SİYASİ NEZAKET

Yerel seçimleri nihayet geride bıraktık. Seçim sürecinde her ne kadar Denizli’de olmasam da yakından takip ettim. Gerek yerel gerekse genel seçimlerde Denizli bugüne kadar ortalamanın üstünde bir nezakete ve siyasi etiğe ev sahipliği yapıyordu. Siyasi rakipler elbette birbirini eleştiriyor, daha iyi hizmet edeceğini vaat ediyordu. Ancak bu yerel seçimlerde kantarın topuzu biraz kaçtı. “Kazanmak için her yol mubah” yolunu seçerek rakiplerine bel altı vurma girişimleri oldu, fakat ters tepti.

Nihayet seçimler tamamlanıp kazananlar ve kaybedenler netleştiğinde ise yeniden nezaket tesis edildi. Bunun en güzel örneğine ise Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin devir teslim töreninde tanık olduk. Zaten yumuşak başlılığı ve sempatik tavırlarıyla bilinen Osman Zolan görevini Bülent Nuri Çavuşoğlu’na espriler ve gülüşmeler arasında devretti. Kendinden bekleneni yaptı, çok da güzel oldu. Çavuşoğlu da aynı şekilde karşılık vererek bu nezakete eşlik etti.

Ancak yıllar sonra Büyükşehir Belediyesi’nin el değiştirmesi beraberinde bir takım geçici sıkıntıları da getirdi elbette. Mevcut çalışanları işten çıkartılma korkusu sararken, CHP’ye yakın kişilerin de işe alınma mücadelesi başladı. Bunlar son derece normal süreçler fakat burada da nezaketi elden bırakmamak gerekiyor.

Tabi seçim sürecinde Denizli medyasının duyarlılığını da es geçmemeliyiz. Siyasiler genel olarak, ortam müsaitse, kazanabilmek her yolu denerler. Örneğin Denizli medyası genel olarak “Çamur at izi kalsın”a izin verseydi, tetikçilik yapsaydı, seçimler çok daha farklı, daha doğrusu acayip çirkin bir hâl alırdı. Hem siyasilerin hem de medyanın ne kadar yozlaşabileceğine Aydın’da kendi gözlerimle tanık oldum. Denizli’deki seçim sürecinde para yerine meslek etiğini seçerek alnının akıyla işini yapan tüm meslektaşlarımı kutluyorum.

Bir de ne kadar aslı var tam bilemiyorum ama seçimin üstünden henüz 1 hafta bile geçmemişken Nihat Zeybekçi Kongre ve Kültür Merkezi’nin adının değiştirileceği gündeme geldi. Vatandaşın vergileriyle yapılan bu merkezin adının değiştirilmesine hiçbir itirazım yok. Fakat Denizli’de, belediye başkanlarının kendi dönemlerinde ortaya koydukları büyük işlere isimlerinin verilmesi gibi bir teamül var. Ziya Tıkıroğlu’nun adının Açık Hava Tiyatrosu’na ya da Ali Aygören’in askeri yola isminin verilmesi gibi. Onlar da bu hizmetleri halkın parasıyla yaptı. Dediğim gibi isimler değiştirilebilir ama bunun da siyasi nezaket içinde yapılması gerek. 7-8 ay beklersin, Nihat Zeybekçi Kongre ve Kültür Merkezi’nin adını (umarım) Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi olarak değiştirirsin, Nihat Zeybekci’nin de adını bir caddeye verirsin olur biter. Keza aynı nezaketi Osman Zolan için de gösterirsen mis gibi olur. Böyle yapmalısın ki yarın senin de adını bir caddeye versinler.

Önceki yönetimler farklı düşünmüş ve hata yapmış olabilir. Bunun sonuçlarıyla da uzun süre yüzleşecekler. Fakat, belediyeyi siyasi kapışma arenası haline getirmemek hizmet kalitesi adına önemli bir unsur. Keza sosyal demokratlık da bunu gerektirir.

Diğer Yazılar