OKUMUŞ ADAMLAR OKUMAYAN ERKEKLER
17 Ekim’de Denizli Kitap Fuarı, ilk kez TÜYAP öncülüğünde açılacak. TÜYAP’ın organizasyon yetisinin, zaten kitap fuarı ilgili Denizlililer için son derece olumlu sonuçlar oluşturacağı düşüncesindeyim.
Bu duyuruyu yaptıktan sonra, bir süredir okur arkadaşlarımla sohbetlerde konu ettiğimiz erkeklerin az kitap okuması hakkında birşeyler yazmak istiyorum.
Mary Efes’e Yolculuk kitabım 2022 yılında yayınlandığında, bir internet sitesi kurmuş ve kitabı talep eden herkese ücretsiz göndermiştim. O günlerde PTT’ yazarların kitap gönderilerinde 5 TL ücret alıyordu. Bunu da fırsat bilerek yaklaşık 2 bin kitabımı isteyen okurlara ulaştırabilmiştim.
Bu kitap gönderme süreci, talep eden okurları analiz etmemi de sağladı. İsteyenlerin neredeyse %90’ı kadındı. Sonraki kitap yorumlarından anladığım kadarıyla da bu kadınların büyük çoğunluğu da yeni anneydi. Yani küçük çocuğuna bakmak için evde kalan ama gündüz kuşağı izlemek yerine kitap okumayı tercih eden yeni anneler…
Sonrasında da Denizli’nin en büyük okuma kulüplerinden Denizli Kitap Kulübüne davet edildim. Değerli Funda Değirmenci’nin koordinasyonundaki kulüpte de erkek sayısı çok azdı. O günden bugüne Denizli Kitap Kulübü de büyüdü, grup sayısı 8’e, üye sayısı yaklaşık 130’a yükseldi. Ve tabi ki yine erkeklerin sayısı son derece az.
Siz de şöyle bir çevrenize baktığınızda aslında bu oranı net bir şekilde göreceksiniz. Erkekler çok az okuyor. Aslında bu sadece bize özgü de değil, araştırmalar ABD, İngiltere ve Kanada kitap piyasasının yüzde 80’ini kadın okurların oluşturduğunu ortaya koydu.
Çevremdeki yakın arkadaşlarım arasında da okur sayısı az, iyi okur arkadaşlarıma da, hazır okuyan adamlar bulmuşken zaten sitemizde köşe yazısı yazdırıyorum. Okumuş Adamlar diye whatsapp grubumuz bile var :)
Kitap okuyan adam kendini belli eder. Kelimeleri yerli yerinde kullanır, derdini bağırmadan anlatır. Tartışırken karşısındakinin sözünü bitirmesini bekler; cevap vermek kadar anlamaya da önem verir. Bir haber duyduğunda hemen hüküm vermek yerine kaynağını sorar, öncesine ve sonrasına bakar. Olaylar arasında bağlantı kurar, kendisine sunulan açıklamayla yetinmez. Bilmediği bir konuda “Bilmiyorum” demekten, öğrendiğinde fikrini değiştirmekten çekinmez.
Biz erkekler okumaya neden bu kadar az zaman ayırıyoruz? İş, güç, hayat telaşı… Hepsi var elbette. Ama telefonun başında geçirdiğimiz vakti düşününce, “Kitap okumaya zamanım yok” demek bana pek inandırıcı gelmiyor. Kendimi de ayrı tutmuyorum. Bir kitabı açmayı sürekli erteliyorsak, biraz da neye öncelik verdiğimizi sorgulamamız gerekiyor.
Hele bir de kendimizi Cumhuriyet çocukları olarak tanımlıyorsak… Örnek alacağımız insan belli. Cepheden cepheye koşarken, yeni bir devlet kurarken okumaktan vazgeçmeyen Atatürk’ün hayatına bakıp kendi yoğunluğumuzu nasıl gerekçe gösterebiliriz?
Anıtkabir Derneği'nin yayımladığı 24 ciltlik "Atatürk'ün Okuduğu Kitaplar" serisine göre, bugüne kadar tespit edilen kitap sayısı 3.997. Kitapların kenarlarına not düşmüş, satırların altını çizmiş. Cepheden cepheye koşarken, yeni bir devlet kurarken, harf devrimi gibi bir işi üç aya sığdırırken okumaktan vazgeçmemiş. Harf Devrimi'nden sonra da "Başöğretmen" sıfatını kabul edip Millet Mektepleri'yle okuma yazmayı yaymak için ülkeyi seferber etmiş.
Cumhuriyet çocuklarıyız diyoruz ya, belki de işe şuradan başlamalıyız: Atatürk'ün bayrağını da, kitabını da birlikte taşımak. Bu hafta bir erkek arkadaşınıza, oğlunuza, kardeşinize ya da komşunuza bir kitap hediye edin. 17 Ekim'de Denizli Kitap Fuarı kapılarını açtığında da yalnız gitmeyin.
Diğer Yazılar




