FIRAT’IN KIYISINDAN DENİZLİ’YE UZANAN ‘KÖPRÜ’

Gazetecilik, bazen sadece olanı biteni yazmak değil; zamanın görünmez iplerle ördüğü tesadüflere, daha doğrusu tevafuklara tanıklık etmektir. Geçtiğimiz günlerde Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak şehrimize yeni atanan Valimiz Sayın Yavuz Selim Köşger’e yaptığımız nezaket ziyareti, tam da böyle bir tanıklığa sahne oldu.

Ziyaret sırasında sohbet derinleşip söz sırası bana geldiğinde, aklım ister istemez geçmişe, bu şehrin unutulmaz isimlerinden merhum Recep Yazıcıoğlu’nun Denizli’ye ilk geldiği o heyecanlı günlere gitti. Sayın Köşger'e, "Süper Vali"miz daha şehrimize ayak basmadan, onun o meşhur tebdili kıyafet gezmelerinden ilhamla "4. Murat geliyor" diye yaptığımız haberleri anlattım. O günkü heyecanımızı, halkın efsanevi bir devlet adamını bekleyişini, onun halkla kurduğu o eşsiz bağı paylaştım.

FIRAT’IN KIYISINDAN DENİZLİ’YE UZANAN ‘KÖPRÜ’

Benim gülümseyerek anlattığım bu gazetecilik anısı, meğer Valimiz Yavuz Selim Köşger’in kalbinde çok daha derin, çok daha şahsi ve duygu yüklü bir hatıranın kapısını aralayacakmış. Sayın Köşger, yüzünde hem hüzünlü bir tebessüm hem de büyük bir gururla, kendi Recep Yazıcıoğlu anısını bizimle paylaştı. Meğer kader, bu iki değerli devlet adamının yollarını yıllar önce, o hırçın Fırat nehrinin kıyısında, Erzincan’da çoktan kesiştirmiş.

Çoğumuzun Ayşe Kulin’in o muazzam eseri *'Köprü'*den bildiği, sarp dağların ve acımasız doğa koşullarının ortasında, yöre insanı için çırpınan bir bürokratın hikayesidir o yıllar. Vali Köşger, o destansı mücadelenin tam kalbinde, merhum Yazıcıoğlu'nun yanında görev yapan genç bir kaymakammış o dönem. Hatta birçoğumuzun kitaplıklarında duran, Ayşe Kulin’in 'Köprü' kitabının o efsanevi ilk baskısının kapağında, köprüye omuz omuza bakarak o büyük hayali izleyen iki kişiden biri merhum Yazıcıoğlu, diğeri ise bugünün Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger'den başkası değilmiş.

FIRAT’IN KIYISINDAN DENİZLİ’YE UZANAN ‘KÖPRÜ’

Sayın Köşger'in o an makam odasında dökülen şu sözleri, adeta zamanı durdurdu:

"Birlikte mesai yapma bahtiyarlığına erişmiş biri olarak Vali Recep Yazıcıoğlu bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Mesai arkadaşlığının dışında bizim üzerimizde bir baba, bir ağabey gibi emeği olan birisi. Rahmetli Valimiz Yazıcıoğlu sıra dışı bir insandı. Mülki idarede eşine rastlanır biri değildi. Bize mesleğimizde ve insanlık adına da ışık tuttu..."

Merhum Yazıcıoğlu, 2003 yılında Denizli Valisi iken o meşum trafik kazasında aramızdan ayrıldığında, sadece bir bürokratı değil; turizmle, doğa sporlarıyla bu şehre nefes aldıran "Süper Vali"mizi, içimizden birini kaybetmiştik. Şimdi ise, onun Erzincan'da omuz omuza çalıştığı, "baba, ağabey" dediği, o meşhur köprüye birlikte bakarak aynı hayalleri paylaştığı mesai arkadaşı; onun oturduğu koltukta, onun hizmet ettiği şehirde.

Erzincan'da Fırat'ın üzerine kurulan o fiziki köprü, meğer yıllar sonra Denizli'de, bir ustanın mirasıyla çırağının vefasını birbirine bağlayan manevi bir köprüye dönüşmüş.

Bu vesile ile ben de merhum Valimiz Recep Yazıcıoğlu ile bir anımı paylaşayım. Sene 2002 yılıydı. Sevgili dostum Sedat Kurt ile birlikte denizlihaber.com’u yenice kurmuştuk. Bırakın interneti, bilgisayarların bile Denizli’de sayılı olduğu yıllardan bahsediyorum. Sayın Yazıcıoğlu çok dikkatli biriydi. Gazeteciler ile ilk tanışmasında, elini sıktığı her gazeteciye bir süre dikkatlice baktığını, hafızasına kaydettiğini anımsıyorum. Sedat’la ben kendimizi tanıttığımızda bize daha çok dikkat kesilmişti. Ve bir gün tek başına haber vermeden mütevazı ofisimize ziyarete geldi. Bir önceki Denizli Valisi Yusuf Ziya Göksu’dan alışık olduğumuz protokolün tamamen dışında bir davranıştı bu. Çünkü Vali Göksu protokolü severdi. Bir yere gideceği zaman resmen kent ayaklanır, trafik kesilir, özel kalem personeli, polisler teyakkuza geçerdi. Recep Yazıcıoğlu küçük ofisimizin kapısında belirdiğinde elbette çok şaşırdık. İçeri girdi, kısa bir selamlaşmadan sonra, “Eee çocuklar anlatın bakalım, nedir bu internet gazetesi?” diye sordu. Ve aşağıdaki o güzel kare ortaya çıktı. Sedat anlattı, Recep Yazıcıoğlu dikkatle dinledi ve sonunda dedi ki, “Aferin çocuklar, doğru yoldasınız. Geleceğin gazeteciliği budur.” dedi. İşte devlet adamı öngörüsü… Sayın Yazıcıoğlu bir de bana Gökpınar baraj gölünde su kayağı yaptırmıştı, o anımı da başka bir yazımda anlatırım.

FIRAT’IN KIYISINDAN DENİZLİ’YE UZANAN ‘KÖPRÜ’

"4. Murat" misali kalplere taht kuran merhum Valimiz Recep Yazıcıoğlu'nun ruhu şad olsun. Kim bilir, belki de efsane valimiz, yıllar önce köprüye birlikte baktığı o genç kaymakamın bugün Denizli'ye vali olarak gelmesini bir yerlerden tebessümle izliyordur...

Diğer Yazılar