PAMUKKALE AMİRAL GEMİMİZ, AMA FİLO NEREDE?

Denizli Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği’nde bayrak değişimi yaşandı.

DENTUROD’un yeni başkanı Levent Altuntaş oldu.

Öncelikle kendisini ve yeni yönetimini kutlamak gerekiyor. Çünkü önlerinde sadece bir derneği yönetme görevi değil, Denizli’nin yıllardır konuştuğu fakat bir türlü istediği mesafeyi alamadığı çok önemli bir mesele var:

Denizli turizmi.

Yeni Başkan Levent Altuntaş’ın seçimden sonra yaptığı ilk açıklamalarda beni en fazla umutlandıran bölüm ise Denizli’nin yalnızca Pamukkale ile anılan bir turizm kenti olmaktan çıkarılması gerektiğini söylemesi oldu.

İşte tam da buradan başlamalıyız.

Çünkü evet...

Pamukkale bizim amiral gemimiz.

Dünyada başka bir örneği olmayan, milyonlarca insanın görmek için binlerce kilometre yol katettiği muazzam bir değer.

Pamukkale’yi küçümsemek, önemini azaltmak ya da geri plana itmek aklın ucundan bile geçemez.

Tam tersine Pamukkale’yi daha iyi korumalı, daha iyi tanıtmalı, buraya gelen turistin deneyimini daha kaliteli hale getirmeliyiz.

Ama bir şeyi de artık kabul etmeliyiz:

Bir turizm kenti yalnızca amiral gemisiyle yol alamaz. Filoya ihtiyacı vardır.

Pamukkale’ye milyonlar geliyor.

Peki kaçı Buldan’ı görüyor?

Kaçı Tripolis’e gidiyor?

Kaçı Laodikya’dan sonra kent merkezine uğruyor?

Kaçı Çameli’nde yürüyüş yapıyor, Çivril’de Işıklı Gölü görüyor, Çal’ın Kısık Kanyonu’nu geziyor?

Kaç turist Denizli mutfağını gerçekten tanıyor?

Kaçı termal sularımızdan yararlanmak için kentte birkaç gün daha kalıyor?

Sorun tam olarak burada.

2025 yılında Hierapolis-Pamukkale’yi yaklaşık 2,3 milyon kişi ziyaret etti. Ancak aynı yıl Denizli genelinde konaklama tesislerinde ortalama kalış süresi sadece 1,47 gece oldu. Pamukkale ilçesinde ise bu rakam yaklaşık 1,44 geceydi.

Bu rakam bize çok şey anlatıyor.

Biz turist getiriyoruz ama turisti tutamıyoruz.

Aslında Denizli’nin turizmde tartışması gereken asıl mesele turist sayısından önce budur.

Bir turist Pamukkale’yi görüp birkaç saat sonra otobüse binerek başka bir şehre gidiyorsa, Pamukkale ziyaretçi kazanmış olabilir ama Denizli turizm ekonomisi aynı ölçüde kazanmış sayılmaz.

O turistin burada yemek yemesi lazım.

Alışveriş yapması lazım.

Bir gece değil, iki, üç, dört gece kalması lazım.

Kent merkezini görmesi lazım.

İlçelere gitmesi lazım.

Yerel ürün satın alması, esnafla buluşması, Denizli’nin başka bir hikâyesini daha öğrenmesi lazım.

Çünkü turizm dediğimiz şey yalnızca bir örenyerinin turnikesinden kaç kişinin geçtiği değildir.

Turizm; şehirde geçirilen zamandır.

İşte yeni DENTUROD yönetiminden en büyük beklentim bu bakış açısının yerleşmesine öncülük etmesidir.

HER ŞEHRİN PAMUKKALESİ YOK

Bazen Denizli’de şöyle düşünüyoruz:

“Pamukkale gibi bir değerimiz var, daha ne olsun?”

Aslında tam tersini düşünmemiz gerekiyor.

Türkiye’de her şehrin Pamukkalesi yok.

Ama Pamukkale gibi dünyaca ünlü bir değeri olmadığı halde turizm kimliği oluşturmayı başarmış şehirler var.

Gaziantep yıllarca mutfağını işledi. Gastronomisini bir şehir markasına dönüştürdü ve UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında girdi. Bugün insanlar Gaziantep’e yalnızca tarihi bir yapı görmek için değil, yemek yemek için bile seyahat ediyor.

Eskişehir ise parkını, müzesini, Odunpazarı’nı, Porsuk’u, kültür-sanat etkinliklerini, gastronomisini ve şehir içi turistik ulaşımını aynı deneyimin parçaları haline getirmeye çalışıyor. Hatta ziyaretçileri turistik noktalara taşıyan özel bir şehir içi turizm hattı oluşturmuş durumda.

Yani mesele her zaman Allah vergisi olağanüstü bir doğal güzelliğe sahip olmak değil.

Mesele, elinizdekileri turizm ürününe dönüştürebilmek.

Denizli’nin elindekilere baktığımızda ise açıkçası fakir değiliz.

Aksine fazlasıyla zenginiz.

Hierapolis var.

Laodikya var.

Tripolis var.

Karahayıt var.

Sarayköy’ün termal kaynakları var.

Buldan’ın tarihi evleri, dokuması ve çarşısı var.

Çameli’nin ekoturizm potansiyeli var.

Kaklık ve Keloğlan mağaraları var.

Işıklı Gölü var.

Kısık Kanyonu var.

İnceğiz Kanyonu var.

Babadağ var.

Beyağaç yaylaları var.

Denizli kebabı var.

Tavas’ın, Kale’nin, Çal’ın, Çivril’in kendine özgü kültürü ve ürünleri var.

Hatta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün resmi internet sitesine girdiğinizde bunların önemli bölümünü birbirine bağlayan çok sayıda gezi rotasının bile hazırlandığını görüyorsunuz.

Demek ki malzememiz var.

Eksik olan şey malzeme değil.

Bunları birlikte pazarlayacak güçlü bir destinasyon anlayışı.

PAMUKKALE SON DURAK DEĞİL, İLK DURAK OLMALI

Bana göre Denizli turizminin sloganı bile bu anlayış üzerine kurulabilir:

Pamukkale son durak değil, ilk durak.

Turist Pamukkale için Denizli’ye gelsin.

Ama Pamukkale’den Buldan’a geçsin.

Laodikya’yı görsün.

Karahayıt’ta termal deneyim yaşasın.

Kent merkezinde Denizli kebabı yesin.

Ertesi gün başka bir ilçenin doğasına, tarihine ya da kültürüne doğru yola çıksın.

Böyle düşünmeye başladığımız anda Pamukkale diğer turizm değerlerimizin rakibi olmaktan çıkar, onların müşterisini getiren en güçlü kapı haline gelir.

Zaten yapılması gereken de budur.

Pamukkale’nin şöhretini Denizli’nin diğer değerlerine dağıtmak.

DENTUROD SADECE OTELLERİN DERNEĞİ GİBİ DÜŞÜNMEMELİ

Yeni dönemde DENTUROD’a da burada önemli görev düşüyor.

Sadece “otellerin doluluk oranı nasıl yükselir?” diye düşünmek yetmez.

Çünkü otelin doluluk oranını artırmanın yolu şehrin cazibesini artırmaktan geçiyor.

DENTUROD; belediyelerle, Valilikle, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüyle, üniversiteyle, seyahat acenteleriyle, restoranlarla, rehberlerle, esnafla ve ilçelerdeki turizm girişimcileriyle aynı masaya oturmalı.

Ve o masadan toplantı tutanağından fazlası çıkmalı.

Örneğin gerçekten satın alınabilir iki günlük, üç günlük ve dört günlük Denizli rotaları oluşturulmalı.

Acentenin satabileceği şekilde...

Otelin müşterisine önerebileceği şekilde...

Yabancı turistin telefonundan birkaç dakika içinde anlayabileceği şekilde...

Ulaşımı, rehberi, yemeği, alışverişi ve etkinliğiyle birlikte gerçek bir turizm ürünü halinde.

Çünkü broşür hazırlamak başka şeydir, destinasyon satmak başka şey.

TURİSTİN DENİZLİ’DE KALMASI İÇİN NEDEN ÜRETMELİYİZ

Denizli’nin artık kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:

“Bir turist ikinci gece neden Denizli’de kalsın?”

Sonra üçüncü gece için başka bir cevap üretmeliyiz.

Birinci gün Pamukkale olabilir.

İkinci gün tarih ve termal olabilir.

Üçüncü gün doğa, gastronomi, kırsal yaşam, alışveriş veya kültür olabilir.

Dördüncü gün başka bir ilçe olabilir.

Valilik de geçtiğimiz aylarda turizmde hedefin günübirlik ziyaretçiden 3-4 günlük, hatta haftalık konaklayan turiste geçmek olduğunu açıkça ortaya koydu. Aynı toplantıda Denizli’nin henüz kapsamlı bir turizm master planının bulunmaması da önemli bir eksiklik olarak ifade edildi.

Bence yeni DENTUROD yönetiminin önündeki en önemli sınavlardan biri de bu süreçte aktif rol üstlenmek olmalı.

Çünkü turizm kendiliğinden gelişmez.

Planlanır.

Paketlenir.

Tanıtılır.

Satılır.

Ve en önemlisi, bütün şehir tarafından sahiplenilir.

SAYIN BAŞKAN, ÇITA DOĞRU YERE KONULDU

Levent Altuntaş’ın ilk açıklamalarında “Denizli yalnızca Pamukkale ile anılmamalı” düşüncesini ortaya koyması bu nedenle değerli.

Çıta doğru yere konulmuş görünüyor.

Şimdi mesele o sözlerin altını projelerle doldurmak.

Pamukkale bizim dünya markamız olmaya devam etsin.

Hatta çok daha güçlü olsun.

Ama Denizli’nin turizm hikâyesi Pamukkale’nin giriş kapısında başlayıp çıkış kapısında bitmesin.

Çünkü her şehrin Pamukkalesi yok.

Buna rağmen turizmi güçlü, şehir markasını oluşturmuş, ziyaretçisine birkaç günlük hikâye anlatabilen kentler var.

Bizim avantajımız ise onlardan çok daha büyük.

Biz hikâyeye zaten Pamukkale gibi dünya çapında bir başlıkla başlıyoruz.

Şimdi yapmamız gereken, o hikâyenin devamını yazmak.

Yeni DENTUROD Başkanı Levent Altuntaş ve yönetiminden Denizli olarak beklentimiz de tam olarak bu:

Pamukkale’yi büyütürken Denizli’yi Pamukkale’den ibaret bırakmamak.

Çünkü amiral gemimiz hazır.

Şimdi filoyu kurma zamanı.

Diğer Yazılar