DENİZLİ TEKSTİLDEN VAZGEÇEMEZ

Yazımın başlığını oluşturan cümleyi, kısa adı DETGİS olan Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği'nin geçtiğimiz hafta yapılan Olağan Genel Kurulu'nda Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Halil Erdoğan kullandı. İki adayın yarıştığı ve kampanya sürecinden itibaren heyecanlı bir yarışa sahne olan Genel Kurul'da kürsüye çıkan Halil Erdoğan, sektördeki dönüşüm baskısına vurgu yaptı.

Tekstil ve hazır giyim sektörünün son yıllarda yaşadığı sorunlara değinen Erdoğan, “Sektörümüz bugün zor bir dönemden geçiyor. Rakamlar çok net. Bu sektör 1 milyon kişiye istihdam sağlıyor. Hazır giyim ihracatında yüzde 17 azalma, tekstil hammaddeleri ihracatında yüzde 7 daralma var. Yani tablo duygusal değil, rakamlarla bakarsak sektörümüz hala büyük ama ciddi bir dönüşüm baskısı altında. Ama şunu söyleyebiliriz, Denizli asla tekstilden vazgeçmeyecektir. Bu şehir onlarca krizi atlattı, bunu da atlatacaktır” cümleleriyle gelecek adına umut verdi.

DENİZLİ'NİN İHRACATI ARTIYOR, TEKSTİL VE HAZIR GİYİMİN DÜŞÜYOR

Denizli üreten, dünya pazarlarında adından söz ettiren bir şehir. Dünyanın 180 ülkesine ihracat yapıyor. Türkiye'nin en fazla ihracat gerçekleştiren 9. kenti. 2025 yılında Türkiye'nin ihracatı yüzde 4,4 artarken Denizli ihracatını 4 milyar 377 milyon dolardan 4 milyar 677 milyon dolara çıkararak yüzde 6,9 büyüttü. Tekstil hammaddeleri ve hazır giyim sektörlerine baktığımızda ise 2023 yılından itibaren sektördeki sıkıntıların ihracat rakamlarına etkisini ülke geneli kadar olmasa da görebiliyoruz. Şehrin ihracatı yüzde 6,9 artarken tekstil ve hammaddeleri ihracatı yüzde 3,4 azalarak 282 milyon dolardan 272 milyon dolara, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı ise 1,6 oranında azalarak 1 milyar 112 milyon dolardan 1 milyar 94 milyon dolara gerilemiş.

LOKOMOTİF KABLO SEKTÖRÜ MÜ OLACAK?

İki sektörün toplam ihracattaki payı yüzde 30 civarında. Bu oran Denizli'de 2000'li yılların başında yüzde 60'ın üzerinde idi. Tekstil ve hazır giyim sektörü Denizli'nin ihracatında hala ilk sırada ancak lokomotif olma özelliğini yitirmeye yakın gibi gözüküyor. Çünkü, kablo ve bakır telin yer aldığı elektrik ve elektronik sektörü 1 milyar doları aşan rakamla lokomotif sektör olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

DÖNÜŞÜM AMA NASIL?

Sektöre kafa yoran, söyleyecek sözü olan isimlerden biri olan BASİAD Başkan Yardımcısı Mehmet Uğur Çoban, 5 yıllık verileri analiz eden güzel bir yazı kaleme aldı. Sektörün yol ayrımında olduğuna dikkat çeken Çoban, küresel rekabet, yatırımların Mısır'a, Fas'a yönelmesi gibi konulara da değinerek, “Hazır giyim ve konfeksiyonda beş yıllık toplam daralma oranı yüzde 17. Türkiye’nin 2021 yılı ihracatı 20,3 milyar dolar iken, 2025 yılında ise 16,8 milyar dolara gerilemiş. Tekstil ve hammaddeleri sektöründe ise 5 yıllık daralmanın yüzde 7 olarak gerçekleştiğini görüyoruz. 2021 yılı ihracatı 10,1 milyar dolar iken, geçen yıl ise 9,4 milyar dolar tutarında tekstil ve hammaddeleri ihraç etmişiz. Hazır giyim hızlı ve sert bir düşüş yaşarken, tekstil hammaddesi daha dirençli ama aşağı yönlü daralma devam ediyor. Hazır giyim uzun yıllar boyunca istihdamın sigortası, döviz kazancının lokomotifi, Anadolu şehirlerinin sanayi omurgasıydı. Bugün ise başka bir evreye giriyoruz. Bu sektör artık hacimle değil, akılla ayakta kalabilir. Yeni dönem şunu söylüyor. Daha çok üretmek değil, daha değerli üretmek zamanı” tespitlerinde bulundu.

DOKUMACILIK BU ŞEHRİN GENLERİNDE VAR

Meslektaşım Serkan Urgancı ile birlikte yaptığımız Olay Yeri programında da tekstil ve hazır giyim sektörünün son yıllarda yaşadığı sorunları konuştuk. Orada da söyledim. Denizli, özellikle ev tekstili konusunda kendini kanıtlamış bir şehir.  Sadece ülkemizin değil dünyanın birçok ülkesinde Denizli'de üretilen havlu, bornoz, çarşaf ve nevresimler kullanılıyor. İhracat yapan firmalar kalite, tasarım, sertifikasyon, sürdürülebilirlik, çevreci üretim süreçlerinde ciddi yol aldı. Dokumacılık bu şehrin genlerinde var. Laodikya, döneminin dokuma merkezlerinden biri. Yapılan kazılarda dokumacılıkla ilgili önemli buluntular çıktı. Uzun yıllar fason üretim yapan Denizli'de son dönemde markalaşma konusunda da önemli adımlar atıldı. Birçok firma kendi markalarını oluşturmaya başladı. Online mağazacılık üzerine de ciddi girişimler var.

Sonuç olarak, son 3 yılda küresel rekabette enerji ve hammadde fiyatları, çalışan maliyetleri, yüksek enflasyon, finansa erişememe, kurun baskılanması gibi nedenlerle Pakistan, Hindistan, Bangladeş gibi ülkelerle rekabette sıkıntı yaşıyoruz. Denizli'de bu sıkıntıyı derinden hissediyor. Tüm olumsuzluklara rağmen 2025 yılı ihracat rakamları bize enseyi karartmamak gerektiğini söylüyor. Ben de Halil Erdoğan gibi düşünüyorum;

Denizli tekstilden vazgeçemez!

Esen kalın.

Diğer Yazılar