UKALA DÜMBELEĞİ

 

Son günü saymazsak kaldı 12 gün. İki hafta önceki köşe yazımda yazdığım gibi siyasi ortam iyice hareketlendi. Seçim araçlarının sesleri sonuna kadar açıldı, asılan pankartlar arttı ama en önemlisi de söylemler, ithamlar ve vaatler aldı başını gitti.

Rakipler birbirleri hakkında, vatandaşın oyunu etkileyebilecek en ufak ayrıntıyı bile kaçırmıyor. Hatta bunu o kadar ileri götürüyorlar ki, “Seçimi kazanmak için her şey mübah” düsturuyla iftira düzeyine taşıyorlar. Yapmayın! Söz böyle yaptıkça bu tarz aşağılık tavırlar seçim standardı haline geliyor.  Haliyle de vatandaşın siyasilere güveni kalmıyor. 

Örneğin bana göre yalan söylemeyen siyasetçi yoktur. Hatta daha da ileri gideyim; Türkiye şartlarında yalan söylemeyen/söyleyemeyen siyasetçi olamaz.

Onlara sorsan buna yalan değil de nabza göre şerbet vermek derler. Hadi buna da tamam dedik. Yemiyoruz ama sen efendi efendi yalanını söyle ama ukalalık yapma bari be kardeşim.

O mevkiye seni bizim getirdiğimizi, oturduğun koltuğun emanet olduğunu ve getirdiğimiz gibi indirebileceğimizi unutma.

Siyaset bilimcisi, siyasi işler uzmanı, siyasi danışman vs. meslektir ama siyasetçilik meslek değildir. Kimsenin mesleği belediye başkanlığı olamaz, ancak görevi belediye başkanlığıdır. Görevini tamamlar ve yerini gelene bırakır, mesleğine geri döner. Meclis üyeliği, milletvekilliği, bakanlık da aynı şekilde… 

Bulunduğun konumun etkisine girip vatandaşa tepeden bakmaya, ukalaca konuşmaya başlarsan, o koltuktan indiğinde hayatının travmasını yaşarsın, bilesin.

Diğer Yazılar