BAŞIMIZA İCAT ÇIKARIN!

Sanayicimizin çok sevdiği bir yanılgı var. Üretimi artırmak için her zaman milyon dolarlık yeni bir makineveya devasa bir yatırım gerektiğine inanmak. Kapasite mi yetmiyor? Yeni tezgah al. Fire mi çok? Yeni yazılım kur. Oysa işletmenin asıl kurtuluşu, o beklediğiniz sihirli değnekte değil; sahadaki tozun, yağın ve pasın içindeki o küçük adımlarda gizli.

İşte dünyayı değiştiren o sihirli kavram: Kaizen (Sürekli İyileştirme). Gelin, dev bütçelerle değil, sıfır maliyetle sanayinin DNA'sını nasıl değiştireceğimize bakalım.

Kaizen Nedir? (Küllerinden Doğmak)

Kaizen, Japonca Kai (Değişim) ve Zen (Daha iyi) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Anlamı basittir,sürekli iyileştirme. Bu felsefe, bir lüks değil, bir mecburiyetten doğmuştur. İkinci Dünya Savaşı'ndan fabrikaları yerle bir olmuş halde çıkan Japon sanayisinin (özellikle Toyota'nın) hayatta kalma sırrıdır. Amerikalılar devasa sermayelerle fabrikalar kurarken, parasızlık içindeki Japonlar tek bir düşünceye sarıldı: "Bugün dünden, yarın da bugünden daha iyi olmalı." Kaizen, bir kerelik pahalı bir zıplama değil, her gün atılan karınca adımlarıyla imkânsızı başarma sanatıdır.

1.10 Bin Adım Yalanı(Lojistik mi, Üretim mi?)

Sahada ter döken, sağa sola koşturan bir operatör gördüğünüzde onun çok çalıştığını sanabilirsiniz. Oysa o operatör takım arıyor, vinç bekliyor veya parça taşıyordur.

Gerçek: Operatörünüz vardiyada 10 bin adım atıyor olabilir ama o adımların 8 bini ürüne bir değer katmıyordur. Bu çalışmak değil, işletme içi hamallıktır.

Çözüm: Operatörün rotasını bir kâğıda çizin (Spagetti Diyagramı). O karmaşayı göreceksiniz. Takım dolabını makinenin 10 metre uzağından alıp hemen yanına koymak, o operatöre günde 20 dakika kazandırır. Kaizen, çalışanı daha çok yormak değil, yersiz adımlarını yok etmektir.

2. Öneri Kutularının Mezarlığı:"Sen İşine Bak!"

Birçok işletmede "Öneri-Şikayet" kutuları vardır ama içinden genelde işlevsiz notlar çıkar. Neden? Çünkü sanayi kültürümüz genelde "icat çıkarma" üzerine kurulu değildir.

Gerçek:Tezgahın başındaki sorunu en iyi, günde 8 saat o tezgahla boğuşan usta bilir. Ama o "şunu şöyle yapsak daha iyi olur" dediğinde, "Sen işine bak, bizden iyi mi bileceksin?" cevabını alırsa o sistem çöker.

Çözüm: Kaizen tepeden inmez, tabandan yükselir. En iyi mühendisin aklına gelmeyen çözümü, yıllarını o tezgaha vermiş operatör bulur. Fikirleri ödüllendirin. İşletmenizde "Eski köye yeni adet getirenleri" baş tacı yapın.

3. Yüzde Birin Gücü: Sihirli Değnek Değil, Süpürge!

Herkes bir gecede üretimi %50 artıracak o büyük hamleyi arar. Oysa mükemmellik, küçük detayların kusursuz tekrarıdır.

Gerçek: "Bir saniye kazanmak için bu kadar uğraşmaya değer mi?" diyerek küçük iyileştirmeleri küçümseriz.

Çözüm: Her gün bir sürecinizi sadece %1 iyileştirin. Takım bağlama süresini 1 saniye kısaltın, form doldurma süresini 1 dakika azaltın. %1'lik bu küçük adımlar yıl sonunda birleştiğinde (bileşik etki), milyon dolarlık yatırımın veremeyeceği o devasa kapasite artışını size "bedavaya" sunar.

Kendini Bilmek

Biz sanayiciler, genelde kurtuluşu hep dışarıda ararız. Alman'ın ürettiği o yeni makine, bankanın vereceği o ucuz kredi veya piyasaya aniden gelecek o sihirli canlanma.Gözümüz hep ufuktadır. Oysa en kanamalı yaramız, burnumuzun dibinde, kendi kurduğumuz düzenin içindedir.

Büyük halk ozanı ve düşünür Yunus Emre’nin o meşhur dizesinde dediği gibi:

"İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir

Sen kendin bilmezsin, ya nice okumaktır."

Kendi fabrikamızın ilmini, kendi kör noktalarımızı ve sahadaki israfı bilmeden; dışarıdan aldığımız hiçbir son model teknoloji bizi kurtaramaz. Kaizen, milyon dolarlık kibirli yatırımlar değil; "Dün neyi eksik yaptım, bugün bunu nasıl daha iyi yaparım?" diyebilme tevazusudur.

Şimdi o can alıcı soruyu soralım:

Yarın sabah o fabrikanın kapısından girdiğinizde; üretimi artırmak için gökten inecek o "sihirli değneği" mi bekleyeceksiniz? Yoksa eğilip tezgahın başındaki o 1 saniyelik israfı temizleyecek "süpürgeyi" elinize mi alacaksınız?

Unutmayın; büyük sıçramalar, küçük adımların omuzlarında yükselir. Siz milyonlar harcamayı mı seçiyorsunuz, yoksa icat çıkarmayı mı?

Diğer Yazılar