OKULLARDA ŞİDDET
Okullarda şiddet olayları devam ediyor. Bu olaylarda öğretmenler, öğrenciler ölüyor, yaralanıyor, eğitimle ilgili herkesin yüreği ağzına geliyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta şiddet olayları sonucu öğretmenler ve öğrenciler öldü. Daha önce İstanbul'da Fatma Nur öğretmen hayattan koparılmıştı. Yurdun değişik yerlerinde bu istenmeyen, korku veren şiddet olayları yaşanıyor. Yaşananlar, okullarda güvenlik sorununu herkesin gündemine sokuyor.
Şiddet olaylarından aileler ve yurttaşlar çok etkileniyor, çocukları eve gelinceye kadar adeta yürek çarpıntısı içinde bekliyorlar. Buna bir çare bulunması, okulların şiddetten uzak tutulması yaşamsal bir önem taşıyor. Eğitim sendikaları Ankara'da can güvenliği nöbeti tutuyor, okulların güvenli ortamlar hâline getirilmesini istiyorlar. Sorumlu öğretmen sendikaları (Eğitim-Sen ve Eğitim-İş) okullara olan saldırıların önlenmesi ve uyanık olunması için, yetkili kurumlara sürekli çağrı yapıyor. Öğretmen sendikaları her gün yaptıkları çağrılarla, sorumlu bir davranış örneği gösteriyor.
GÜVENLİĞİN OLMADIĞI BİR ORTAMDA EĞİTİM YAPILAMAZ
Eğitim-Senli öğretmenler ve Eğitim-İşli öğretmenler, bu konuda gereği kadar duruyor ve herkese anlatıyorlar konunun önemini. Şiddetsiz, sorunların en aza indiği güvenli bir okul ortamı yaratmanın, yolunu yordamını arıyorlar. Sendikalar, okullarda şiddetsiz bir ortam yaratılması için, bu sorunu gündemde tutup, birlikte çözüm arayışına yöneldiler. Bunlar sorumlu sendikacılığın, insanı ferahlatan güzel bir örneğidir. Saldırıların, şiddetin arttığı, can güvenliğinin olmadığı bir ortamda, eğitim öğretim yapılamaz. Bu sorunlar hep geçiştirildi, önemsizmiş gibi gösterildi, savsaklandı. Şiddetin ortasına düşmeden uyanık olmanın, aymazlıktan kurtulmanın zamanı, geldi de geçti bile. Bu gidişle önemsemediğimiz olaylar, kanser hücreleri gibi tüm okullara yayılacak, eğitim öğretim yapılamaz hâle gelecek.
YAŞANANLAR BİR GÜNDE ORTAYA ÇIKMADI
Okullarda yaşanan şiddet olayları, eğitimi felç edecek boyutlara ulaşıyor. Şiddet olaylarından sakınan çocukların, okullara isteksiz gittiklerini biliyoruz. Çocuklar korkularını açıkça ifade ediyor; “Ya silahlı adamlar, bizim okula da gelirse?” diye büyüklere sorular soruyorlar. Şiddet olayları, Millî Eğitim Bakanlığı düzeyinde de tartışılır duruma geldi; bu can yakıcı durum, yurttaşların asıl gündemlerinin önüne geçti. Bu yaşananlar, bir günde ortaya çıkmadı; yılların ihmalinin sonucudur. Sorumluluk duyan insanlar, öteden beri hep dikkat çeker oldular ama uyarılar kulak ardı edildi. Şimdi bunun acısını toplum olarak çekiyoruz.
Dikkatli bir göz, eğitim sisteminin yazboz tahtasına döndüğünü hemen anlar. Neredeyse her yıl ders programları değiştirilir oldu. Eğitim-öğretimin giderek paralı hâle getirilmesi, dar gelirli yurttaşları perişan etti. Okulların giderleri, veliler tarafından kermeslerle ve bağışlarla karşılanır oldu. Okul yöneticilerine " Ne haliniz varsa görün, kendi kaynağınızı kendiniz yaratın! " dediler. Okulların paralı hâle getirilmesi, eğitimin hizmet olmaktan çıkarılarak, parası olanların yararlandığı kurumlara dönüşmesi, dar gelirli yurttaşları çaresiz duruma düşürdü. Bu olumsuzluklar da, olayların üzerine tuz-biber ekti.

ÇOCUKLAR GÖRSEL MEDYADAN ÇOK ETKİLENİYOR
Çocuklar sadece öğretmenlerinden etkilenmiyor, büyük oranda görsel medyadan da etkileniyor. Önemli bir çoğunluk gördüklerini taklit etmeye, uygulamaya çalışıyor. Televizyon kanalları şiddet içerikli filmlerle dolu; çizgi filmlerde bile şiddet var. Ders dışında odasına çekilip, internet oyunlarına giren çocuklar, buralarda da şiddet içerikli oyunlar oynuyor. Görsel medya çocuklar üzerinde çok etkili. Eğitimde ve öğretimde etkili ve yetkili kişiler, şiddetten arındırılmış programların yapılmasına uğraş vermeli ve çabalarını yoğunlaştırmalıdır. Eğitsel yönü yüksek, insancıl içerikli televizyon programları bu olumlu çabaya katkıda bulunabilir.
ANNE BABALALARA ÖNEMLİ GÖREV DÜŞÜYOR
Anne babalar (veliler) da çocuklarını yakından takip etmeli, ne yaptıklarının, neyle uğraştıklarının farkına varmalı, uyanık olunmalı. Onları denetimden uzak tutmamalı, dikkatleri üzerlerinden eksik etmemelidirler. Bir de yaşadığımız yeni dünya sömürü düzeni aynı tipte, güdülen, itiraz etmeyen, soru sormayan, en güzelin peşine düşmeyen, fabrikasyon türü insanlar yetiştirdi. İnsanlar bireysel gelişimlerinin yollarını bulmalı, bu yolun önünü açmalıdır. Çocukları hayata kazandırmak büyük sorumluluk ister.
Çocuklarımıza Türkçe'nin seçkin yapıtlarını okutarak insancıl düzeylerini yükseltmeli, çağdaş, bilimsel, akılcı ve lâik düşünen insanlar olmalarını sağlamalıyız. Gazete okumayan, kitap okumayan, soru sormayan, daha güzelin peşine düşmeyen, eleştirel düşünceden yoksun kuşaklar, yetişiyor günümüzde. Zifiri karanlığa doğru, âdeta dolu dizgin bir koşu var. Bu koşunun önünü kesip çağdaşlığa, kendi akıllarıyla düşünmeye ve aydınlığa yöneltmeliyiz çocukları.
ÇÖZÜMÜ HEP BİRLİKTE ARAMALIYIZ
Şiddet; okul yönetimi, aile, öğretmenler, öğrenciler ve yurttaşlar tarafından etraflıca düşünülmesi gereken bir konu. Bu konunun üzerini örtmeyip, hep birlikte çözüm aranmalıdır. Yoksa şiddet, eğitimi öğretimi yok ettiği gibi, yurttaşların yaşama hakkını da elinden alacak. Sokakta kendi hâlinde yürüyen bir yurttaş da şiddetin hedefi hâline gelebilir. Tüm sağduyulu, akılcı, bilimsel düşünen aydınlık kafalı insanlar, bu konuya ve çözümüne el versinler! Şiddetsiz bir ortamda eğitim ve öğretimi sürdürmek bizim elimizde, çözüm yine biziz.
Diğer Yazılar




