ÇOCUKLARIMIZI HAYATA MI SINAVA MI HAZIRLIYORUZ?

Yeni eğitim öğretim yılının başındayız. Bir çocuğa “Bu yıl senden ne bekliyoruz?” diye sorsak acaba hangi cevabı alırız? Daha yüksek notlar, daha çok doğru, daha iyi bir sıralama… Peki aynı çocuk, zorlandığında yardım isteyebilmesini, kendi fikrini söyleyebilmesini ve bir hata yaptığında yeniden deneyebilmesini de önemsediğimizi biliyor mu?

Uzun bir aranın ardından bu köşede yeniden buluşurken, hepimizi ilgilendiren bu soruyla başlamak istiyorum. Çünkü bir eğitim yılına başlarken koyduğumuz hedefler, çocuklarımızın hangi yönlerini göreceğimizi de belirliyor. Sürekli notlarını konuştuğumuz bir çocuğun merakını, cesaretini, arkadaşlıklarını ne kadar tanıyoruz?

ANNE BABANIN KAYGISI

Anne babaların kaygısını anlamak gerekiyor. Her aile çocuğunun iyi bir eğitim almasını, bir meslek edinmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını istiyor. Geleceğin belirsizliği içinde sınav sonucu, izlenebilen somut bir gösterge sunuyor. Üstelik aileler bu süreçte zamanlarını ve bütçelerini zorluyor. Bütün bu çabanın karşılığını görmek istemeleri son derece anlaşılır.

Sınavları önemsemek de çalışmayı teşvik etmek de eğitim sorumluluğumuzun bir parçası. Düzenli çalışmak, eksiklerini görmek ve bir hedef için emek vermek, hayat boyunca ihtiyaç duyacağımız alışkanlıklar. Asıl üzerinde düşünmemiz gereken, başarıyı konuşurken çocuğun gelişiminin ne kadarını görebildiğimiz. Bir deneme sınavının sonucu bize o sınavdaki performansı gösterir. Çocuğun bütün kapasitesini, kişiliğini ve geleceğini anlatmaz.

EVDEKİ ÖĞRENME ORTAMI

Bir öğrencinin düşük notla eve geldiği bir akşamı düşünelim. Daha kapıdan girerken ilk cümlemiz “Arkadaşın kaç aldı?” olduğunda, konuşmayı bir karşılaştırmayla açarız. “Hangi bölümde zorlandın, birlikte bakalım mı?” sorusu ise çocuğa yaşadığını anlatabileceği bir alan sunar. Aynı sonuç karşısında kurduğumuz iki farklı cümle, evde nasıl bir öğrenme ortamı istediğimizi gösterir.

Yüksek not aldığında da konuşmayı yalnızca puanda bırakmayabiliriz. Nasıl hazırlandığını, hangi yöntemin işine yaradığını, önceki denemeden sonra neyi değiştirdiğini sorabiliriz. Böylece çocuğun dikkatini kendi emeğine ve öğrenme sürecine yöneltiriz. Başarıyı bir başkasını geçmek kadar, kendi gelişimini fark etmek üzerinden de konuşabiliriz.

HAYATA HAZIRLAMAK

Hayata hazırlanmak gündelik işlerin içinde de yer bulur. Yaşına uygun bir sorumluluğu üstlenmek, harçlığını planlamak, bir anlaşmazlıkta karşısındakini dinlemek, internette gördüğü bir bilginin kaynağını sorgulamak… Bunlar için her zaman ayrı bir ders ya da ücretli bir etkinlik gerekmiyor. Çocuğun yapabileceği her işi onun yerine üstlenmeden yanında durabilmek, ona deneme fırsatı vermek de eğitimin bir parçası.

Çalışma programı hazırlarken de çocuğun sözünü duymalıyız. Hangi derste yardıma ihtiyacı var? Ne zaman daha rahat çalışıyor? Neye ilgi duyuyor? Onunla birlikte yapılan bir plan, karar alma ve sorumluluk üstlenme konusunda da bir çalışma olabilir. Elbette yetişkinin rehberliği sürecek. Ancak çocuk, kendi hayatına ilişkin kararların nasıl verildiğini de öğrenebilmeli.

ÖĞRENMENİN NİTELİĞİ

Burada görev yalnızca aileye düşmüyor. Öğretmenlerimizin öğrenciyi tanımaya, ona geri bildirim vermeye ve farklı öğrenme yollarını denemeye zaman bulabilmesi gerekiyor. Bir okulu değerlendirirken sınav sonuçlarının yanında öğrencilerin kendilerini ifade edip edemediğini, soru sormaya cesaret bulup bulamadığını da konuşmalıyız. Öğrenmenin niteliğini anlamak için sınıfın içindeki ilişkilere de bakmalıyız.

Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları da bu sorumluluğu paylaşabilir. Denizli’de çocukların erişebileceği kütüphaneler, spor ve sanat çalışmaları, bilim etkinlikleri ve gönüllülük fırsatları üzerine birlikte düşünmeliyiz. Bu imkânlardan yararlanmak ailenin bütçesine bağlı kaldığında, iyi niyetli çağrılarımız pek çok çocuğun hayatına ulaşamayabilir. Hayata hazırlayan bir eğitimden söz ediyorsak, çocukların bu deneyimlere nasıl erişeceğini de gündemimize almalıyız.

BUGÜN KAÇ SORU ÇÖZDÜN?

Yeni dönemin başında evde küçük bir değişiklik yapabiliriz. “Bugün kaç soru çözdün?” sorusunun yanına “Bugün neyi merak ettin?” sorusunu ekleyebiliriz. Çocuğun cevabını acele etmeden dinlemek için zaman ayırabiliriz. Ders başarısını takip ederken dinlenmesine, arkadaşlık kurmasına ve kendi ilgi alanlarını keşfetmesine de yer açabiliriz. Her çocuğun ihtiyacı aynı olmayacaktır; onu tanımak için bu konuşmaları sürdürmemiz gerekir.

Çocuklarımızın iyi okullarda okumasını, emeklerinin karşılığını almasını istiyoruz. Bunun yanında, verdikleri kararların sorumluluğunu üstlenebilen ve karşılaştıkları güçlüklerde destek arayabilen insanlar olmalarını da önemsiyoruz. Eğitimden beklediğimiz bu gelişimi, gündelik tutumlarımızda ne kadar desteklediğimize bakmalıyız.

Bu yıl çocuklarımızın önüne hedefler koyarken kendimize de bir soru soralım: “Onun nasıl bir insan olmasına katkı sunuyorum?” Vereceğimiz cevabın, hazırlayacağımız ders programı kadar üzerinde düşünülmeye ihtiyacı var.

Diğer Yazılar