YILANLARIN ÖCÜ
Kaliteli bir edebiyat yapıtı insanı değiştirir, dönüştürür, kendisi yapar. Bu nedenle önümüze geleni değil de seçici olup kaliteli yapıtlara yönelmek önemli. İnsan uyuşmak için okumaz; okumanın amacı uyanma ve uyandırma olmalı. Bazı kitaplar sizi eğlendirir, hoşça vakit geçirtir, güldürür o kadar. Edebiyatın bunların dışında işlevleri olmalı, okurken kafanızda şimşekler çaktırmalı. İşte bu tür kitapların yazarlarından biri de Fakir Baykurt'tur.
Fakir Baykurt'un yapıtlarını ilkokul üçüncü sınıfta tanıma olanağı buldum. Bir arkadaşımız, çantasında ders kitaplarının dışında, hep okunacak bir kitap bulundururdu. Öğretmenimiz rahmetli İbrahim Ergin, arkadaşın elindeki kitabı aldı; kitabı ve yazarını bize tanıtmaya başladı. Elindeki kitabın kapağında Irazca'nın Dirliği yazılıydı. Elindeki kitaptan bize bazı bölümler okudu. Anlatılanlar, bizim hikâyemizdi; biz de köy çocuğu olduğumuzdan anlamakta hiç zorlanmadık. Sınıfın tümü öğretmenin okuduklarını can kulağıyla dinledi.
ANADOLU İNSANINI ANLATTI
İşte Fakir Baykurt adı o zaman kafamızda dank etti. Bu yazar bizi anlatıyordu, anlatılanların hiç yabancısı değildik. Anlatılanlarda bildik, tanıdık insanlar vardı; âdeta kitabın kahramanlarıyla özdeşleşmiştik. Yazar köylülerin konuşma biçimini çok güzel vermişti. Daha ilkokul yıllarında kitapta anlatılanları dinlerken kendimizden geçmiştik. Bu biraz da yazarın dili güzel kullanmasından, köy yaşamının içinden gelmesinden kaynaklanıyordu.
TANIMA FIRSATINI KAÇIRDIM
Bir ara Fakir Baykurt'un bizim köye uğrayacağını duydum; gerçekten de uğramış. Kahvehanede köylülerle sohbet etmiş, köylüleri dinlemiş. Ben de yazarı yakından tanımak istemiştim, köye vardığımda "geç kaldın, gitti" dediler. O'nu yakından tanıma fırsatını kaçırdığım için üzülmüştüm.
Bizim köyde onu gençliğinden beri tanıyan insanlar var. Pancar ekimi sırasında işçilik için bizim köye geldiği söylenir. Köylülerimiz Fakir Baykurt'u tanımaktan, öyle bir yazarın kendi içlerinden çıkmasından kıvanç duyarlar. Köyde inşaatlarda sıvacılık işleriyle uğraşan bir Kemal dayı vardı; (Cort lakabıyla anılırdı) Fakir Baykurt'u kahvehanede saatlerce biz gençlere anlatırdı. Kemal dayıyı dinlerken mutlu olurduk. O'nun cana yakın, sıcakkanlı, konuşkan, emeği ve alın teriyle geçinenlerden yana olduğunu anlatır dururdu.
Fakir Baykurt kitaplarında köyü, köylüyü, ezilen ve haksızlığa uğrayanları döne döne anlatmıştır. Köylüyü yoksul, çaresiz bırakanları da yazılarında hep duyumsatmıştır. Köylerde de insanlar diğer yerleşim yerlerindeki gibidir. Arkasız insanların nasıl zorluklar çektiklerini anlamakta zorlanmayız. Bu nedenle insanların uyanık olmalarının gereği hissettirilir.

YILANLARIN ÖCÜ
Irazca'nın Dirliği, Yılanların Öcü, Kara Ahmet Destanı adlı yapıtları köylerin geri kalmışlığını, geri ve çağdışı anlayışları, apaçık göz önüne getirir. Bu yapıtları okurken köylülerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarını da görürüz. Bu yapıtlarında, köy özelinden yola çıkılarak, haksızlığa uğrayanların, karşı çıkışlarını da görürsünüz. Kentlerde olduğu gibi, köylerde de doğruyu gören, uyanan, direngen ve ortak iyiyi arayan insanlar vardır. Bunlar kolay boyun eğmezler; haksızlığa direnmenin, haklarına sahip çıkmanın mutlaka bir yolunu bulurlar. Haklıdan ve doğrudan yana olan bu insanlar, köylüyü karanlıkta bırakan yaşam koşullarına karşı çıkar, ortak iyiyi ararlar.
KARA AHMET
Yoksulluktan, karanlıktan çıkmak için kafa yoran, çocuklarını iyi yetiştirmek isteyen, ışığı arayan insanlar da yok değil. Kara Ahmet de bu insanlardan biridir. Kara Ahmet zor koşullarda yaşam sürdürür, üniversiteye de gider. Üniversitede güzel gülüşlü, aydınlık yüzlü insanlarla karşılaşır; onların mücadelesini görür ve yaşadığı dünyadan daha güzel bir dünyanın olabileceğini düşünür. Geri ve çağdışı anlayışlarla uyumsuzluğa düşer. Bu üç kitabı birlikte okuduğumuzda, içimiz çok güzel duygularla dolar taşar.
İşte böyle kitapların yazarıdır Fakir Baykurt. Birbirinden güzel başka yapıtları da vardır. Kitaplarının içine bir okyanusa girer gibi daldığınızda, kolay kolay çıkamazsınız. Okuyup bitirdiğinizde, okyanusu dalgalandıran bir damla olasınız gelir. Fakir Baykurt toplumda yaşanan hiçbir şeye kayıtsız kalmaz, kendini bir taraf olarak görür. O hep emeğiyle, alın teriyle yaşayan, dürüst, namuslu ve çalışkan insanlardan yana tavrını koymuştur. Nasıl bir yazar olduğunu, kitaplarının adından kolayca çıkarabilirsiniz.
ÇALIŞKAN İNSANLARIN MUTLU GELECEĞİ
Has okuyucular Tırpan, Köygöçüren, Keklik, Amerikan Sargısı, On binlerce Kağnı, Onuncu Köy, İçerdeki Oğul, Efkar Tepesi, Şamar Oğlanları, Kaplumbağalar adlı kitaplarını yakından tanır. Bu kitapları okuduğumuzda, ülkemiz insanlarını anlamakta ve tanımakta zorluk çekmeyiz. Yazarın bütün derdi emeğiyle geçinen çalışkan insanların mutlu geleceğidir. O'nun yapıtlarını okurken, elinizi toprağa dayayıp doğrulup silinmek isteği geçer içinizden. Üreten, çalışan insanların yazgısının bu olamayacağımı düşünürsünüz. Toplumda uyanan insanları ve onların duygularını bize anlatmaya, tanıtmaya çalışır. Okurken onlar uyanınca neler olabileceğini düşünürüz.
Yılanların Öcü adlı yapıtı sinemaya da uyarlandı. Zamanında bu yapıtın gösterilmesine engeller çıkarılmış, bin bir zorlukla gösterilebilmiştir. Filmde insanlar köy gerçeğini, köy insanının toplumsal koşullarını beyaz perdeden görme olanağı bulmuştur. Sonraki yıllarda bu güzel film, birçok televizyon kanalında da gösterilmişti. Köylü gerçeğini anlatan bir sinema başyapıtıdır.
EVRENSEL ESERLER ÜRETTİ
Fakir Baykurt sanat yaşamına şiirle başlamış. Son yıllarda şiirleri yanılmıyorsam iki kitapta toplandı. Birkaç şiirini okudum, değme şairim diyene, taş çıkartacak nitelikte. Şiirlerini halk şiirinin olanaklarından yararlanarak yazmış. Şiirlerinde de ne kadar insancıl olduğunu, insanın evrensel mutluluğunu, canı gönülden istediğini görürsünüz. Bu güzel ve yetkin şiirlere karşın Fakir Baykurt şair olarak anılmaz; hikâyeci ve romancı diye ünlenmiştir.
Fakir Baykurt, yaşamının son yıllarını Almanya'da geçirdi. Almanya'da çalışan işçilerimizi ve çocuklarını anlatan yapıtlar kaleme aldı. Burada yazdığı yapıtları da evrensel niteliklere sahiptir. O nereye giderse gitsin, nerede olursa olsun, hep insanı ve onun çilesini anlatmıştır. Yapıtlarında hep yere düşen insanı ayağa kaldırmaya çalışır. Almanya'da Barış Çöreği, Koca Ren, Duisburg Treni, Bizim İnce Kızlar gibi yapılar yazmıştır.
ÖĞRETMEN LİDERİ
Fakir Baykurt sadece bir yazar değildir; aynı zamanda unutulmaz bir öğretmen önderidir. İlk önce Türkiye Millî Öğretmen Dernekleri Federasyonu başkanlığı yapmıştır. Daha sonra tüm öğretmenleri birleştiren Türkiye Öğretmenler Sendikası genel başkanlığını yürütmüştür. TÖS, onun yönetiminde toplumun gözünde saygın bir yere oturmuştur. Öğretmenler birlikte hareket ettikleri zaman, kazanım elde edebileceklerini görmüşlerdir. 1969 Öğretmen Boykotu, tüm öğretmenlerin ortak çabasıyla gerçekleşmiştir. Türkiye Öğretmen hareketi, yalnız Türkiye'nin değil, dünyanın en güçlü, özlük hakları için mücadele eden, emek eksenli bir çaba içine girmiştir; bu tek doğru konumlanmadır, öğretmenleri birleştirir, ayrıştırmaz. Sendikal mücadele, öğretmenin hak ettiği saygın yere gelmesini sağlamıştır. Fakir Baykurt ve arkadaşlarının yönetimindeki TÖS'ten öğreneceğimiz çok şey var. Zaman zaman bazı öğretmenler bu doğru çizgiyi dillendiriyor.
Anlatacağı konuyu çok iyi bilen bu usta yazar; Türkçe'yi çok iyi kullanır, anlatımda hiçbir pürüz bulamazsınız. Hiçbir zaman yapıtlarını çalakalem yazmamıştır. Bütün yapıtları iyi düşünülmüş, iyi kurgulanmış, ince elenip sık dokunmuştur. Dilini çok iyi kullanan yazar, sağlam cümle yapısıyla kimseye söyleyecek bir şey bırakmaz. Yazarken halk dilinin söyleyiş olanaklarından yararlanmış, bu ustalığı bizi insanların duygu dünyalarına daha da yakınlaştırmıştır. Köyün içinden çıkmış olan bir yazar olarak Fakir Baykurt bunu hakkıyla yerine getirmiştir.
Yapıtlarını okurken sevinirdiniz, hüzünlenirsiniz, mutlu olursunuz, gülümsersiniz. Yazarımız birçok ödülün de sahibidir. Tırpan romanıyla 1970'te TRT Sanat Ödülü, Can Parası adlı hikâye kitabıyla 1974'te Sait Faik Hikâye Ödülü, 1978'de Kara Ahmet Destanı adlı romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü aldığı başlıca ödüllerdendir. Ünü sadece ülkemizde değil, yurt dışına da taşmıştır. Onun yapıtlarını okuduğunuzda gerçekten İşte Benim Yazarım deme isteği içinizde uyanacaktır.
Diğer Yazılar




