YALÇIN KÜÇÜK

Değerli yazar, toplumbilimci, Profesör Yalçın Küçük, 6 Nisan 2026'da aramızdan ayrıldı. O, bir döneme damga vurmuş bilim insanı ve yazarlardandı.

Gerek yazılarıyla, gerekse konuşmalarıyla hep aydınlatmayı ve öğretmeyi hedeflemiştir. Her şeye rağmen çıktığı bu yoldan dönmedi. Yalçın Küçük'ü televizyonlardan hep izlerdim. Tüm dikkatimle izlerken konuşmalarının bir sözcüğünü bile kaçırmamaya çalışırdım. Çünkü onun söyledikleri hep sıradışıydı; insanı düşündüren nitelikteydi.

Türkiye'nin toplumsal tarihini ondan ve başka ilerici yazarlardan öğrendik. O, ilerici insanlığın Türkiye'den yetişen bir değeriydi. Yazdıkları ve söyledikleri emekçi sınıflar nasıl mutlu yaşar, sorularına yanıtlar arayan niteliklere sahipti.

YALÇIN KÜÇÜK

TÜRKİYE'NİN TOPLUMSAL YAPISINI KİTAPLARINDA ANLATTI

Yazdığı kitapların adları bile bu konuda yeterince açıklayıcı. Türkiye Üzerine Tezler, Aydın Üzerine Tezlerkerpiç gibi kalın kitaplar. O kitaplar, insanı korkutmuyor, beni okuyun, der gibi bize bakıyorlardı. Yanılmıyorsam 50-60 kitabı var; durmadan yazdı.Herhalde, onun yazdıklarını merak etmeyen yoktur, aydın kamuoyunda. Bu kalın kalın kitaplarda ne yazıyor deyip, cesaretle içine daldığımız çok olmuştur.

Tekelistan, İsyan, Bilim ve Edebiyat gibi kitapları da, Türkiye'nin toplumsal yapısını açıklamaya yöneliktir. Onun kitaplarını okumak hiç zor değil; bir roman akıcılığında akıp gidiyor. Bu kadar bilgi, bu kadar çok eser nasıl ortaya çıktı, diye şaşar kalırsınız. İsyan ve Tekelistangibi eserlerini heyecanla okumuştum.

12 EYLÜL KARANLIĞINA SESİNİ YÜKSELTTİ

O, salt bir profesör değil, kafasından bilgi taşan bir adamdı. Konuşmaları öfkeliydi ama bu bireysel, çıkara dayanan bir öfke değildi; emekçi halkın daha iyi yaşamasına yönelik bir öfkeydi. Toplumun daha iyi yaşamasının olanaklarını araştırdı ve yazdı.Yalçın Küçük'ten uzun zamandır ses gelmiyordu; hasta herhalde dediğim oldu. Gerçekten de hastaymış; bu büyük beyinin çalışması ve üretimi 6 Nisan 2026'da durdu.

Yalçın Küçük, hep eylemci ve üretken bir hayatın içinde olmuş. Gençliğinde öğrenci temsilciliği yapmış, görüşlerini her koşulda açıklamaya çalışmış. Bu açıdan çalışkan aydınlarımızın en başında gelir.Aziz Nesin'le birlikte Aydınlar Dilekçesi'ni hazırlayanların arasında oldu. 12 Eylül Karanlığı'nda hazırlanan bu dilekçe, aydınların sesini yükseltti. Aydınlar o zaman, karanlığı delmenin yollarını arıyorlardı.

TEK KİŞİLİK ÖZGÜN BİR SESTİ

Yalçın Küçük, güzel, aydınlık ve emekçi insanlığın rahat edeceği bir eylemliliğin içinde oldu hep. Bir mahkeme çıkışında " Yaşasın emekçi cumhuriyet, yaşasın aydın cumhuriyet, kahrolsun cumhuriyet düşmanları! " diye öfkesini dile getirir. Kendine güvenli bu değerli insan, hiçbir şeyi söylemekten çekinmedi.

Türkiye devrimci ve sosyalist hareketi değerli, yılmayan bir aydınını kaybetti. O tek kişilik, hiç kimseye benzemeyen, yolunda dosdoğru giden, özgün bir sesti. O, düşüncesiyle, mücadelesiyle ve eserleriyle yaşamaya devam edecek. Aydınlık düşünceli insanlar onu unutmayacak. Her sıkıştıklarında, aradıklarını onun eserlerinde bulacaklar.

Diğer Yazılar