BEYAZ CENNET’E EJDERHA BEREKETİ
Denizli’de turizmle yatıp kalkan herkesin yıllardır beklediği haber, nihayet 2026’nın ilk ışıklarıyla geldi. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 2 Ocak 2026’dan itibaren Çin vatandaşlarına kapılarımızı sonuna kadar açtık; hem de vizesiz, bürokrasisiz, “buyurun gelin” diyerek...
Bu karar, Ankara’daki masalarda atılan bir imzadan çok daha fazlası. Bu, İpek Yolu’nun modern kervanlarının rotasını kalıcı olarak Pamukkale’ye çevirmesi demek. Peki, Denizli esnafı, otelcisi ve yerel yönetimi, kapımıza dayanacak olan bu “Ejderha”yı ağırlamaya gerçekten hazır mı?
Rakamlar Yalan Söylemez: Büyük Göç Başlıyor
Öncelikle durumu netleştirelim. Çinli turist, bizim için "olsa da olur" bir pazar değil, "olmazsa olmaz" bir can damarıdır. Çünkü istatistikler çok net: Türkiye’ye ayak basan her 100 Çinli turistin 95’i Pamukkale’yi görmeden ülkesine dönmüyor. İstanbul, Kapadokya ve Pamukkale; onların "Altın Üçgeni".
2024’te 410 bin civarında Çinli misafir ağırlamıştık. Sektör temsilcileriyle yaptığım görüşmelerde, vize muafiyetinin doping etkisiyle 2026 sonunda bu sayının 800 bine, hatta 1 milyona dayanabileceği konuşuluyor. Yani 2025’te kırdığımız rekorlar, 2026’nın yanında sönük kalabilir.
Sadece Kalabalık Değil, "Nitelikli" Misafir Geliyor
Eskiden Çinli turist denince akla; otobüslerden inip, ellerinde bayraklarla koştura koştura fotoğraf çekip giden kalabalık gruplar gelirdi. O devir kapanıyor. Artık karşımızda, cebinde parası olan, bireysel gezen, İngilizce bilen ve "deneyim" arayan yeni bir orta sınıf var.
İşte tam bu noktada Pamukkale’nin elindeki en büyük koz devreye giriyor: Gece Müzeciliği.
Biliyorsunuz, Çinli misafirlerimiz, özellikle kadınlar, beyaz tenli kalmaya çok önem verirler. Güneşin altında kavrulmak onların tatil anlayışına ters. SICPA Türkiye ve Bakanlığımızın hayata geçirdiği Hierapolis’in gece aydınlatılması projesi, adeta Çinliler için biçilmiş kaftan. Artık günün sıcağında değil, akşamın serinliğinde travertenlerde yürüyecekler. Bu ne demek? Turist otobüse binip gitmeyecek, o akşam Denizli’de konaklayacak, akşam yemeğini burada yiyecek demek.
"Sıfır Dolar" Tuzağına Dikkat!
Ancak her gülün bir dikeni var. Bu pembe tablonun en büyük düşmanı, turizm literatüründe "Zero-Dollar Tours" (Sıfır Dolar Turları) olarak bilinen sistemdir.
Tayland bu konuda büyük acılar çekti, ders almalıyız. Nedir bu sistem? Çin’deki operatör turisti bedavaya yakın fiyata gönderir. Buradaki acente, maliyeti çıkarmak için turisti otele hapseder, sadece anlaşmalı olduğu fahiş fiyatlı mağazalara götürür. Çarşıdaki esnaf, restoran sahibi, taksici turistten tek kuruş kazanamaz. Para, kapalı devre bir sistemde döner durur.
Denizli esnafının bu bereketten pay alabilmesi için, turistin otelden çıkıp sokağa karışması lazım. Eğer biz bu sistemi denetlemezsek, milyonlarca turist gelir ama Denizli’nin kasasına giren para değişmez.
Ev Ödevimiz: WeChat ve Congee
Son olarak, küçük ama hayati bir detaydan bahsedeyim. Çinli turist nakit taşımaz, kredi kartı bile kullanmaz. Hayatları cep telefonlarındaki WeChat Pay ve Alipay uygulamalarıdır. İş Bankası ve Dorak Holding gibi kurumlar bu altyapıyı getirdi.
Ey Denizli esnafı, dükkanınızın camında "WeChat Pay Geçerlidir" etiketi yoksa, o turistten alışveriş yapmasını beklemeyin. Ayrıca otellerimiz kahvaltı büfesine bir kase "Congee" (pirinç lapası) koymalı, odalara sıcak su ısıtıcısı (kettle) bırakmalı. Çünkü Çinli misafir, soğuk su içmez, çayını ve noodle'ını odasında yapmak ister.
2 Ocak 2026 kararnamesi, Pamukkale için tarihi bir fırsattır. "Beyaz Cennet", Çinli turistlerin hafızasına "Sisters over Flowers" programıyla kazınmıştı, şimdi vize muafiyetiyle taçlandı.
Unumuz var (Travertenler), şekerimiz var (Termal sular), yağımız var (Vize muafiyeti). Artık helvayı yapıp, tadını kaçırmadan, sürdürülebilir bir şekilde bu bereketi paylaşma vaktidir. Kapımız açık, yeter ki biz ev sahipliğini "akıllıca" yapalım.
Diğer Yazılar




