ATADAN KALMA TOHUMLAR…

Yine seçim gündeminin yoğunlukta olduğu bir yıla girdik. Sanayiciler olarak, ihracat yapıp yapmadığımızdan bağımsız olarak, odağımız hep kurlarda. Bugünlerde ise seçim sonrasında kur hareketi tahminlerine göre pozisyon almakla geçiyor günlerimiz. Birkaç gün içerisinde Şubat ayına ait ihracat rakamları açıklanacak ve biz yine kendi istatiksel yorumlarımızla, ithalata bağımlı olduğumuzu yok sayıp ihracatımızı ne kadar arttırdığımızı okuyup gönlümüzü ferahlatacağız. Denizli’de sanayicilerimizin ana sohbet konuları arasında kurlar ve seçim “trend topic” olmuşken, global üretim sektörünü kasıp kavuran ve üretimin her gün daha fazla içerisine giren ve hatta karar verici pozisyonlara yerleşen yeni teknolojileri uzaktan izlemeye devam edeceğiz.

GELENEKSEL BÜYÜME MODELİ BİZİ İLERİ TAŞIR MI?

Bilinmeyen ürkütür ama daha da ürkütücü olan bilinmeyeni öğrenme çabasının yokluğudur. Denizli, 50 yılı aşkın sanayicilik geçmişine sahip; yavaş yavaş 3. kuşakların oyuna girmeye başladığı bir kent. Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, bu zamana kadar sanayiciliğin gelişimi çoğunlukla bir önceki kuşaktan yapılan know-how transferiyle veya komşulardan kopyalanan yöntemlerle gerçekleşmiş. Bu nedenle bugüne kadar büyümemiz nitelikselden çok niceliksel olmuş; bir diğer deyişle büyük ölçekli sanayi yapıları yerine daha fazla sayıda ama küçük ölçekli sanayi yapılarıyla büyümüşüz. Global ticaretin her geçen gün daha hızlı geliştiği ve değiştiği bu dönemde de, bu büyüme modelinin bizi daha fazla ileri taşıyabileceğine dair şüphelerim her geçen gün artıyor. Aslında bir süredir üretim ve ihracat rakamları da bize bunun sinyallerini veriyor ama biz rakamları farklı okumayı tercih ediyoruz.

KURDAN ÇIKIP VERİMLİLİĞE ODAKLANMALIYIZ

Bizim her şeyden önce kendi rakamlarımızı üretmemiz ve üretimimizi analiz etmemiz gerektiğine inanıyorum. Sanayicilerimizin gelişmeye devam etmeleri için kur odaklı rakamlardan çıkıp verimlilik odaklı rakamları gündemlerine almaları gerekiyor. Verimli üretim yöntemlerinde, komşunun çatısına kurdurduğu GES’in aynısını birkaç kuruş ucuza yaptırmanın ötesine geçip yeni teknolojileri öğrenmeye açık olmamız ve yatırımlarımızı yeni makinalardan önce üretim analizine kaydırmamız gerekiyor. Biz yerimizde durdukça bankadaki paramız değer kazanıyor olabilir ama üretimimizin değer kaybettiği bir noktada bankadaki değerlerin ne kadar değerli olduğu da başka bir tartışma konusu olarak karşımıza geliyor.

ATADAN KALANLAR TOHUM VE NASİHAT

Yeni kuşaklar, bizlerden ve büyüklerimizden daha farklı öğrenme metotlarına aşinalar ve kabul etmek gerekir ki biz mevcut sanayicilerden daha fazla öğrenme isteğine ve çabasına sahipler. Her geçen gün farklı mecralardan yapay zekanın geldiği son noktayı merakla izleyen bu nesli, Atadan kalma geleneksel yöntemlerle üretim yaptığımız bir işletmeye çekemeyeceğimiz gerçeğini de artık kabullenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bugün tarım sektöründe Atadan kalma tohumlar kullanılırken verimli üretimler yeni teknolojilerle oluşturulan metotlar sayesinde sağlanıyor. Aslında bugün Atadan kalma kullanılabilecek şeyler de tohumlar ve nasihatlerle sınırlı gibi görünüyor. Eğer global ticaretin bir üyesi olarak sanayiciliğe devam etmek istiyorsak, cesaretimizi toplayıp yeniden öğrenmeye kendimizi açmamız ve globalde kopan teknoloji kasırgasının içerisine atlamamız gerekiyor. Bırakalım tarım sektörü Atadan kalma tohumlarını kullanmaya devam etsin, bu yarışın içinde kalmaya devam etmek istiyorsak biz torunlara kalabilecek teknolojilerin peşinde koşalım. 

Diğer Yazılar