ÇİN’DE GÖZÜMÜZE YENİ TAKILANLAR
Bu yıl yine 4 kişilik bir heyetle, 11 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çin programımızı tamamladık. Bu ziyaretimizin başında 4 günlük bir takvimle Güney Kore’yi de programa dahil ettik ve oradaki iş bağlantılarımızla da görüşme imanımız oldu. Ardından 20 günlük Çin seyahatimizi tamamladık. 2023 ve 2024 yıllarında olduğu gibi, bu yıl da bu adreslerde biriktirdiklerimizi şehrimiz, bölgemiz ve ülkemiz için değer yaratma niyetimle, bu yazıyı hazırlamak ve sizlerle paylaşmak istedim.

Türkiye’nin ne Çin’in nüfusuna, ne iç pazar büyüklüğüne, ne devlet ölçekli finansman kapasitesine, ne de üretim hacmine ve teknolojisine sahip olmadığını biliyoruz. Bu nedenle ana amacım “Çin gibi olmanın” ipuçlarını vermek değil, Çin’in nasıl düşündüğünü anlamak ve Türkiye’nin kendi avantaj alanlarını bu yeni küresel oyuna göre yeniden şekillendirmesine katkı sunabilmek. Dolayısıyla, bu yazının yalnızca bir şirket seyahat notu olarak okunmamasını; Çin’in ölçek ekonomisinden hız, kalite ve katma değer dönüşümüne doğru başlattığı yolculuğunun dışarıdan rahatlıkla görünmeyen yüzünü bir nebze anlatarak Türkiye’de sanayi politikası, mesleki eğitim, yatırım teşviki, ihracat destekleri, lojistik koridorlar, dijitalleşme ve teknoloji transferi başlıklarında fayda yaratmasını temenni ediyorum.

KATMA DEĞERE DÖNÜŞÜM
Geçen yılki ziyaretimiz ABD’nin gümrük tarifelerinde yaptığı düzenlemelerini duyurduğu dönemde olmuş ve ziyaretimizde gördüklerimizi bu gelişmelerle birlikte okumaya çalışmıştık. Bu yıl da saha ziyaretimizi ABD-İsrail ve İran Savaşı ile farklı bir jeopolitik ortamda gerçekleştirdik. Bu nedenle, tespit ve değerlendirmelerimi; ABD-Çin ticaret gerilimi, İran Savaşı, Hürmüz Boğazı riski, enerji arz güvenliği, Bir Kuşak ve Bir Yol İnisiyatifi Orta Koridoru, İran Savaşı devam ederken XiJinping’in Trump’ı ağırlaması, bu ziyaretin hemen arkasından gerçekleşen Putin’in Çin ziyareti ve Çin’in bu ardışık diplomasi trafiğinde merkezî rolünü güçlendirme çabası içinde anlatmaya çalışacağım.
2025 yılı ziyaretimiz sonrası hazırladığımız raporumuzda “Çin’de Ölçek, Hız, Kalite Yeniden Tanımlanmış” demiştik. Bu yıl bu muhteşem 3’lüde yer alan ölçekte büyüme odağından vazgeçildiğine ve mevcut ölçeğin katma değere dönüşüm sürecine şahit olduk.
Bu bağlamda Çin Devleti, 1978 yılından itibaren adım adım şekillendirdiği ekonomik reform politikalarında iç talebi karşılama ve dışa açılma hedeflerini yeni bir boyuta taşımış gibi. Yakın zamana kadar devlet destek ve teşvikleriyle büyütülen ölçeğin (kapasite), hız ve kaliteye rağmen geleceğin uluslararası rekabetinde yeterli olmayacağını gören Çin, 15’inci Beş Yıllık Planın (2026-2030) uygulama sürecine alınması ile birlikte, şirketlerin daha fazla ölçek büyütmeden, mevcut kapasitelerini yüksek katma değere dönüştürmelerini istiyor.

SHENZHEN’İN HİKAYESİ
2024 yılında sizlerle yine bu sayfalarda paylaştığımız raporumuzda, 1970’li yılların sonunda kişi başına düşen yıllık milli gelir 100-200 USD iken bugün 13.500 USD’yi aşan ve dünyanın süpermarketi unvanı alan Yiwu’nun hikâyesini paylaşmıştım. 2025 yılındaki raporumuzda “Made in China” planı kapsamında küçük bir balıkçı köyünden teknoloji ve ticaret merkezine dönüşen Shenzhen’in hikâyesine değinmiştik. Bu iki şehri de, Çin’in 50 yıla yaklaşan reform ve dışa açılma tecrübesinin sembolü olarak tanıtmıştık. Bu yıl ise şunu gördük: Çin, bu yıl yeni başlayan Beş Yıllık Planı’na yeni bir katman eklemiş. Bu planla birlikte şirketlere “Kapasiteni katma değerli yapıya dönüştür” diyen Çin, bu yeni katmanı sadece ürüne değil, tedarik zincirinden iş modeline, dış ticaretten finansmana her alana entegre etmeye çalışıyor.
Önceki yıllarda Çin ana karasındaki şehirlerarası seyahatlerimizin çoğunu iç hat uçak ve hızlı trenlerle yapmıştık. Bu yıl da bu ulaşım vasıtalarını sıklıkla kullandık. Ancak, bu yıl ilave olarak şehirler/eyaletler arası kiralık araçlarla hayatı da daha yakından tanıma fırsatımız da oldu. Mesafeler uzadıysa da biz hayatın daha da içine girme imkânı elde ettiğimizden, önceki 2 yılda göremediklerimizi veya fark edemediklerimizi de bu sayede deneyimleme imkânı elde etmiş olduk. Mesafe demişken; makine üreticileri ile şu diyaloğu sıklıkla yaşadık:
-Fabrikanızı ve üretim tesislerinizi görebilir miyiz?
-Elbette. Yarın sabah/hafta sonu, gelecek salı vb programınız uygunsa sizleri ağırlayalım.
-Harika olur. Yakın mı peki, nasıl gideriz?
-Yakın, oldukça yakın. Hızlı trende aktarma ile 3 saati bulmaz…
3 saati ortalama hızı 300-350 km/saat olan yüksek hızlı trenle düşününce yakın/uzak mesafe anlayışı da Çin’de biraz farklı. Biz bu ziyaretleri çok önemsiyoruz ve bu nedenle mesafelere çok takılmadık. Bu ziyaretler bize hem tedarikçimizi hem markalarını hem de ürünlerini tanıma fırsatı veriyor, hem de fabrika ana giriş kapısından üretim hattındaki yapıya, kullanılan teknolojilerden çalışanın iş yerindeki hareketlerine kadar kendi iş modellerimiz ve hatta zaman zaman rakip analizi için değerlendirebileceğimiz çok kıymetli benchmark tecrübesi de aktarıyor bizlere.

E-TİCARET HAYATIN İÇİNDE
Hız demişken Çin’de e-ticaretin hayatın içine ne kadar girdiğine dair 2 örnekle bu kısmı bitirmek istiyorum. İkisi de hayatın normal rutininde Çin’de hızı tanımlayan güzel örnekler. Birincisi; restoranda yemek yerken yemeğimizi bitirme aşamasında sevdiğimiz bir kahve dükkânından sıcak kahve siparişi verdik. Kahve sıcak olarak ve biz yemeğimizi tam bitirdiğimizde 4 dakika içerisinde masamıza geldi. Bir diğeri de akşam yemek sonrası saat 21.27’de Türkiye’den sipariş edilen bir kozmetik ürünü e-ticaretten sipariş verme hikâyemiz oldu. Öncelikle, dönüş öncesi akşamı olduğu için yetişmez dedik. Sonra havalimanında teslim alma opsiyonu olduğunu gördük. En son, hızlı teslimat opsiyonu ile ve ücret farkı da vermeden aynı akşam otele sipariş verebileceğimizi keşfettik. Siparişimizi 21.27’de verdik, sistem 21.55’de ürünün otel resepsiyonunda olacağı bilgisini verdi. Saat 21.35’de biz daha yemekten otel yoluna yürürken telefonumuz çaldı ve ürünlerin otele teslim edildiği bilgisini verdiler. Gerçekten de, Çin artık ucuz üretmiyor; ölçeği teknolojiyle, kaliteyle ve HIZ’la katma değere dönüştürüyor.
Bu hızlı tempo içerisinde, toplamda 25.000 km’lik seyahatimizde 2 ülkede (Güney Kore ve Çin), 9 farklı eyalette, 11 şehirde, 13 firma/fabrika ziyareti ve 40’dan fazla firmayla ikili temas sağlamış olduk.
Diğer Yazılar




