YANLIŞ KURULMUŞ BİR DENKLEMİ KABUL ETMEME İRADESİ
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen kanun teklifinin oylamasında çekimser kalan Yeni Yol Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, gerekçelerini açıkladı. Milletvekili Ün, insanlara tercih hakkı vermeden önce, tercihlerin sınırlarının belirlendiğini, kurulan denklemle bunlardan birini seçmeye mecbur bırakıldığını kaydetti.
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "Çerçeve yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" TBMM Genel Kurulu’nda oylanarak yasalaşırken, çekimser oy kullanan Yeni Yol Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, çekimser kalma gerekçelerini sıraladı.
“BEN DE TERÖRÜN BİTMESİNİ İSTİYORUM”
Türkiye’nin, yarım asra yaklaşan terör meselesini sona erdirmek için yeni bir yol aradığının altını çizen Milletvekili Ün, “Ben de sürecin ilk gününden beri terörün bitmesini, silahların susmasını, insanlarımızın huzur içerisinde yaşamasını istiyorum. Fakat bir gayenin doğru olması, o gayeye ulaşmak için teklif edilen her yolu da doğru kılmaz. Bugün önümüze bir denklem konuluyor. Ya bu teklifin destekçisi olacak ve barışı istemiş olacaksınız ya da teklifi eleştirecek ve terörün devamını istemiş olacaksınız. Ben daha baştan bu denklemi reddediyorum. Çünkü siyasetin en eski maharetlerinden biri, insanlara tercih hakkı vermeden önce, tercihlerin sınırlarını belirlemektir. İki kapı gösterilir. Birinin üzerine “barış”, diğerinin üzerine “çatışma” yazılır. Sonra da hangisinden geçeceğiniz sorulur. Oysa asıl soru şudur: Bu kapıları kim yaptı, üzerlerindeki isimleri kim koydu ve bizi neden yalnızca bu iki kapıdan birini seçmeye mecbur bırakıyor? Benim çekimser oyum tam burada anlam kazanıyor.” dedi.
YANLIŞ KURULMUŞ BİR DENKLEMİ KABUL ETMEME İRADESİ
Çekimser oy kullanmasının bir kararsızlık değil, yanlış kurulmuş bir denklemi kabul etmeme iradesi olduğunu vurgulayan Milletvekili Ün, “Çünkü mesele yalnızca “evet” veya “hayır” meselesi değildir. Mesele hangi ölçüye göre evet, hangi ölçüye göre hayır dediğimizdir. Bizim ölçümüz bellidir: Hak mı üstün tutulacak, kuvvet mi? Terör örgütünün silah bırakması doğrudur. Şiddetin sona ermesi doğrudur. Türkiye’nin evlatlarının bir daha terör sebebiyle hayatını kaybetmemesi hepimizin arzusudur. Fakat bunların hiçbiri devletin milletine bahşettiği bir lütuf değildir. Vatandaşının canını, malını ve huzurunu teminat altına almak zaten devletin asli vazifesidir. Bu nedenle huzur ile hukuk, barış ile adalet arasında bir takas kurulamaz. Gerçek barış bir pazarlığın değil, adil bir düzenin neticesidir. Pazarlık şartlara bağlıdır; adalet ise ölçüye. Şartlar değişir, menfaatler değişir, güç dengeleri değişir. Hak değişmez.” ifadelerini kullandı.
İSTİSNAYA İHTİYAÇ DUYMADAN ADALET TESİS EDİLMELİ
Bugün yalnızca “Bu kanun terörü bitirecek mi?” diye sormadığını, bu kanunun meydana getireceği düzenin de ne olacağını soran Milletvekili Ün, “Hukukun sınırlarını kim belirleyecek? Bugün istisna olarak açılan kapının yarın kaideye dönüşmeyeceğinin teminatı nedir? Ve millet, kendi adına yürütülen bu sürecin ne kadarını bilmektedir? Bunları sormak barışa karşı çıkmak değildir. Tam tersine barışın kalıcı olmasını istemektir. Çünkü devletin büyüklüğü, gerektiğinde hukukuna istisna üretmesinde değil, istisnaya ihtiyaç duymadan adaleti tesis edebilmesindedir. Güçlü devlet, kuvveti yettiği için hukukunu değiştiren devlet değildir. Güçlü devlet, hukukuna bağlı kalabilecek kadar kuvvetli olan devlettir. Bu sebeple bugün “evet” demiyorum. Çünkü iyi niyetimi, sınırlarını ve yarın nereye varacağını tam olarak göremediğim bir sürecin siyasi vekâletnamesine dönüştürmek istemiyorum. Ama “hayır” da demiyorum. Çünkü terörün sona ermesi için yeni yollar aranmasını yanlış bulmuyorum.” ifadelerine yer verdi.
ADALETTEN YANAYIM
“Ya bu sürecin yanındasın ya da barışın karşısındasın” deniliyorsa cevabının açık olduğunu vurgulayan Milletvekili Ün, “Hayır. Bu sizin kurduğunuz denklemdir. Ben ne terörün devamından yanayım ne de terörün sona ermesi adına hukuk ve adalet konusunda açık çek vermekten. Ben barıştan yanayım. Hukuktan yanayım. Adaletten yanayım. Çünkü bizim aradığımız yalnızca terörsüz bir Türkiye değil; Hakk’ın üstün tutulduğu, adaletin tesis edildiği ve insanların devletlerinden emin olduğu bir Türkiye’dir. Bu ölçülerin birbirine karşı rehin verildiği bir denklem kuruluyorsa; Ben bu denklemde yokum. Çekimser oyum kararsızlık değil, bir tercihtir.” görüşüne yer verdi.




