BAYRAM SABAHININ FISILDADIKLARI
Çocukluğumuzun o başucunda bekletilen yeni ayakkabı heyecanını, belki yaşımız büyüdükçe bir miktar geride bıraktık. Dünyanın telaşı, hayatın bitmek bilmeyen koşuşturmacası omuzlarımıza bindikçe, “Nerede o eski bayramlar!” cümlesini de daha sık kurar olduk. Ancak gelin bugün, o tatlı nostaljinin hüznüne kapılmak yerine, yüzümüzü güneşli bir sabaha, içimizi ısıtan umuda dönelim.
Çünkü bayram, takvim yapraklarında kırmızıyla işaretlenmiş sıradan bir gün değil; kalplerin birbirine hizalandığı, zamanın adeta sevgiyle yavaşladığı o büyülü aralıktır.
Hepimiz biliyoruz; zaman zaman yoruluyoruz. Hayatın koşturmacası, haberler, geçim derdi derken birbirimizin gözlerinin içine bakmayı unutuyoruz. İşte bayram, "Bir dur," der bize. "Bir dur ve yanındakine bak."
Burnumuza gelen o tanıdık limon kolonyası kokusu, özenle açılmış bir tepsi baklavanın şerbeti, ütülü kıyafetler ve kapı zilinin o neşeli melodisi... Hepsi bize aynı şeyi fısıldar: Yalnız değiliz. Bir tebessümün, içten bir "Nasılsın?" sorusunun açamayacağı kapı, iyileştiremeyeceği yara yoktur. Bazen kırgınlıklarımızı bir kenara bırakmak, kibrimizi o kapının ardında unutmak, insanın kendine verebileceği en büyük bayram hediyesidir.
Bugün, içimizde bir yerlerde üzeri tozlanmış o "umut" çekmecesini yeniden açmanın tam vakti. Bayram, en çok da umut etmek demektir. Kışın ardından gelen bahar gibi, zorlukların ardından gelen ferahlıktır.
Çocukların ceplerine doldurdukları şekerlerdeki o saf sevinci hatırlayın. Dünya ne kadar karmaşık görünürse görünsün, o çocukların gözlerindeki ışık, yarınların sandığımızdan daha aydınlık olacağının en büyük kanıtıdır. Bizler birbirimizin elinden tuttuğumuz sürece, mesafeler ne kadar uzak olursa olsun bir telefonun ucundaki o tanıdık sesle yüreğimiz ısındığı sürece umut hep var olacaktır.
Bu bayram, büyüklerimizin ellerinden öperken sadece bir geleneği yerine getirmeyelim; onlara varlıklarının bizim için ne kadar kıymetli olduğunu hissettirelim. Uzakta olanlarımıza sesimizi duyuralım, dargın olduklarımıza belki küçük bir mesajla bir zeytin dalı uzatalım. Kendimize de şefkat göstermeyi unutmayalım; zira kendi içimizde barışı sağlamadan, dünyaya huzur dağıtamayız.
Sofralarımızın bereketli, kalplerimizin hafif, kahkahalarımızın bol olduğu bir bayram olsun. Her sabahımız bir bayram sabahının o tatlı, o umut dolu telaşını taşısın.
İyi bayramlar...
Diğer Yazılar




