazasına çok üzüldü. Yaşam boyu sağlık için, her gün düzenli yürüyüşe çıkardı. Güney (Yeşilova-Burdur) Köyü'nün girişinde, yürüyüşten dönerken, Acıpayam tarafından gelen bir otomobilin çarpmasıyla hayatını kaybetti. Bu felakete nasıl üzüldük anlatılamaz. Daha önünde yaşayacağı güzel bir ömür vardı.
KÖSTEN'İN HAMZA
Yalnız Güney Köyü'nde oturanlar değil, çevre köylerden de duyan geldi. Çevre köylülerle iletişimi sağlamdı. Mutlaka oralara kamyonuyla bir şeyler getirmiş, götürmüştür. Yörede Kösten'in Hamza dedin mi, herkes tanır. Rahmetli babası Mustafa dayı da, köyün ilk sürücülerinden. Mustafa dayı, Hamza abiyi kamyonuyla, hep yanında götürür getirirdi. Sürücülük, Hamza abiye babasından kaldı. Diğer kardeşi İsmet ise, motorlu araçları kullanmada ustadır.
Son yıllarda kamyonu elden çıkardılar; böylelikle yük taşımacılığı ve uzun yol sürücülüğü bitti. Traktörle tarlalarını eker, biçer, hasadını kaldırırdı. Kendini çift çubuk işlerine vermişti. Ufak tefek rahatsızlıklar nedeniyle, hastaneye de gider gelirdi ama, böyle korkunç bir ayrılış, kimsenin aklına gelmezdi. Çocuklara ve gençlere hep uyarır dururdu; “çok hız yapmayın, aniden birisi çıkar, yazık olur sonra sizlere” derdi.
TRAFİK CANAVARI ARAMIZDAN ALDI
Hayatı boyunca çalıştı, çabaladı ama hiç hırslı olmadı. Benim şuyum olsun, buyum olsun, derdine düşmedi. Sağlıklı bir yaşamı sürdürebilmek için, sabah yürüyüşlerini seçti. Hep bir arkadaşıyla yürürmüş ama, bu sefer yalnız çıkmış yürüyüşe. Sanırım, sabah namazını kıldıktan sonra, yürüyüşe çıkıyordu. Kaza saat 7.20 dolaylarında oluyor. O saatlerde, yollar tenha olur diye, çıkıyordu sanırım. Arkadan yüksek hızla gelen bir otomobilin çarpmasıyla, hayatını kaybediyor.

Hamza abinin aramızdan ayrılışına, yer gök ağladı. Başsağlığına gelen insanlar, kazanın nasıl olduğunu dinlediklerinde, gözyaşlarını tutamıyordu. Çünkü onu Güney Köyü'nde bilmeyen, tanımayan, sevmeyen yok. İyiliğiyle, güler yüzüyle, insan sevgisiyle, konuk severliğiyle bilinen Hamza abi, şimdi yok. Onu Aşağı Cami'nin önünden alıp, son yolculuğuna götürdüğümüzde, hava iyiydi. Sonra yağmur bir boşandı bir boşandı, sanki gökyüzü onun vakitsiz ayrılışına ağlıyordu. Kendi kendimize bu ne iştir, dediğimiz oldu.
ACI HABER TEZ ULAŞIR
Acı haber çabuk ulaşır derler; duyar duymaz Fransa'dan eniştesi Salih Balbay, benim abim Mevlüt Pekdüz de geldiler. Aramızdan ayrıldığının gecesi, Fransa'dan Güney Köyü'ne yetiştiler. Onlar da çok üzgün ve şaşkındılar; kolay değil beraber oturulup kalkılmış, yenilip içilmiş, akrabalık ilişkileri var, sıcak dostluklar hep olmuş. Mayıs ayı çok acılı ve üzüntülü geçti. Güney Köyü sıcakkanlı, iyilik sever, gülümsemesi yüzünden hiç eksik olmayan, insan sevgisini hep içinde taşıyan, bir insanını kaybetti.
Hamza abi, unutamayacağım, sevdiğim, saydığım, değer verdiğim insanlardan biriydi, benim için. Köye gittiğimde, evlerinin altındaki Park Kahvesi'nde oturur, konuşur ve çay içerdik. Mutlaka hâl hatır sorar, iyiliği canı gönülden isterdi. Hızlı araba kullanma (onu çarpan otomobil sürücüsü) Hamza abi gibi iyi bir insanı, aramızdan çekip aldı. Ne diyeceğimi bilemiyorum, üzüntümüzü anlatmaya sözcükler yetmiyor. Hoşsohbet, herkesin iyiliğini isteyen, sıcak kanlı, kendi hâlinde yaşayıp giden, hayat dolu insan Hamza abi, ışıklarda uyusun.
Eşi Feruze, kızı Gülseren, oğlu Mustafa'ya ve akrabalara sabırlar dileriz.
Diğer Yazılar




