CÜZZAM KORKULACAK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU OLMAKTAN ÇIKTI

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin, 24-31 Ocak Dünya Cüzzam Hastalığı Haftası nedeniyle bu hastalığa dair açıklamalarda bulundu.

24-31 Ocak Dünya Cüzzam Hastalığı kapsamında bir açıklama yapan PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin; “Toplum sağlığını ilgilendiren konularda doğru bilginin yayılmasını ve tıbbi mirasımıza sahip çıkılmasını önemsiyoruz. Bu bağlamda, insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olan Cüzzam aside dirençli bir basilin neden olduğu; öncelikli olarak periferik sinir sistemini, cildi ve üst solunum yolu mukozasını etkileyen kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Yüzyıllar boyunca yanlış inanışlar nedeniyle korkulan ve hastaların toplumdan dışlanmasına neden olan bu hastalık, aslında genetik geçişli değildir ve sanılanın aksine bulaşıcılığı oldukça düşüktür. Anadolu coğrafyasında Bizans döneminden Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan süreçte hastalar genellikle ‘Miskinler Tekkesi’ veya leprozori adı verilen izole alanlarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte cüzzamla mücadele, devletin resmi sağlık politikası haline gelmiş; 1930’larda başlayan yasal düzenlemeler ve Elâzığ gibi bölgelerde kurulan hastanelerle sistemli bir yapıya kavuşmuştur” ifadelerini kullandı.

HALK SAĞLIĞI TEHDİDİ OLMAKTAN ÇIKTI

Yürütülen kararlı ve kapsamlı çalışmalar neticesinde Türkiye’nin Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 10.000 nüfusta 1 vakanın altına indirilmesi hedefine yıllar önce ulaştığını belirten Prof. Dr. Ahmet Metin sözlerine şöyle devam etti: “Günümüzde Sağlık Bakanlığı verilerine göre kayıtlı hasta sayısı oldukça düşüktür ve yeni vaka insidansı durma noktasına gelmiştir. Mevcut hastaların büyük çoğunluğu, hastalığın aktif dönemini geride bırakmış, tedavi sonrası sekelleri nedeniyle takip edilen bireylerdir. Artık birincil hedef basili öldürmek değil, hayatta kalan son tanıkların yaşam kalitesini artırmaktır. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar, Sağlık Bakanlığı tarafından hastalara ücretsiz olarak ulaştırılmaktadır. Sonuç olarak; cüzzam artık ülkemiz için korkulacak bir halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkmıştır. Bu başarı, Etem Utku gibi fedakâr hekimlerin, sağlık çalışanlarının ve sivil toplumun ortak eseridir. Bize düşen görev, bu hastalığa dair toplumsal ön yargılar ile damgalamayı tamamen silmek, tıbbi miramızı korumak ve bilimsel gelişmeleri takip etmeye devam etmektir. Cüzzam, Türkiye'de artık biyolojik olarak bitmiş kabul edilse de kalan hastaların onurlu yaşam hakkı ve hastalığın tarihsel derslerinin unutulmaması, mücadelenin devam eden en önemli cephesidir. Cüzzam artık ülkemizde korkulacak bir halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkmıştır”