DOĞRUDAN DEMOKRASİYE VAR MISINIZ? SEÇMEN GERİ ÇAĞIRMA SİSTEMİ

Seçim sürecine girildiğinde, siyasilerde hareketlilik başlar. Saha gezileri, ziyaretler, eşantiyonlar, sosyal medya çalışmaları, açık hava reklamları… Hepsi 1 oy daha fazla alabilmek için yapılır. Tansiyonu giderek artan 2-3 aylık bu süreçte seçmen baş tacıdır, her isteğinin yapılacağına dair sözler verilir, yeminler edilir. Seçim bittikten sonra ise bu defa işler tersine döner. Seçilmiş kişi artık 5 yıl boyunca o koltukta oturacağının garantisiyle rahatlar, gücü eline alır ve seçim sürecinde ayağına kadar gittiği vatandaşla teması geri plana atar. Ta ki yeni seçim süreci gelene kadar.

Son dönemde ülkemizde siyaset adına en çok konuşulan konu şüphesiz belediye başkanlarının parti değiştirmesi. Parti değiştirenlerin hemen hepsi “Daha iyi hizmet için” bahanesinin ardına saklansa da, siyasi ikbal meselesi olduğunu biliyoruz.

Geçtiğimiz gün Mahir Akbaba ile program çekerken çok ilginç bir teklifte bulundu. “Devrim niteliğinde bir öneri” diye başlayan Akbaba “Seçmen Geri Çağırma” sistemini devreye sokalım dedi. “Dünyada örnekleri çok, anayasada bir değişikliğe bakar” dedi. Çekimden sonra ben de bu konuyu araştırmaya başladım. Evet gerçekten de dünyada çok yerde uygulanıyor ve gerçekten de çok mantıklı.

Sistem şöyle işliyor; örneğin bir belediye başkanı seçimle göreve geldi ancak seçmen onun hizmetinden memnun kalmadı. Sözlerini tutmadı, kenti kötü yönetti, verilen oya ihanet etti vs. Seçim bölgesindeki seçmen sayısının yüzde 20’si ıslak imzayla başvuru yapıyor, seçim kurulu imzaların geçerliliğini denetliyor, yeterli imza sayısına ulaşıldığı tespit edilirse seçilmiş kişinin görevde kalıp kalmayacağına dair “Geri Çağırma Oylaması” yapılıyor. Çoğunluk görevden alma yönünde karar verirse yetkilinin görevi sonlandırılıyor ve boşalan makam için yeniden seçime gidiliyor. Harika değil mi?

Bu sayede, seçilmiş kişi o koltuğun 5 yıl boyunca garanti olmadığını, her an görevinin sonlandırılabileceği korkusuyla işini adam gibi yapıyor. Seçmen de sadece seçimden seçime değil, her an denetleme yetkisinin kendisinde bulunduğu bilinciyle, oyuna sahip çıkıyor.

Bu konu hakkında araştırma yaparken, 2003 yılında Kaliforniya Valisi Gray Davis'in geri çağırma seçimiyle görevden alınıp yerine Arnold Schwarzenegger'in seçildiğini öğrendim. Benzer uygulama Almanya, Polonya ve İngiltere’de de devrede. Bizde de 1921 Anayasası hazırlanırken gündeme getirilmiş, ancak günün şartları nedeniyle uygun bulunmamış. Bana göre o günlerde uygun olmasa da günümüz şartlarına gayet uygun bir sistem. 

Bu sistem sadece belediye başkanlarını değil milletvekillerini de, muhtarları da kapsıyor. 

Bir babayiğit çıkar da bunu meclise taşır mı? Sanmam. Ancak medya tarafından kamuoyu oluşturulursa ve halk destek verirse belki gündeme gelebilir. 

Sadece seçimden seçime adam yerine konulan seçmenler olarak bence bu konuyu gündeme getirmeliyiz. 

Diğer Yazılar