İHRACATTA YENİ "VİZE"
Türk makine sanayisi için artık "bir ara bakarız" deme lüksü bitti. Küresel ticaretin kalbi olan Avrupa Birliği, oyunun kurallarını yeniden yazdı. Önümüzde iki büyük kritik tarih var. 2026’da tam kapasite devreye girecek olan Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ve 2027’de zorunlu hale gelecek olan Yeni Avrupa Makine Yönetmeliği. Bu iki düzenleme, sadece birer mevzuat değişikliği değil; üretim hatlarımızdan yazılımlarımıza kadar köklü bir hayatta kalma mücadelesidir.
SINIRDA KARBON VERGİSİ VE YEŞİL PASAPORT
2026 yılı itibarıyla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) mali yükümlülükleriyle hayatımıza giriyor. Artık Avrupa’ya mal satarken sadece "kalite" ve "fiyat" yeterli olmayacak. Makinenizi üretirken ne kadar karbon saldığınızı beyan etmek ve eğer sınırın üzerindeyseniz karbon vergisi ödemek zorunda kalacaksınız.
Karbon Ayak İzi: Fabrikanızın enerji tüketimi ve hammadde lojistiği artık birer maliyet kalemi. Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz.
Vergi mi, Yatırım mı? : Dönüşümü erteleyenler yüksek karbon vergisi duvarlarına çarparken; hazırlıklı olanlar yeşil finansman kaynaklarına (düşük faizli fonlar) erişebilecek.
MAKİNEDE DİJİTAL DEVRİM VE SİBER GÜVENLİK
20 Ocak 2027 itibarıyla yürürlüğe girecek olan 2023/1230/EU sayılı yeni Makine Yönetmeliği, makinelerin sadece fiziksel değil, dijital güvenliğini de odağına alıyor.
Siber Güvenlik Zorunluluğu: Artık internete bağlanan her makine, siber saldırılara karşı dirençli olmak zorunda. Bu, yazılım altyapımızın baştan aşağı yenilenmesi demek.
Yapay Zeka: Kendi kendine karar veren (otonom) sistemler için çok daha kompleks emniyet kriterleri ve risk analizleri geliyor.
Dijital Kimlik: Kağıt kılavuzlar bitiyor; makineler artık dijital kimlikler ve QR kodlu dokümantasyonlar ile seyahat edecek.
TEHDİT Mİ, FIRSAT MI?
Denizli sanayicisi ve Türk makine üreticisi olarak bu süreci nasıl okumalıyız? Eğer beklemeyi tercih edersek, 2027’de Avrupa pazarının kapıları yüzümüze kapanabilir. Ancak bugün harekete geçersek; Çin gibi rakiplerimiz bu sert regülasyonlara uyumda zorlanırken, Türkiye "yakın coğrafya ve uyumlu üretim" avantajıyla Avrupa’nın vazgeçilmez partneri olabilir.
SERTİFİKA DEĞİL, STRATEJİ ÜRETMELİYİZ
Değerli sanayiciler; Yeşil Mutabakat ve Yeni Makine Yönetmeliği, duvara asılacak birer sertifika değildir. Bunlar, şirketlerimizin dijital ve çevreci DNA’sıdır.
Sanayiciler olarak görevimiz; fabrikalarımızı sadece daha hızlı değil, daha "temiz" ve "güvenli" hale getirmektir. 2026 yılının içindeyiz ve 2027 yılı hızla yaklaşıyor. Hazırlıklı olanlar için bu bir büyüme hikayesi, hazırlıksız olanlar içinse maalesef bir tasfiye süreci olacaktır.




