İHBAR EDİYORUM

Eskiden milyoncu olarak adlandırılan, Türk Lirası'ndan 6 sıfırın atılmasına rağmen bu adın halen kullanıldığı bir sektör var. Siz ne diyorsunuz bilmiyorum ama ben çerçici diyorum. Denizli'de bu çerçicilerde ikinci dalga furyası başladı. Sanırım halkın alım gücünün düşmesi nedeniyle pek çok yeni çerçici açılıyor. 50-100 liralık ürünler gerçekten de insanı cezbediyor. Görene kadar ihtiyacınız olduğunu düşünmediğiniz binlerce ürün...

Ama benim bu çerçicilerle bitmek bilmeyen bir kavgam var. 

Genelde alışverişlerimi kredi kartı ile yapıyorum. Ancak bu çerçicilerden özellikle alışverişlerimi nakit gerçekleştiriyorum. Çünkü, vergi kaçırarak beni salak yerine koymalarını istemiyorum. Biliyorsunuz, tüm işyerleri sattıkları ürün karşılığında fiş vermek zorunda. Bu fiş, hepimizin ödemekle yükümlü olduğu vergiyi resmileştiriyor. Ancak bu Denizli'deki kimi kurnaz çerçiciler, alışveriş sonrası bilgi fişi adı altında, kasanın hemen yanına iliştirdikleri, aslında sadece stok kontrolüne yarayan, hiçbir mali değeri olmayan bir fiş veriyorlar. Böylelikle biz de fiş verdiklerini, alışverişimizi legal bir şekilde tamamladığımız sanıyoruz. Aslında hergün binler kişinin alışveriş yaptığı bu yerlerde ALENEN VERGİ KAÇIRIYORLAR! Hem de gözümüzün içine baka baka.

Nakit alışverişimin sonunda bana bu bilgi fişini verdiklerinde, "bana gerçek fiş verin" diye uyarıyorum ve genelde "Beyefendi biz bunu veriyoruz. Fişinizi verdim ya..." gibi onlara öğretilmiş saçmalamalarının ardından, "Sizi maliyeye şikayet ederim" dediğimde ancak fişi veriyorlar. Ve işte bu yazıyla şikayet, daha doğrusu İHBAR EDİYORUM. 

Biz, vatandaşlık bilinciyle son kuruşuna kadar vergimizi öderken, bu kurnazlar alenen vergi kaçıracaklar öyle mi! Aslında onlar da biliyorlar bir gün bu çakallıklarından ceza yiyeceklerini, ama o zaman kadar yiyecekleri cezanın kat kat fazlasını kazanmış olacaklar.

"Zaten vatandaş zor durumda, ekonomi darda bir de sen şikayet ediyorsun." diye düşünen, okurlar olabilir. Ancak, vergi kaçırmanın vatana ihanet olduğunu, en büyük cezaya çarptırılması gerektiğini anlamadığımız sürece, ekonomimizin toparlanmasını beklememeliyiz. Çünkü ülkemizde vergide adaleti, yargıda eşitliği maalesef henüz rayına oturtabilmiş değiliz. 

Şöyle düşündüğümde; kaldırıma park edenleri, ekmeği elleyip de seçenleri, kırmızıda geçenleri, sıraya geçmeyenleri... Bunları da baya sorun ediyorum. Evet; ya yaşlanıyorum, ya da insan gibi yaşamayı istediğim için artık bunlara hiç tahammülüm kalmadı. Sizde durumlar nasıl?

Diğer Yazılar