LYKOS’UN ADIM ADIM YOLLARI
Bu sabah Pamukkale’de yalnızca sporcular koşmadı. Denizli’nin tarihi, doğası ve dünyaya anlatacak hikâyesi de binlerce adımla yol aldı.
Beyaz travertenlerin ve Hierapolis’in binlerce yıllık dokusunun ortasında, 26 ülkeden ve Türkiye’nin 60 şehrinden yaklaşık 10 bin kayıtlı sporcu buluştu. Aileleriyle, arkadaşlarıyla, çocuklarıyla alana gelen binlerce kişiyi de ekleyince, Cumhuriyetimizin 103. yılında Pamukkale’de 20 bine yakın insan aynı heyecana ortak oldu. Bu, yalnızca büyük bir spor organizasyonu değildi; Denizli’nin dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla tanıştığı, kendi güzelliklerini onlara yaşatarak anlattığı büyük bir buluşmaydı.
Ben de o kalabalığın içindeydim. Beş kilometrelik halk koşusuna katıldım. Parkuru koşarak değil, ancak yürüyerek tamamlayabildim. Ama bitiş çizgisine vardığımda boynuma takılan madalyanın anlamı benim için bir derece ya da hız değildi. Pamukkale’nin kalbinde, binlerce insanla birlikte başladığım yolu tamamlamış olmanın sevincini taşıyordu. Bazen bir yarışı özel kılan, ne kadar hızlı gittiğiniz değil; o güzel kalabalığın içinde sonuna kadar devam etmenizdir.
Yol boyunca kimi yerde bateri çalan bir müzisyenin ritmi adımlarımıza eşlik etti, kimi yerde DJ performansları yorgunluğumuzu unutturdu. Fakat belleğimde en çok kalan an, yere inmiş devasa sıcak hava balonlarının arasından geçtiğimiz o andı. Birden kendimi sıradan bir yarış parkurunda değil, Pamukkale’nin manzarasına karışmış bambaşka bir dünyanın içinde buldum. Sporun heyecanı, müziğin sesi, gökyüzünü dolduran balonlar ve tarihin sessiz tanıklığı… O gün Denizli, güzelliklerini yalnızca göstermedi; hepimize yaşattı.
Turizm ve tarih, benim özel ilgi duyduğum; yıllardır yazılarımda ve çalışmalarımda yer verdiğim iki alan. Bu nedenle Lykos Yarı Maratonu’nun anlamı benim için daha da büyük. Pamukkale ve Hierapolis, insanlığın ortak mirası olan iki değerimiz. Bu mirası sporla buluşturmak, onu yeni kuşaklara ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen ziyaretçilere başka bir yolla anlatmak demek. Yarış için Denizli’ye gelenler, buradan yalnızca bir sonuç listesiyle ayrılmadı. Travertenleri, antik kenti, müziği, insanları ve o günün coşkusunu da yanlarında götürdü.
Lykos Yarı Maratonu, Denizli’nin tanıtımı için son yılların en büyük hamlelerinden biri. Çünkü Denizli’yi bir fotoğraf karesine sığdırmıyor; insanları o fotoğrafın içine davet ediyor. Parkurun her adımında tarih, doğa ve kent yaşamı birbirine dokunuyor. Böyle organizasyonların etkisi de bitiş çizgisinde sona ermiyor: Katılımcılar gördüklerini anlatıyor, paylaşıyor ve Denizli’yi başkalarına da merak ettiriyor.
Bu büyük buluşmanın arkasında yoğun emek ve güçlü bir koordinasyon var. Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bülent Bozbaş’a ve ekibine özellikle, içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Bu organizasyon için gerçekten çok çaba sarf ettiler. Pamukkale’de binlerce kişinin birlikte yaşadığı o güzel gün, onların ve emeği geçen herkesin çalışmasının karşılığıydı.
Şimdi üçüncü Lykos Yarı Maratonu’nu iple çekiyorum. İlk iki yılda yakalanan bu ivmenin gelecek yıl çok daha büyük bir organizasyona dönüşeceğine inanıyorum. Daha fazla insanın Denizli’ye geldiği, daha çok kişinin bu eşsiz coğrafyayla tanıştığı, kentin hikâyesinin daha uzaklara ulaştığı bir buluşma olacak.
Ben de yine orada olacağım. Belki yine sadece yürüyeceğim; ama bu kez de Pamukkale’nin içinde, Denizli’nin dünyaya açılan yolunda kendi adımımı atacağım. Madalyamı alırken aklımda aynı düşünce olacak: Bu parkurda atılan her adım, Denizli’yi tanıyan ve seven yeni bir insana doğru atılıyor.
Diğer Yazılar




