KİŞİSEL MENFAATİ YOK, KARAR KESİNLEŞMİŞ DEĞİL!
Pamukkale önceki dönem belediye başkanı Hüseyin Gürlesin’in görevi kötüye kullanmak suçlaması ile yerel mahkeme tarafından cezalandırılmasının ardından avukatı Can Kızılyar’dan açıklama geldi. Kızılyar, kararın kesinleşmediğini, Gürlesin’in olmadığı dönemlerde ödemelerin yapıldığını, başkanvekilinin mahkemede durumu kabul ettiğini, eski başkanın zararın giderilmesi için girişimde bulunduğunu açıkladı.
Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesi, önceki dönem Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin hakkında “Görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla yapılan yargılamada mahkumiyet kararı verdi. Bu karar Yeni Parti Pamukkale İlçe Başkanı Uğur Coşkun tarafından kamuoyuna duyuruldu.
Bugün ise Gürlesin’in avukatı Can Kızılyar konuya ilişkin açıklama yaptı. Kızılyar; mahkumiyet kararı verilmekle birlikte bu kararın kesin olmadığını ve istinaf yolunun açık olduğunu belirtti.
Bağbaşı Kültür Merkezi’nin ve bazı yapım işlerinin alacaklarının temlik edilmesine rağmen yüklenici firmalara ödenmesi nedeniyle belediyenin 8,3 milyon lira zarara uğratıldığı iddiaları hakkında da açıklamada bulunan Kızılyar; “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bakımından özellikle vurgulanmalıdır ki, yargılama konusu olay, müvekkilin şahsına veya yakınlarına kamu kaynağı aktarması, kişisel menfaat sağlaması yahut belediye imkânlarını şahsi amaçları doğrultusunda kullanması iddiasına dayanmamaktadır.
Uyuşmazlık, bazı hakediş alacaklarının finans kuruluşlarına temlik edilmiş olmasına rağmen, ödemelerin yüklenici firmalara yapılmasıyla ilgilidir. Bu kapsamda belediyenin 8.384.814,16 TL zarara uğratıldığı ileri sürülmüştür.
Bununla birlikte, müvekkilin şahsen gerçekleştirdiği hangi somut fiille söz konusu işlemlere iştirak ettiği, bu işlemlerden haberdar olup olmadığı, ceza hukuku bakımından kastının bulunup bulunmadığı ve iddia edilen zarar ile müvekkilin şahsi davranışları arasında hukuken geçerli bir illiyet bağı kurulup kurulamadığı hususları savunmamızın temelini oluşturmaktadır.
Nitekim soruşturma ve yargılama dosyalarında mevcut resmî belgeler, tartışmalı hakediş ödemelerine ilişkin yazılı talimatların, müvekkilin izinli olduğu veya belediye başkanlığı görevini vekâleten devrettiği dönemlerde, ilgili başkan vekili ve yetkili birimler tarafından düzenlendiğini ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.
İMZALAR BAŞKAN YOKKEN ATILDI
Açıklamada bazı ödeme talimatlarına işaret edilerek bu ödeme talimatlarının belediye başkan vekilinin imzasını taşıdığı kaydedilerek; “Söz konusu talimatlarda yapılacak işlemlerden doğabilecek sorumluluğun kendisine ait olduğuna ilişkin açık ifadeler yer almaktadır. Ayrıca ödeme belgelerine, ödemelerin Belediye Başkanvekilinin yazılı emri ve ısrarı üzerine gerçekleştirildiği yönünde şerhler düşülmüştür. Müvekkilin bu işlemlere ilişkin doğrudan bir ödeme talimatı veya onayı bulunmadığı yönündeki savunmamız, belirtilen belgeler ve resmî görev kayıtlarına dayanmaktadır.
Belediye başkanlığının gerektirdiği yoğun çalışma programı içerisinde, özellikle ilçeye yatırım ve kaynak kazandırılması amacıyla yürütülen faaliyetler dolayısıyla müvekkilin zaman zaman
Denizli dışında bulunması ve bu dönemlerde belediye başkanlığı yetkilerini kanuni usullerle vekâleten devretmesi olağan bir idari uygulamadır. Öte yandan müvekkil, bilgisi dışında gerçekleştiğini belirttiği ödemeleri öğrendikten sonra kamu kaynaklarının korunması ve ilgili bedellerin geri alınması için hukuki girişimlerde bulunmuştur. Bu çerçevede yüklenici firmalara ihtarnameler gönderilmiş, KONTAŞ İnşaat hakkında Ankara 23. İcra Müdürlüğü üzerinden, GEKA Taahhüt hakkında ise Denizli 3. İcra Müdürlüğü üzerinden takip işlemleri başlatılmıştır. Müvekkilin görev süresi sona ermeden başlatılan bu girişimler, iddia konusu ödemeleri benimsediği veya kamu zararına göz yumduğu şeklindeki değerlendirmelerle bağdaşmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.
İTHAMLAR HAKSIZ
Gürlesin’in soruşturma ve yargılama sırasında isnat edilen suçları kabul etmediğinin altının çizildiği açıklamada, doğrudan veya dolaylı menfaat sağlamadığına da işaret edilerek şu görüşlere yer verildi:
*Diğer taraftan, henüz kesinleşmemiş bir mahkûmiyet hükmü üzerinden müvekkilin şahsına, ailesine, ticari hayatına ve siyasi geçmişine yönelik haksız ithamlarda bulunulması; yargılama konusu olmayan suçların işlenmiş gibi gösterilmesi; kamu kaynaklarının şahsi menfaat amacıyla kullanıldığına ilişkin dayanaksız değerlendirmeler yapılması ve kararın hukuki niteliği açıklanmaksızın toplum nezdinde kesin bir suçluluk algısı oluşturulması kabul edilemez.
* Müvekkilin kamusal görevlerde bulunmuş olması, hukuka uygun eleştirilere açık olduğu gerçeğini değiştirmemekle birlikte, şeref ve saygınlığının, özel hayatının ve kişilik haklarının korunmasına yönelik anayasal güvenceleri de ortadan kaldırmamaktadır.
* Bu itibarla, bazı yayınlarda yargılamanın niteliği ve sonucu hakkında eksik bilgi verilmesinin ötesine geçilerek müvekkilin kesin biçimde suçlu ilan edilmesi, somut ve kanıtlanmış bir kişisel menfaat ilişkisi bulunmaksızın kamu kaynaklarını şahsına aktarmış gibi gösterilmesi veya aşağılayıcı ifadelerle hedef alınması, hukuken korunabilecek eleştiri ve haber verme özgürlüğünün sınırlarını aşabilecek niteliktedir.
* Pamukkale ilçesine ve Denizli halkına uzun yıllar hizmet etmiş, siyasi ve ticari hayatını dürüstlük ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda sürdürmüş olan müvekkil Hüseyin Gürlesin’in, bilgisi ve iradesi dışında gerçekleştiğini savunduğu işlemler sebebiyle toplum nezdinde peşinen mahkûm edilmesi büyük bir haksızlıktır. Müvekkil, yargı mercilerine duyduğu güven ve saygı içerisinde, hukuki mücadelesini sonuna kadar sürdürecek; kendisine isnat edilen fiilleri işlemediğine ilişkin savunmalarını, somut delillerini ve hukuki gerekçelerini yetkili yargı mercileri önünde ortaya koymaya devam edecektir.
* Adaletin ancak maddi gerçeklerin bütün yönleriyle aydınlatılması ve herkesin yalnızca kendi fiilinden dolayı sorumlu tutulması suretiyle gerçekleşebileceğine olan inancımız tamdır. Başta değerli basın mensuplarımız olmak üzere bütün ilgilileri, bundan sonraki yayınlarında da basın meslek ilkelerine, mesleki etik değerlere, hukukun üstünlüğüne ve masumiyet karinesine gereken hassasiyeti göstermeye davet eder; müvekkilin şeref, saygınlık ve kişilik haklarının ihlaline neden olabilecek yayın ve paylaşımlardan kaçınılması gerektiğini bir kez daha hatırlatırız.




