Bu Yaşantı İnsan Olmak Mı?

Bugün olan yarın var mı?

Bugünü olanın yarını var mı?

Hiç durup düşünen var mı?

Hiç düşürüp ardına bakan var mı?

Hiç düşene yardım eden var mı?

Varsa yoksa para mı?

Parasıyla mutlu olan var mı?

İnsanoğlu doyar mı?

Doysa bile anlar mı?

Yaşayıp gidiyoruz, burada kalan var mı?

Hiç tamam olan var mı?

Olsa bile şükreden var mı?

Şükretse bile samimi olan var mı?

Varsa bile yekün tutar mı?

İnsanoğlu işte hiç utanır mı?

Nereden geldiğini hatırlar mı?

Hatırlasa hiçbir şey böyle olmazdı.

İnsan insana kıyar mı?

Ulan sizin vicdanınız var mı?

Varsa bile bi’ kalıba sığar mı?

Sığ ise eğer düşünceler

Bunun bi önemi var mı?

Şimdi sorarım size ey dostlar

Bu yaşantı insan olmak mı?

Hepimiz Aynı Gemide Değil, Aynı Sessizlikteyiz

Bu sözlerim sana, bana, bize... Dünyanın öbür ucundaki karanlık sapkınlıklara, Epstein dosyalarındaki o iğrenç pazarlıklara "uzak" diyoruz; ama her gün sokakta birbirini boğazlayan öfkemize "yakın" duruyoruz. Bir yanda can çekişen ahlak, diğer yanda "herkes yapıyor" diyerek sıradanlaştırdığımız çürüme... Televizyonda izlediğimiz o devasa skandallar ile sokakta omuz attığı için birine kıyan el aslında aynı kaynaktan besleniyor: Duyarsızlık.

Sessizlik Toplum Katliamıdır

Gencecik fidanlar hayattan kopuyor, her gün bir yerlerde bir çocuk umudunu, bir genç geleceğini intiharın karanlığında bırakıyor. Biz ne yapıyoruz? Sadece izliyoruz. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyerek sustuğumuz her an, o yılanın büyümesine izin veriyoruz. "İnsan insana kıyar mı?" diye sormuştum ya; evet, insan insana sadece silahla değil, sessizliğiyle de kıyar. Görmezden gelerek, duymayarak, "vaktim yok" diyerek öldürüyoruz birbirimizi.

Bir "Yekün" Ki; İçinde İnsan Yok

Herkes bir hesabın peşinde... Kaç paramız var, neyimiz eksik, yarın ne alacağız? "Varsa yoksa para mı?" Paranın satın alabildiği her şeye sahip olup, paranın satın alamadığı her şeyi kaybettik. Utanmayı unuttuk, merhameti bir "zayıflık" sandık, samimiyeti ise çoktan rafa kaldırdık. Şükrümüz dilde, vicdanımız ise bir kalıba sığdırılmış durumda. O kalıbın dışına çıkıp birine el uzatmak, bir haksızlığa "dur" demek artık çok ağır geliyor bize.

Hatırlamak İçin Geç mi?

Eğer nereden geldiğimizi hatırlasaydık; bir avuç toprak, bir nefes can olduğumuzu unutmasaydık, dünya bugün bu kadar karanlık olur muydu? Sokaklardaki bu cinnet, ekranlardaki bu ahlaksızlık, içimizdeki bu boşluk... Hepsi tek bir şeyi haykırıyor: Biz insan olmayı, sadece hayatta kalmak sanıyoruz.

Şimdi durup kendimize soralım:

Evinin camından dışarıya baktığında gördüğün o dünya senin eserin. Sustuğun her an, o dünyadaki karanlığa bir fırça darbesi attın.

Söyle bana ey dostum;

Cebin dolsa, karnın doysa, kapın kapansa bile...

Ruhun bu duyarsızlık enkazının altından sağ çıkabilecek mi? Şimdi durup düşünün,

Bu yaşantı gerçekten insan olmak mı?

Diğer Yazılar